<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973</id><updated>2012-01-30T09:52:45.916+02:00</updated><category term='mudanya'/><category term='deniz kestanesi'/><category term='facebook'/><category term='erişim'/><category term='uçurtma avcısı'/><category term='candan erçetin'/><category term='acil intern kızlar'/><category term='sezen aksu'/><category term='hamam'/><category term='şelale'/><category term='yürüyen köşk'/><category term='thermalium'/><category term='seçim'/><category term='gölbaşı ankara'/><category term='blogspot'/><category term='yalnızlık'/><category term='son'/><category term='tatil'/><category term='deniz'/><category term='güneş'/><category term='turuncu'/><category term='ben kimim'/><category term='istanbul manzarası'/><category term='rumeli havası'/><category term='vtunnel'/><category term='hayat'/><category term='bayram'/><category term='eksik bir sey var'/><category term='blogger'/><category term='oğuzhan çoruh'/><category term='adana'/><category term='üvezpınar'/><category term='burgaz'/><category term='termal'/><category term='sahil'/><category term='nail payza'/><category term='tuncay betil'/><category term='türkuaz'/><category term='delmece yaylası'/><category term='özgürlük'/><category term='düş'/><category term='kumsal'/><category term='yalova'/><category term='gemlik zeytini'/><category term='çınar'/><category term='soğuk dere'/><category term='abidin elderoğlu'/><category term='günseli kapucu'/><title type='text'>doktorculuk oyunu</title><subtitle type='html'>1. sene asistanı</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>246</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6035370329583488504</id><published>2012-01-21T11:33:00.006+02:00</published><updated>2012-01-29T14:28:48.148+02:00</updated><title type='text'>kapısız evler sokağı</title><content type='html'>yürüyordum. yorgun, günün sonuna yaklaşmış. başımda hafif bir ağrı, göz kapaklarım ağır.. adımlarımın sesini dinleyerek yürüyordum. ellerim ceplerimde, üşümesin. paltomun yakası yüzümün yarısını kapatıyor. nefesimin sıcaklığı burnumun ucunda. ağzıma attığım damla sakızlı şekerin kokusuyla karısık. dilim yavaş hareketlerle şekeri yanağıma itiyor. düşünüyorum. bu hayat, hayal ettiğim yaşamak bu muydu? yaşalandım mı? 30'a az kaldı. neden hep lise yıllarıma geri dönüyorum belleğimde. o zamanlarda yaşayacağımı sandığım hayatın heyecanı ve hevesiyle şimdiyi kıyasladığımdan olsa gerek. bilinç altım aradaki zamanı hızlandırılmış bir karikatür temsiline çeviriyor. Tıp fakültesine girişim, ankaraya gelişim, burada gecen 6 sene , sonra Bitlis, tus, istifalar, asistanlık... hep koşturmaca, uykusuzluk, mor göz halkaları, usanmadan taşıdığım baş ağrısı. ve unuttuklarım... enstrumanlarımdan , notalarımdan, karakalemlerimden, boncuklarımdan...severek yaptığım her şeyden ve yazmaktan  geriye bir okumak kaldı bana. o da son zamanlarda yeniden eskisi gibi okur oldum... evet, hiçbirine ayıracak zamanım, zamanım olsa gücüm yok sanki. geceler, üstelik bu aralar uykusuz ızdıraplı geeler ve bir örnek sabahlar birbirini kovalıyor. ayağım takılıyor. hafif bir sendelemenin ardından dengemi sağlıyorum. düşüncelerle dumanlanmış gözlerim yeniden baktıklarını görmeye başlıyor.hava iyiden iyiiye kararmış. sokak lambaları yanmaya başlamış. sevgili gölgem gelmiş de bana kim bilir ne zamandır eşlik eder olmuş. olduğumdan ince ve uzun olan gölgemi izlerken olmayan silüetim hoşuma gidiyor. biraz zayıflasam, yerde süzülen bu gölge gibi olsam. o anda dikkatimi çekiyor, yer.. ah bu yolu ne zaman parke taşlarıyla döşediler. üç gün önce bu sokak, yağan karla beraber yer yer çökmüş bozuk asfalt ve  doğalgaz boru tamircilerinin üzerinden geçtiği, neredeyse bir patika yoluna dönüşmemiş miydi? kafamı kaldırıyorum. ama bu sokak tanıdık değil. aferim bana. deve kusu gibi başın önünde yürürsen olacağı bu.kaybolursun tabii. saate bakıyorum. ohooo işten çıkalı bir saate yaklaşmış. hiç farketmedim. bizim ev 20 dakikalık mesafede oysa. bir sokak numarası görmek umuduyla tabela arıyor gözlerim.bahçelievler muhitim. çok uzun sokaklar olmaz buralarda. mutlaka birbiriyle kesişen, bölüşen yol ağızları ve benim gibi şaşkınlara yol göstersin diye eski bilmem kaç yeni bilmem kaç şeklinde levhalarla çizilen oklar vardır. arkamı dönüyorum önce.hmmm yok.  geri mi dönsem? ama yolun başı görünmüyor. baya ilerlemiş olmalıyım. en iyisi devam edeyim daha çabuk çıkarım ana yola. yürümeye devam ediyorum .  e hala yok. biraz daha hızlı. ama bu sokağı ne bölen ne kesen başka bir yol yok. hatta bir dükkan , bakkal, büfe, taksi durağı, tabela...hiç biri yok. off çok güzel. emrahı arayayım bari. o beni bi yerden alır nasılsa. ........ açmıyor. aman ne hoş! zaten lazım olunca ulaşamam kimseye. neyse nasılsa bir yere çıkaracak bu yol beni. hızlanıyorum iyice. ne yorgunluk kaldı ne baş ağrısı. etrafta bir insan görürüm umuduyla bu defa gözlerim sağımı solumu tarıyarak yürüyorum. ben hep böyleyim, ankaraya ilk geldiğimde de kaybolmuştum da bir çiçekçiye kalığım yurdun adını sormuştum. bn yurda geldikten bir saat sonra da bi buket çiçek gelmişti. sonra da adamı arayıp beni zor duruma düşürdünüz diye terslemiştim. ne günlerdi. ne kadar da küçüktüm ama o zamanlar kendimi ne kadar büyümüş hissediyordum. ah ilerde birileri var sanki.koşuyorum,yaklaşıyorum... hayır gölgeymiş. hava iyice karardı çok güzel.en iyisi bi kapı filan çalayım da sorayım. en azından artık adresimi vermiceğimi biliyorum:) bu apartman da baya güzelmiş, heralde kiralar epey yüksektir. ukala olur şimdi buradakiler yana gireyim. köpek varmış yab bahçede de. neyse şu ilerdekini kestirdim  gözüme. kapıcısı dairesi şu alt kattaki heralde. ona sorarım. bahçe kapısını itiyorum, soğuk demir elimi üşütüyor. montumu ağzımdan çekiyorum . giriş arkada heralde, dönüyorum toprağın arasına döşenmiş bahçe taşlarına basarak. ee giriş nerde? hey allahım bendeki de şans . görmedim heralde. bi tur daha atıyorum. yok!!! bu ne şimdi! yeni hırsızlık önlemi mi? allah allah...&lt;br /&gt; baheden çıkıyorum. emrahı arıyorum yeniden. cevap vermiyor. bi yandaki bahçeye dalıyorum artık umursamadan kimlerin oturduğunu. doğrudan girişe yöneliyorum. yok ya kapı yok!!! iyi de nasıl olmaz. bu ne demek? kabus mu? besmele çekiyorum içimden. allahım noluyor. içimi dolduran korkuyu yenmek için dua okumaya başlıyorum. bi yandaki bahçeye giriyorum bu defa tedirgin etrafımı izliyorum. nerdeyim ben, niye bunca zamandır bir insan görmedim. bu sokak bitmiyor. önce pencerelere bakıyorum. ışıklar yanıyor. ışıklar yanıyor ama, ee bu insanlar evlerine bacadan mı giriyor. yine dönüyorum dört bir yanı. sırtımı soğuk bir ürperti kaplıyor. gözlerim doluyor. telefonu alıyorum elime yeniden. babamı arıyorum bu defa... cevap vermiyor.  koşarak çıkıyorum bahçeden. yol boyu bi yandan koşup bi yandan sağımda ve solumda dizili binalara bakıyorum. hayır yok hiç birinin kapısı yok. ilerde yanan sokak lambasının altına geldiğimde, aydınlığa sığınıyorum. kaldırımın kenarına oturup ağlamaya başlıyorum. başım dizlerime dayanmış. gözyaşlarım dizlerimi ıslatıyor bir el dokunuyor omuzuma. sıçrayorum. gözlerim kocaman açılmış bir halde bakıyorum. bir kadın, 35 yaşlarında kızıl saçlı. neden ağlıyorsun annenini mi kaybettin diyor. ne diyorum ne annesi?! sesim kulağımı tırmalıyor. ellerimi gözüme siper ediyorum. oldum olası güneşe bakamam. güneş!!! aman allahım, hava aydınlık,öğlen olmuş. bunca zaman ağlamış olamam. acaba uyuya mı kaldım? saçmalama sakin ol. kadın yine aynı şeyi soruyor, buraya ailenle mi geldin küçük... ne! küçük mü? sesim!!! ayağa fırlıyorum. kadının beline geliyor boyum. ellerimle vücudumu yokluyorum. üzerimde mavi çizgili kalın penye bir etek, beyaz dantel bileklikli çoraplar ve yandan tek bantla bağlanmış beyaz ayakkabılarım. sağ tekinin üzerinde iki çizik var. geçen gün parkta oynarken olmuştu. annem spor ayakkabılarını giy demişti de ben inat etmiştim. zihnimde benim irademde olmadan akan bu düşüncelerle irkiliyorum. etrafıma bakıyorum hızlıca. kalabalık, sıcak bir yaz gnü. vakit öğlen olmalı. uzaktan sarı kahve benekleri olan uzun bir boyun görüyorum. ağzını açıp kapıyor. yüzü yana dönük. daha yakından görmek için tel örgüler yaslanmış insanların başları üzerinde geziniyor gözlerim. beynim artık gördüklerimi algılayamıyor.gözlerimi sımsıkı kapatıyorum bir kaç saniye sonra açıyorum yeniden.  bir züraafa bu. bu.. burası hayvanat bahçesi. ağladığımı farketmemiştim. kadın mendiliyle gözyaşlarımı siliyor,irkiliyorum yeniden. elimden tutuyor. gel şuradan anons ettirelim adın ne senin bakalım? ne diyeceğimi bilemeden olduğum yerde duruyorum. kadın bana bakıyor, ben sonunda cesaret edip ağzımı açıyorum..boğazımı temizliyorum. nasıl çıkacağını merak ederek, teşekkür ederim ama ben bulurum diyorum ince çocuk sesimle. elini bırakıp yürümeye başlıyorum. ben bugünü hatırlıyorum. 6 yaşlarımdayken ankarada hayvanat bahçesine gelmiştik kuzenlerimle. ben kaybolmuştum. evet üzerimde bu elbise vardı. saçlarım enseme kadar ancak uzamıştı. annem kakhküllerim alnıma dökülmesin diye saçlarımı minik bir lastike tutturmuştu. elimi başımın üzerine götürüyorum istemsiz, dokunuyorum. evet,papatyalı tokam,maviydi. hatırlıyorum. O gün, ''artık kendi başımayım, başımın çaresine bakmalıyım. şimdi nerede uyuyacağımı bulmalıyım'',  diyen korkusuz çocuk ruhumun yerinde 28 yaşında kalbi patlaycak kadar hızlı çarpan bir ruh taşıyordum. nerede uyuyacağıma karar verdikten sonra,( kediler için yapılmış boş kulübeleri gözüne kestiren 6 yaşındaki rabiş yemeği nereden bulacağını düşünürken), babam bulmuştu beni. tam da bu büfenin önünde.   büfenin duvarına eklenmiş taş banka  oturdum. insanları izlemeye başladım. kendime itiraf edemesem de babamı beklemeye başlamıştım. babam gelirse  şu anki haliyle mi gelecek acaba?  tüm bu olanlara anlam vermem imkansızdı. artık düşünemez olmuştum. çaresizce sırtımı yasladım . yorulmuştum. acıkmıştım. tabii ki ne cebimde param ne telefonum vardı. saat öğlen bir filan olmalıydı. güneş tüm vücudumu ısıtmıştı. sıcağın etkisiyle oturduğum yerde iyice gevşedim. başımı yasladım dizlerime, gözlerimi kapadım. etrafı dinlemeye başladım. çok sesli bir koro gibi hiç yavaşlamadan konusuyordu insanlar.....nefes alış verişlerim yavaşladı önce sonra kalp çarpıntım. içimden söylemeye başladım. babam gelecek, babam gelecek... Rabiş!! Rabiş!!! gözlerimi açtım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babama söylersem size kızar diyorum. sesimi uzaktan duyuyorum. karşımda yaşça benden büyük oldukları belli çocuklar. bizim sokağın çocukları. başımın etrafına toplanmışlar, ayakta, duruyorlar. boyları daha da uzun,gövdeleri daha da iri görünüyor oturduğum yerden. uzun ve kocaman sokakları olan bir mahallede oturuyoruz. ya da o yaşlarda bana öyle görünüyor.her yer ağaçlı çiçekli bahçelerle dolu. bahçeleri yollardan ayıran yarım metre uzunluğunda taş duvarlar uzanıyor sağlı sollu. ben yere çömelmiş oturuyorum. dizlerim gözyaşlarımla ıslanmış. kaybettiğim evimi arıyorum. bizim sokakta çok çocuk var. ben 4 yaşımdayım. annem izin verince aşağı inip ben de oyun oynuyorum, solucan topluyoruz,saklambaç oynuyoruz. köşedeki bakkal amcadan salam ekmek alıyoruz. ben parasız veriyor sanıp adama üzülüyorm. tüm salamlarını bize veriyor diye. sonradan öğreniyorum babamın hesabına deftere yazdığını. '' ne oldu niye ağlıyon küçük, bi şey mi kaybettin?'' diyor içlerinde en uzun olanı. hayıy! diyorum korktuğumu belli etmemeye çalışarak. hiç bi şey kaybetmedim. evet sesim oldukça kendimden emin çıkıyor,aferim bana. ama hepsi de gülüyor. neden gülüyor? benden ne istiyorlar diye bakıyorum yüzlerine. soramıyorum.  korktuğum cevabı verecekler diye soramıyorum. ''niye ...siz bi şey mi buldunuz?...''&lt;br /&gt;benle dalga geçiyorlardı, ama benim onlara kafa tutacak gücüm yoktu. çim ezik, gözlerim ıslak. bi tanesi halime acıdı , bırakın ya zaten ağlamış hadi parka gidip  sallanalım dedi. uzaklaşırken uzun olanı rakasını döndü,'' yırttım yırttım çöpe attım hah haha!!!'' dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annem aşağı inebilirsin diye izin verdiğinde üzerimi değiştirmek için odama gittim. komidinimin boyumun yetiştiği çekmecelerinden birini açıp içinden şortumu çıkarttım. pijamamın altıyla değiştirerek çoraplarımı giyindim. ayağa kalktım, kapıdan çıkarken çekmeceyi açık bıraktığım aklıma geldi. geri dönüp çekmeceyi kapatırken kağıt evimi gördüm. komidinin üzerinde diğerlerinin yanında duruyordu. kırmızı tuğla duvarları , parke taşlarla döşenmiş bahçesi, bahceden üst kata kıvrılarak yükselen dar merdiveni, kırmızı kiremit çatısında kocaman bir bacası olan şirin mi şirin bir evdi. adını hatırlayamadığım bir gazete, kartonlardan kesip yapıştırarak yapabileceğimiz evler veriyordu. akşamları sehpanın etrafına oturup babamla yapıyorduk.  annem ortalığı kirletmeyelim diye bizi tembihliyordu. en son evi dün bitirmiştik. pırıl pırıl, yıpranmamış kartonunun parladığı iki katlı, şirn mi şirin evim. gözlerime okşadım her bir kösesini. pufu komidinin yanına çekip üzerine çıktım. evime uzandım. kucağıma sanki minik bir kedi yavrusu taşıyormuş gibi alarak dikkatlice aşağı indim. anneme göstermeden kapıya yöneldim. kapıyı açacakken annem mutfaktan çıktı. evini mi götürüyorsun? kaybedebrsin götürme, dedi. ben en inat tonlamamla kaybetmem onla oynucam ben diyerek fırladım. sevgili evim kucağımda bahçelerin arasında dolaşmaya başladım. kendime güzel gölgelik bir yer buldum. yerdeki taşları temizleyip evimi dikkatlice yere bıraktım. işaret parmağım ve orta parmağımla evimin minik çiçekli bahçesinde dolaşmaya başladım. yere serpilmiş altıgen taşlara basarak evin önüne geldim. daracık merdivenlerden kıvrılarak yukarı çıkmaya başladım. basamaklar bittiğinde evin kapısını çalmak için işaret parmağımı havaya kaldırdım....kapı yok... aa neden kapı yok. kapıyı çizmeyi untmuşlaa galiba, dedim. evimi yanıbaşımızda duran ağacın arkasına saklayıp eve doğru kostum. bir kalem bulup geri dönecek, evime güzel bir kapı çizecektim. koşarken kenarda açmış mini mini beyaz papatyalar gördüm. anneme toplasam mı? neyse sona toplayım.  kapının zilini çaldım. anne evime kağpı çizmeyi unutmşlaa bana bi kalem veysene siyah olsun, kapı çizicem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geri döndüğümde evim yoktu. yanlış yere mi bakıyorum acaba diye tüm bahçeleri, ağaç diplerini aradım. tüm çocuklara sordum. evimi göydünüz mü? bulamadım. içimden anneme gidip sarılıp ağlamak geliyordu ama annem bana götürme demişti. ve ben onu dinlememiştim. hem babamla birlikte yapmıstık. daha yepyeniydi. babam da çok sevmişti. kutsal emanetini kaybetmiş bir insan ağırlığıya olduğum yere çöktüm....&lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;babama söylicem sizii...... yere çömlemiş başımı dizlerime dayamıştım. minik ellerim yüzümü kapatış, dizlerim gözyaşlarımla ıslanmıştı...babam size kızar...Rabiş!! Rabiş!! hadi tatlım çay oldu...........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6035370329583488504?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6035370329583488504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6035370329583488504&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6035370329583488504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6035370329583488504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2012/01/kapsz-evler-sokag.html' title='kapısız evler sokağı'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3972513444470404</id><published>2012-01-01T01:42:00.002+02:00</published><updated>2012-01-01T01:55:32.744+02:00</updated><title type='text'>yeni yıl</title><content type='html'>çoğumuz gibi, ben de bu senenin nasıl geçtiği ve gelecek günlerden neler beklediğim muhteviyatlı düşünceler içindeyim. geçirdiğim seneler arttıkça (ve dahi yaşlandıkça) geçmiş yılbaşlarımı düşünüyorum. nerde ve nasıl girdiğimi, ne umup ne bulduğumu. benim hayatımın en karmaşık yıllarını geçirdim. 2010 benim senem olacak diyorken başıma hiç ummadığım şeyler geldi. yaşamak istemeden yaşadığım 11 ay geçti. 2011'de ise babama kavustum, evlendim, güzel bir evim, sıcak bir yuvam oldu. babamın tayini ankaraya çıktı. ailem yanıma geldi. kardeşim mezun oldu ve işe başladı. böyle yazınca, daha ne olsun diyor içimdeki ses. ama o biliyor ki yaşadığım her güzel şeyi geçmiş senenin acılarının gölgesi ile kararttım. ama bu seneye, yeni evimde,  annem ve babam ve sevgilimle girdim. yaptığım yemeği herkes çok beğendi. kabak tatlısı yaptık,kestaneler çizdik,3 defa çay demledik. midemiz izin vermediği için mısır patlatamadık ve pastamızı yiyemedik. sonra park caddesindeki sokak konserine gitmek üzere önde annemler arkada biz ümitköye koyulduk. ancak tıkalı trafikten başka bişey bulamadık. biz de ankarayı turladık. sokaklarda kendilerinden geçmiş eylenen,aklı selim yüryen, arabalarda dans eden ,mekanların önünde sıralanmış arabalardan, atılan havai fişeklerden bir kolajla girdik yeni yıla. ve şükürler olsun, daha ne isterim hayattan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3972513444470404?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3972513444470404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3972513444470404&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3972513444470404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3972513444470404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2012/01/yeni-yl.html' title='yeni yıl'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3756438950357990630</id><published>2011-12-18T14:28:00.002+02:00</published><updated>2011-12-18T19:29:35.862+02:00</updated><title type='text'>bugün pazar hava kapalı hastanedeyim bi de annemi özledim</title><content type='html'>bu hafta nasıl geçti anlamadım. hiç nöbetim yoktu ama yine de tüm kaslarım ayrı ayrı ağrıyor. bugün nöbete gelirken çok zorlandım. havadandır heralde. perşembe akşamı sevgilimin annesi geldi ankaraya. onu ziyarete gittik. cuma akşamı arkadaşlarım geldi evimizi hayırlamaya. bize çok güzel bir saat almışlar. saat istasyonlarda takılı olan iki taraflı yuvarlak duvara monte saatlere benzetilmiş. tabi biz ikimiz de çok becerikli olduğumuz için bir çivi çakmak amacıyla duvarda 5 ayrı yıkık alan oluşturabildiğimizden gelmişken bir de takar mısınız dedik. çocuk insaat mühendisi elinden gelir nasılsa dedik. yarım saat insanları koltuk tepelerinde matkaplar tornavidalar elektrik süpürgeleriyle dolandırdık. tabi biraz da mahcup olduk. ama çok güzel oldu. dün sabah da emrahın annesi dayısıgil filan geldiler kahvaltıya. geldiklerinde saat 12 buvuk olmuştu. ben 10a kadar uyudum emrah hazırlamış her şeyi. sonra ben de kalktım. portakal suyusıktık. bekle bekle gelene kadar bari börek yiyelim dedik. kendimize sallama çay yaptık. sonra playstation oynadık. little big planet diye bir oyun. çok güzel bir oyun. aaa koridordan bağırışmalar geliyor. birileri kavga ediyor yine. hasta yakınları ve hemşirenin sesi sanırım. neyse ben gidip bi bakayım... tam geri dönmüş bi cümle yazıyordum ki odamın kapısı açıldı bi hasta kötüleşmiş. koştuk baktık teyze tuvalete kalkınca byığılmış. genel durumu iyi, 50 yaşlarında bi kadıncağızdı. ek hastalığı yoktu. parkinson nedeniyle yatıyordu. hemen yoğun bakıma çektik,entübe ettik, tam 1.5 hatta 2 saat resusitasyon yaptık. ama teyzem geri döndü. şimdi stabil durumu. inşallah toparlar da yoğun bakımdan çıkısını görürüm. bu arada benim yukarıda sorumlu olduğum ara yoğun bakımda bir sürü işim vardı, acilde dahiliye yoğun bakımda hastalar için beni arıyorlardı. ve biz akşam 6ya kadar yemek yicek vakit bulamadan koştuk durduk. neyse şimdi biraz sakinleştik. inşallah bu günlük bu kadardır. yarın akşam olsa da evime gitsem...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3756438950357990630?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3756438950357990630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3756438950357990630&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3756438950357990630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3756438950357990630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/12/bugun-pazar-hava-kapal-hastanedeyim-bi.html' title='bugün pazar hava kapalı hastanedeyim bi de annemi özledim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4600345087507920553</id><published>2011-12-05T23:16:00.003+02:00</published><updated>2011-12-05T23:35:11.537+02:00</updated><title type='text'>emel sayın konseri</title><content type='html'>4 yaşımdayken, emel sayın TV 1 ekranında muhteşem sarı saçları ve mavi gözleriyle bir prenses edasıyla şarkı söylerken ben, zeki mürenin amca değil de teyze olduğuna annemin el kadar çocukla dalga geçtiğini bilmediğim haylaz arkadaşını inandırmaya çalışırken, mide bulantımı araba teybine takılan mavi kağıt çıkartmalı barış manco kasetiyle kendimden geçerek geçirirken... işte 4 yaşımdayken.... o çok, en güzel zamanlarında yaşamımın, zümrüt gibi parladığı, hayatta zümrüdü anka kuşlarının olduğuna inanırken hala...gözlerimi dikmiş hayran hayran izlerken ve yalnız kaldığımda her hareketini taklit ederek eşlik ederken. emel sayın hep o şarkıyı söylerdi. yağdır mevlam su...&lt;br /&gt;24 sene. &lt;br /&gt;aradan geçen zamana bakınca kendimi tıpkı şarkıda söylenen kurumuş topraklar gibi hissediyorum. &lt;br /&gt;Ankara'ya gelmiş!  internetten gazete okurken gördüm haberini. sanat yılının 45. yılını kutlayacakmış. ilk ankara radyosunda başlamış.&lt;br /&gt;.........emrah, emel sayın geliyormuş gidelim mi?&lt;br /&gt;emrah çok da istemeyerek olur dedi. biletimizi aldık ve gittik. yaş ortalamasını söylememe gerek yok sanırım. konser başladı. uzaktık sahneye, öyle ayrıntıları secebilecek bir mesafede olmadığımdan uzaktan sadece sarı saçlarını ve değiştirdiği kostümlerin parıltısını görüyodum. konser başladı. öyle sandığım kadar güzel olmadı. bilindik türk sanat müziği sarkıları, her yerde dinleyebileceğiniz türden. ve çok bağıran bir orkestra ardında kalmış emel sayın. ama bu emel sayın işte, çocukluğumun kahramanı, o kadarcık halimle beni duygulandıran bakışlarımı bilmediğim uzaklara daldıran...&lt;br /&gt;sonra o başladı. benim şarkım. yağdır mevlam su. yüzümde kocaman bir gülümseme ve yanaklarımdan süzülen yaşlarla,  24 sene önceki küçük kızın tüm güneşli günlerini yeniden gözlerimin önüne serdi.&lt;br /&gt;iyi ki dedim, gelmişim. asla unutmayacağım 3 dakikalık sarkı 3 saatlik sıkıcı konsere deydi. &lt;br /&gt;hala söylüyorum ,yağdır mevlaaam suuuuu....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4600345087507920553?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4600345087507920553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4600345087507920553&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4600345087507920553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4600345087507920553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/12/emel-sayn-konseri.html' title='emel sayın konseri'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4334460077099684786</id><published>2011-12-01T21:57:00.004+02:00</published><updated>2011-12-05T23:37:41.961+02:00</updated><title type='text'>bir ankara kısı ve soğuğa atıf, behzat ç.</title><content type='html'>seneler önce, fakülteye kayıt yaptırmaya geldiğimde hiç sevmemiştim ankarayı. ikametleri mevcut akrabalar dolayısıyla hemen hemen her sene bir ziyaret yaptığımız ve o zamanlarda sevmekle ilgili bir kaygımın olmadığı bu şehirde arabayla  dolanırken annem &lt;em&gt;etrafına biraz baksana hiç mi merak &lt;em&gt;etmiyosun yaşayacağın şehri&lt;/em&gt;&lt;/em&gt; demişti. hiç unutmuyorum, dizlerim kırıp bacaklarımı arka koltukta toplamış , bakışlarımı ön koltuğun başlığına sabitlemiş oturuyordum. sanki pencereden dışarı bakmayınca artık ankarada yaşama gerçeğimi reddetmiş oluyordum. kendi kendine bir kaçınma mekanizması muhtemelen. sonra yıllar geçti geçerken yalnız günler, yeni arkadaşlar, artık konusulmayan arkadaşların üstüne başka yeni arkadaşlar,aşklar, sevgililer derken alışıp gitmiştim. birinci sınıfta iki haftada bir adana otobüsüne biner 7 saati varacağım şehrin güzelliğini, evimin sıcaklığını hayal ede ede pencereden dışarıyı mutlulukla izleyerek giderdim. tabi sonraları ayda bire düştü. ama ben ankarayı yine de sevmedim. soğuğunu karanlığını uzaklığını ... 10 sene geçmş. o günlerden bu günlere. 2 yurt 3 ev ve arada 3 şehir değiştirdim. şimdi 4. evimde 6 senelik sevgilimin eşliğe terfi ettiği yeni medeni halimle ikamet ediyorum. ve behzat ç. nin dizi müziklerini dinlerken anlıyorum ki artık bu şehir , hem de en sevmediğim yönleriyle ,soğuk ve karanlık kışıyla, içimde bir yer etmiş. sevmek ? bu arada ben pilli bebeği bir kız sanıyordum . halen de bir erkek topluluğun adının pilli bebek olmasını yadsıyorum. ama şarkıları 10 numara.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4334460077099684786?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4334460077099684786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4334460077099684786&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4334460077099684786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4334460077099684786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/12/bir-ankara-ks-ve-soguga-atf-behzat-c.html' title='bir ankara kısı ve soğuğa atıf, behzat ç.'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2632373367527955674</id><published>2011-11-30T16:01:00.003+02:00</published><updated>2011-11-30T16:33:13.326+02:00</updated><title type='text'>yeni bir başlangıç</title><content type='html'>ne zaman olmadı ki?&lt;br /&gt;hayatta kocaman şeyleri gözardı edip, küçücük şeyleri gözüme sokuyorum. kendi hayatımı zorlaştırmaktan başka ne yapıyorum acaba? yıllar önce, daha küçük bir lise çocğuyken odamın duvarına kalın asetatlı kalemle kcaman yazmıstım, ''bugün kendin için ne yaptın?''. o zamanlar hayatımı sorgulayan ve yaşantımı kontrol altında tutmaya çalışan şimdiden çok daha olgun bir ruhum vardı. ya da sanıyorum. çünkü bir süre sonra o yazının yanına başka bir cümle eklendi. '' çok yaratıcı biriyim, acaip sorun yaratırım''. tam isabet. şimdi dönüp bakıyorum gerçekten de o zaman kendime 15 yıllık bir zaman sürecinde özetleyen bir cümle kurmuşum. itiraf edip gözümün önüne de koymusum. ama nafile. neye yaradı? hala aynıyım. tek farkla artık kendini sorgulayan, ya da sorgulma fikrini bile taşımayan birine dönüştüm. yıllar mı bu süreçte insanın kendiyle olan ilgisini kaybetmesine sebep oluyor? bilmiyorum. içi boş bir teneke kutusu gibi yuvarlanarak ilerliyorum. ve meyil bellli ki aşağı doğru. &lt;br /&gt;insanın kendini geliştirmesi, içinde olan alaca renlerin uçlarını birer birer bulup çekmesi, kaosunu düzeltmesi... bir nevi ruhunu ütülemesi lazım.kıskançlık, korku,tembellik gibi hayatımızı farkettirmeden zora sokan alıştığımız hallerimizi farkedip üstüne gitmesi lazım. yeni kararlar alması, bazılarından vazgeçmesi ve bunu durmadan yapması lazım. ben? hiç birini yapmıyorum. mesela aylık nöbet listesi tüm enerjimi düşürebilen bir şey. halbuki gerçek olan bir şey bu asistanlık bitmeden ya da bir kaç yıl geçmeden bu durumun değişmeyeceği. ha bir eksik ha bir fazla. elden ne gelir ki?ya da kıdemlimin kim olduğu, senle nöbet tutmak istemiyorum demeyi gözüm kesmiyor da. &lt;br /&gt;aslında...dün kötü bi şey oldu. ben çok sevdiğim biriyle çok sevdiğim başka biri yüzünden kavga ettim. hem de kötü bir kavga. öyle ki şiddetinden korkup ağlamaya başladım. gülme bana, kızlar işte dediğini duyar gibiyim. yok ama bir kıza yakışmayacak şeyler söyledim. bazen nadir de olsa  kontrolümü tamamen kaybediyorum. ama bunu tabii ki ve herkes gibi nazımın geçtiği yani beni seven insanlara yapıyorum.biliyorum yanlış yapıyorum.hadi dün döndük ucundan ama ya başka bir gü geri dönüşsü bir yola girersem? olası yani. ben bu pervasız halde oldukça.&lt;br /&gt;kendimle konusmayı, sonra yazmayı,enstrumanlarımı çalmayı hepsini bıraktım. ve yalnızım. içimdekileri dökebileceğim bir arkadaşımın olmadığını biliyorum. hani herşeyim paylaştığım türde biri. yoksa arkadaşlarım var, çok sevdiğim, sevildiğimi bildiğim ve güvendiğim. ama.. hani paylaşılan sırdaşlığın birbirini ayna kadar yansıttığı türden bir dostluk.eskiden vardı böyle biri. biliyorsun pınar. yıllarımı dakika dakika neredeyse birlikte yaşadığım. ruhumun düğümlerini ona anlatırken yavaş yavaş açardım. ben bulamazsam ipin ucunu o gösterirdi. hani caın sıkılınca ilk aradığın... ama şimdi yok. artık kendimle ilgili hiç bi şeyanlattığım kimse yok. annem,babam,eşim... epsi ruhumdan kısım kısım biliyorlar. belki büyümenin doğası budur ne dersin? 28 yaş...&lt;br /&gt;kendime yabancı,yaşıma yabancıyım. sebebi? çünkü yaşadığım hayatı reddediyorum. evlendim ama yastığımın yanına pelus ayımıotrutup öyle uyuyorum. sanırım kabullenemediğim için de zaman bana sırtçeviriyor.&lt;br /&gt;şimdi hayatıın en büyük bahanesi, ertelediğim her şeyin.. asistanlık ve nöbetler. peki asistanlı btiiğinde yani 2,5 sene sonra? o zaman da belki birçocuk? obüyüdükten sonra, ki o kadar yaşayacak mıyım? meçhul... geriye akıgiden bir ömür...&lt;br /&gt;allahım yine o onulmaz melankolim hayır daha da kötüsü umutsuzluğum... melankolinin kendine has bir keyfiyeti vardır ya halbuki benimkisi gerçek birboşluk.&lt;br /&gt;senle konusmayalı,kendimle konusmayalı uzun zaman olmuştu. iyi geldi. bu blog bana bir zamanlar bir yazarlık deneme çabasıydı. belki biraz etiket ve beğenilme arzusu. sonra babamla konustuğum bir sır kutusu oldu. sonra, yazmaktan yoruldu. ama şimdi, artık kendi kendimizeyiz. zaman bu arada beni takibeden bir kaç kişiyi de aldı götürdü. kimi bloglarını kapadı kimi takipsizlik kararı verdi. artık kendimi daha cesur anlatabileem sana. çünkü ne yakın arkadaşlarım ne sevgilim kimse dokunmuyor mahremimize. &lt;br /&gt;sence yapabilir miyim?&lt;br /&gt;yeni bir başlangıç...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2632373367527955674?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2632373367527955674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2632373367527955674&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2632373367527955674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2632373367527955674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/11/yeni-bir-baslangc.html' title='yeni bir başlangıç'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-540847878986126890</id><published>2011-10-04T22:09:00.002+03:00</published><updated>2011-10-21T14:25:58.177+03:00</updated><title type='text'>ahh benim gençliğim, ah narin kalbim ve kurt''çuk'' fobim!!!</title><content type='html'>nöbet çıkışıydım. eve yürüyecek kadar dermansız hissettiğim bacaklarım beni duraktaki taksiye kadar götürdü. yürüyerek 20 dkda gelebileceğim mesafeyi tıkalı trafik nedeniyle yine aynı zamanda aldık. neyse eve geldim, sevgilim (eşim) bi kursu nedeniyle geç gelecekti.  bi sıcak banyo yaptım, kendimi salondaki oturmaktan çökerttiğim koltuğa bıraktım. kuandayı aldım elime, yarım saat sonra üzerimi giyinmiş kendime kitap almaya kitapçıya giderken buldum. epeydir okumayı istediğim bir kitap vardı, sonuncusunu alıp eve döndüm. kendime anneciğimin aptığı güzel yemeklerden bir sofra kurup salonda keyifle yedim. çay koyup dinleneyim derken aklıma emrah geldiğinde yesin diye poaca yapim dedim. peynir de az en iyisi patetesle yapmak diye başladım işe. öncelikli iş annemi arayıp tarif almak oldu tabii. neyse ben soğanları kıl kalınlığında kıyıp kavurup patetesleri yıkayıp  haslayıp, hamuru yoğurup,patetesleri süzüp.........'' o ne be!! bir  dilim güneş sarısı güzel patetesin üzerinde yatan,haşlanmaktan mükabil rengi iyice koyulaşmış bir kurtçuk... benim sevgili fobimdir kendileri. ben elimdeki herşeyi furlatmak suretiyle salona bir kaç adet orta dereceli desibel çığlığı atarak kaçtım. kedimi teskin edip geri dönmem yarım saatimi aldı. o dilimi çöpe bakmadan atıp,çöpü de bakmadan dışarı atıp geri döndüm işme. artık her haşlanmış dilimi çatal ve bıcakla alıp, kabukları asla el sürmeyip bıcakla soyuyor ve iyice kontrol ettikten sonra ezeceğim kaba koyuyordum. işte sorunsuz yürüyen bir 15 dakika sonrası soğanlarım kıamında kavrulmuş patetesleri ezme işlemim  nihayet bitmişti ki.........malesef tahmin edevbileceğiniz gibi ikinci bir haslanmış kurt ezilmiş patetes kümesinin arasında. u defa salona geri dönmemek üzere ve göz yaşlarım eşliğinde koştum. annemi aradım,pınarı aradım,bi sigara yaktım...ellerim titrerken ben buz dolabındaki peynirleri ince kıyım maydnozla karıstırıyordum. annem ve pınar, bak o kada hamur yoğurmussun yazık olacak peynirli filan yap bişey olmaz diye teskin ettiler beni.babam da kızdı tabi. minicik kurt işte atar devam eder diye bağırıyordu. netice mi? evet peynirli poacalarım pişti,emrah eve geldiğinde bu evde bişeyler pişmiş diye hayreti mutluluktan fazla olan bir halde bana sarıldı. olan bu patetesler kurtlu diye attığım yeni alınmış 3 kilo patetes ve 5 kilo soğana oldu. bize de afiyet oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-540847878986126890?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/540847878986126890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=540847878986126890&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/540847878986126890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/540847878986126890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/10/ahh-benim-gencligim-ah-narin-kalbim-ve.html' title='ahh benim gençliğim, ah narin kalbim ve kurt&apos;&apos;çuk&apos;&apos; fobim!!!'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6856820271201203326</id><published>2011-10-03T13:07:00.002+03:00</published><updated>2011-10-03T13:15:27.657+03:00</updated><title type='text'>entübe hasta stresi</title><content type='html'>gecen 1 ay neredeyse hep iyi hasta takip ettiğim,hiç çıkmadığım,nerdeyse evimmiş gibi benimsediğim sevgili ara yoğun bakımıma bugün kötüü çok kötü bir hasta yatırdılar. zaten cuma akşamı giderken bomboş bıraktığım yatakların 2 si dolmuştu. ben onların kanlarını alırken acilden 2 tane daha gönderdiler. iyi mi dedim, hiç de kötü demediler. hastalar arka arkaya bi geldi ki defibrilatöre bağlı, alarmlar eşliğinde,bilinçler yok. ohh dedik tüm ekip hep birlikte. sonra yataklarına aldık. bi teyze 86 yaşında çok kötü bakılmış malesef, korkunç bir akciğer grqafisi ve hırıltısıyla oksijen düzeyi 70lerde. entüe etmek durumunda kaldık. yanındaki kadıncağız da kötü. moralim bozuldu. nedense stres oldum. ben böyle hasta takip etmek istemiyorum . tabi kim ister de. ne bileyim işte nöroloji secerken çok ağır hasta olmasın diye secmiştim,ama yoğun bakımlarda üstelik de yoğun bakaım eğitimi almadan böyle hastalarla baş başa kalmak çok zor. tam yemeğe gidecekkende hoca geldi visite. 45 dk visit yaptı. ben de kendi başıma gittim yemek yedim sonra. odama döndüm geri. kimseyle konusmak istemiyorum. kendimi mutsuz hissediyorum bugün. ha bi de nöbetçiyim tabi. o da var. o kadar da ugraşıyorum kendimi iyi telkin ederek mutlu hissetmeye çalışıyorum ama. olmadı,neyse en azından bahanemi buldum. entübe hastam var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6856820271201203326?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6856820271201203326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6856820271201203326&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6856820271201203326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6856820271201203326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/10/entube-hasta-stresi.html' title='entübe hasta stresi'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3668237244485993931</id><published>2011-09-23T14:23:00.002+03:00</published><updated>2011-09-23T14:38:03.781+03:00</updated><title type='text'>ankara karardı yine</title><content type='html'>bu sabah karanlıkla uyandık ankarada. bildik o ruhsuz rengini almış yine. içim sıkıldı perdyi araladığımda. bir umut belki dedim bi kaç güne açılır. kendim de pek inanmıyorum ya. daha ekime bile girmedik halbuki. fakültede okurken eylülün ikinci veya üçüncü haftası başlardı okul. ve ben güneşe çıkınca üzerimdençıkardığım lacivert bi sweat hatırlıyorum. demekki güneş bizi terketmiyormuşöyle hemencecik. artık ekim girmeden gidiyor. bugün herkesin enerjisi düşük. hemşire hanım bildiğin hasta gibi duruyor.kapalı havalarda böyle olurmuş. eh yazık sana dedim ,koca kış böylegeçer mi? personel uykum var diyor, hastaların hepsi uyukluyor. ben de bi başıma burada orturuyorum. hoca da gelmedi bugün. zaten günasırı geliyor. geldiinde de genelde 17 gibi geliyor. ama bu gün haftasonu giriyor ve taburculuk bekleyen bir hasta var,bana sürekli ne zaman taburcu olucam ben diyip duruyor. ben ne diyim be amca. hoca sonuclarını görmeden.. cepten arayım bari dedim o da kapalı. odası hiç cevap vermedi zaten bütün gün. işte ünivrste hastanesi, asisitanlar arı gibi çalışsın, hocalar ehli keyif. e bunu bile bile yatma o zaman ya da gelme acile. git işte bissürü devlet,eğitim araştırma var hepsinde de bura ne varsa o var. burada tek fark kalabalık ve işler yavaş yürüyor. aman neyse. ben bugün nöbetçiyim. cuma nöbetlerini seviyorum aslında ertesi gün eve gidiyorum diye ama pazar da nöbetiyim:( neyse en azından sevdiğim bi arkadaş da cuma pazar. artık hep pozitif bakmaya çalışıyorum ya hayata:) annemler tatilde,altınolukta. biliyor musun babmın tayini ankaraya çıktı:) artık burda yaşıcaklar inşallah. bugün de kardeşim işe başlıyor. o da ankarada:) dualarım kabul oldu galiba:) çok şükür...ben de detoksa girdim. irritable barsak oldum bu aralar. ben de 3 gün sadece elma-armut ve grisini yiyerek iç organlarımı bi temizlicem. ama çayımı içerim kimse karsamaz. aç kalınca canım kahve istedi. ne zamandı içmiyodum. çok koyu olmayan bi nescafe yaptım kendime. işte böyle. ara yoğunda bi öğlden sonra daha.ben aslında sana başka bi şey anlatacaktım ama boş boş gevezelik ettim. hadi görüşürüz sonra.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3668237244485993931?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3668237244485993931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3668237244485993931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3668237244485993931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3668237244485993931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/09/ankara-karard-yine.html' title='ankara karardı yine'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4363402977116665937</id><published>2011-09-15T15:22:00.003+03:00</published><updated>2011-09-15T16:14:42.357+03:00</updated><title type='text'>mutlu oluyorum, mutlu yıllar emraaaah</title><content type='html'>ben uzun zamandır hayatı bardağın dibinde kaldığı kadarıyla içiyorum.&lt;br /&gt;uzun zamandır sigara izmariti kokusu genzimde yaşıyorum. ben uzun zamandır sadece bekliyorum,zaman üzerimden gelp geçsin diye. güneş doğup batsın diye...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;artık -di'li geçmiş zaman kullanmak gerek.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dip,bir şeyin sonu demektir ya, benim ruh dünyamda kullanılan lugata göre öyle değilmiş. benim diplerimin sonu gelmiyormuş. düşerek öğrendim. içine girdikçe ,indikçe derine bitmedi gitti. sonra bi gün, hangi günün hangi anı hatırlamıyorum ama mutlu olmayı özlediğimi farkettim. çatık kaşlarımı gevşetmeyi, üst dudağıma minik kırışıklıklar çizittiren gerginliği bi kenara bırakmayı...gülümsemeyi. sağ yanağıdaki gamzeyi unutmuşum. oraya sıcaklık doldurdum. ne vakit daralsa içim derin bir nefes aldım ve kendimi mutlu edecek bi şeyler düşündüm. olmadı mı, geçen sene yaşadığım hüznü hatırlattım kendime. insanlar beni gülümserken hatırlasın istedim. her yere gülümseyerek gittim. nöbetlerde yorgun argın bi başıma yürüdüğüm hastane koridorlarında , otoparka girerken, yataktan çıkarken... gözlerimin ısındığını hissediyorum. bana insanlar sen daha bir mavi bakar oldun diyor. ne kadar güzelleştin diyor. ben güzelleşmedim halbuki,sadece güzel bakmaya çalışıyorum . üzülmemeye, kendime hayatı dert etmemeye çalışıyorum. her zaman başarılı olamıyorum. ama kısmen... mesela nöbetleri artık kafama takmamaya çalışıyorum. ara yoğun bakımda tek başıma çalışıyor olmayı da. burayı evimmiş gibi benimsemeye çalışıyorum. buradaysam eğer,bu hastane odasında mutlu olmaya çalışıyorum. nasıl gidiyor asistanlık diyenlere,hatta sizin de işiniz zor diyenlere -yoo o kadar da yoğun değiliz,işte 7-8 nöbet tutuyoruz diyorum:) komik değil mi, çünkü bi kaç ay önce ayda 8 nöbet tutuyorum diye ağlıyordum.şimdi gerçekten de daha az yorulduğuma, nisbeten rahat olduğuma inanmaya başladım. kendimi mi kandırıyorum? bilmem,işe yaradı ama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bugün&lt;br /&gt;emrahın doğum günü. ama ben nöbetçiyim. üstelik de sabah biraz tatsız ayrılmıştık. öğlene kadar çok mutsuz hissediyordum kendimi. öyle ki oturup salak salak ağladım bile. eyvah dedim yine başlıyoruz galiba. oynadığım mutluluk oyunu buraya kadarmış. saat 11'i geçmişti. öğlen arasında emrahın yanına gitmeye karar verdim bir anda. 12ye 20 kala aşağıya indim. cebimde 4 lira vardı. bankadan para ektim. yandaki çiçekçiye uğradım. üzeirnde pembe çiçekleri olan mini mini bir kaktüs aldım. bir kart yazdım üzerine ; ''tıpkı benim gibi...'' sonra koşar adımlarla durakta bekleyen taksiye atladım. ulusa... 12 olmustu ben de emrahın iş yerinin önündeydim. aradım, nerdesin, diye. binası değişmiti halbuki, yanlış yerde inmiştim taksiden . sen yukarı doğru yürü ben de geliyorum dedi. onu görüdüğmde aramızda onlarca insan vardı. ama benim gözlerim anında sevgilimin güzel yüzünü ve  parlayan gözlerini seçti,odaklandı. sonra da aradaki tüm nesneleri ve kişileri sildi. mutlu olduğunu görmüştüm. ben de engel olamadığım  ve mevcut tüm dişlerimi ifşa eden bir sırıtışla gittim yanına. sarıldık pek de münasip olamyan bir yerde birbirimize biraz çekingen ve alelacele ayrıldık. elllerimiz tuttu birbirini sımmmsıkı... yürüdük, suluhan diye eski bir taş hanın bahçesine gittik. ortasında minicik bir havuzu olan ve  her yerini ağaçların,sarmaşıkların kapladığı şrin mi şirin bir yer. giderken el tezgahında yağda hamsi kızartıp ekmek arası soğan ve rokayla tanesini 3,5 liraya satan adamdan balık ekmek aldım. emrah tokmuş, ben yemesem mi diyinceye kadar bitirmiş bulundum:) oturduk,2 kahve söyledik,sonra ben yine kararsız kalıp çay mı içsydim dedim. bi de çay söyledik. adam hepsini birden getirdi:) ben önce çayımı sonra soğumasın diye emrahın üzerine tabağını kapattığı hahvemi içtim. ha bu arada,kaktüsü çok sevdi, çok sevindi. iyi ki geldin dedi. ben de gülümsedim,hep gülümsedim. sımsıcak bir güneşin yakmadan ısıttığı şirin bir eski ankara öğleni aklıma böylece kazındı işte. bugün benim sevgilimin,sevgili eşimin doğum günüydü... iyi ki doğdun sevgilim..................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4363402977116665937?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4363402977116665937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4363402977116665937&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4363402977116665937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4363402977116665937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/09/mutlu-oluyorum-mutlu-yllar-emraaaah.html' title='mutlu oluyorum, mutlu yıllar emraaaah'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3097764833496798936</id><published>2011-08-19T15:23:00.002+03:00</published><updated>2011-08-19T15:29:41.493+03:00</updated><title type='text'>tatildeyim</title><content type='html'>selam svgili blogum nasılsın? ben yaz tatilindeyim ama ramazana denk gelmesi sebebiyle bi yerlere gidemedim. emrah da izin aldı evde birlikte gün geçiriyoruz. o ders çalışıyor ben de tüm gün yatıp film filan izliyorum. annemler de burada . akşamları kuzenlerim de çoğu zaman bize eşlik ediyor bi yerlere gidiyoruz hep beraber. arkadaşlarımızla buluşuyoruz.öyle geçip gidiyor günlerim. bugün sevgili arkadasım ve eşiyle konustum haftaya bi akşam bize gelecekler. daha arkadaşlarım evime gelmedi.emrah geldi oyun oynıcaz sonra görüşürüz:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3097764833496798936?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3097764833496798936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3097764833496798936&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3097764833496798936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3097764833496798936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/08/tatildeyim.html' title='tatildeyim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2356007295128471065</id><published>2011-07-16T21:12:00.003+03:00</published><updated>2011-07-17T00:03:44.408+03:00</updated><title type='text'>kızılay ve sakızlı türk kahvesi</title><content type='html'>Uzun zaman sonra bu gece kızılayda koliba kafede artik kendisi eşim olur ancak benim icin sevgilim demek daha kolay oturup nargile içiyoruz. Bir ankara gecesi iste . Herzamankinden .hayatin hafif olduğu bir yaz gecesi .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceye evden devam ediyorum. bugün cumartesi. pazara sadece 5 dakika kalmış. bu akşam kızılayda dolaştık. seneler sonra. kızılaya sadece işimiz olduğunda gidiyorduk ne zamandır. eclerimiz uzaklaşınca ve eylence anlayışımız değişince. daha doğrusu son bir sene pek eylenecek halimiz yoktu. bu akşam değişiklik yapalım dedik. ümitköyün nezih sakinliği ve bahçelinin tıklımtıkışlığından sonra kızılayda o unuttuğum ankara havasını koklamak güzel oldu. senelr geçmiş ama değişen pek bi şey yok. kızılay yazlık yerlerde hediyelik standların ve sokak çalgıcılarının kaldırımlara üşüştüğü o bildik manzaraya bürünüyor akşamları. her kafeden başka bir müzik insanı bir ruh halinden diğerine sürüklüyor. tek eksiği deniz kokusu. ahh keşke yaşadığım şehirde deniz olsaydı ... eve döndükten sonra sevgilim ders çalışmak için çalışma odasına geçti. sakızlı türk kahvesi yaptım ikimize. kahve yapmayı pek beceremem ve bu  durum kahve yapma görevini hep başkasının üstüne almasına sebep olduğu için de öğrenmeye çalışmam:) kahvemi içerken esen tatlı rüzgara, yarın annem ve babamla pikniğe gidecek olmamıza, 5 bucuk senedir beraber olduğum adamla evlenmiş olmamıza, hayatın bana verdiği tüm güzel şeylere mutlu oldum. bu mutlu akşamı unutmamak için sana yazayım dedim sevgili blogum. unutmamak lazım. kötü günlerde azığımızda olması gereken şey güzel günlerin anıları oluyor. insan onlara sımsıkı tutunarak yaşıyor. o  günleri hayal ederek uykuya dalıyor ve yaşanmış olduğu için şükrediyor... şükürler olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2356007295128471065?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2356007295128471065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2356007295128471065&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2356007295128471065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2356007295128471065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/07/ff.html' title='kızılay ve sakızlı türk kahvesi'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7611717594864672693</id><published>2011-07-07T14:20:00.002+03:00</published><updated>2011-07-07T14:36:13.616+03:00</updated><title type='text'>aşk</title><content type='html'>aşk.. insanın önce içine girie gizlice. yavaş yavaş içine işler. dolar her lahzan senden habersiz. genetik zincirine yeni proteinler kodlanır. tıpkı bir organın gibi onsuz olmadan yaşayamaz hale gelirsin, önce bilmeden...&lt;br /&gt;sonra neye aşık olduğunu bilmeden...yaşar durursun bir süre. mutluluk duyduğundur, huzur bildiğin. sadece... için kıpırdanır için susar. her ikisi de derin bir sonsuzluk hissiyle dolar. kendi içine çekilirsin. sessizliğinde bulursun nice kelam. edilmeden duyulan... uzunca bir sohbettir aşk. ama kendinle ama başkalarıyla. farkı başkalarıyla yapılanın lezzeti çabuk tükenir. ondandır aşığın sesiz kendine dönük halleri. sen sahip olduğunla mutlu mesud yaşar giderken dünya üzerinde ve belki de bilmezken aşık olduğunu. aramaya koyulursun öğrenilmiş bir aşık kendine. hani el ele tutusup da göklere yükseldiğin misalinden. alacalı bir film afişi veya yeni yetme bir pop ezgisinden. bilmezsin ki henüz içinde derinlerinde seninle yavaaş yavaş büyüyen bir aşk vardır ki gün geçtikçe daha harlı yanar ve yakar kavurur seni. sen büyürsün, içindeki büyür. sahip olduğuna şükreder, bişey olması die dualardasındır şimdi. artık dem farkedilir kılar elindekini. kıymet bilme demidir şimdi.bir gün bi şey olur ve elinden alınır o yüce sevginin sahibi. kim bilir belki eş, arkadaş, anne yahut babadır kendisi. elin kolun havada yüreciğinde bilmediğin ve dindiremediğin bir acı. yangn ki dalga dalga ele geçirip ruhunu her zerreni yakar tutuşturur ayrı ayrı. zaman geçer, yandıkça kelimelerin kısılır cümlelerin kısalır. sessizliğinde büyütürsün onsuzluğu .kavuşmalar için dua edersin.mutlu olsun die, üzülmesin die...anlarsın sonra ona olmasın allahım bana ver acıları die yakaran kitaplara sıkışmış aşık kahramanları. acırken ve kanarken o sevgide bi şeyler görünür olur kişinin halince gözüne. kimine hakikat kapıları aralanır kimine açılır ardı sıra. belki hiç biri olmaz ama deruni bir insana dönüştürür seni ve bir nebze meczub. bir cümleyle ışık hızna yükselir de uzayın sonsuz karanlığında kaybolurken parlamaların en şiddetlisini yaşar ruhun. bu sevgi bizi bir eyleyecek...şükürler olsun böyle sevmeye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7611717594864672693?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7611717594864672693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7611717594864672693&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7611717594864672693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7611717594864672693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/07/ask.html' title='aşk'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6084740881539176069</id><published>2011-02-06T14:26:00.002+02:00</published><updated>2011-02-06T15:20:49.848+02:00</updated><title type='text'>11 ayın sonunda :)</title><content type='html'>hey!! dostlarım...&lt;br /&gt;ey sevgili kalbim...&lt;br /&gt;içimdeki çocuk!!!&lt;br /&gt;herkese hepinize sesleniyorum. yine aynı hastane odasından ,bir pazar nöbetinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günlerden cumaydı. sabah hastanede uyanmanın vücuduma bıraktığı katılık hissiylke beraber uynamıştım saat 7de daha saatim çalmadan. gece ex olan hasta yakınları ölüm kağıdını imzalamam için çalıyorlardı kapımı. kalktım. önlüğümü giydim. kapıyı açtım. kağıtları doldurup teslim ettim. sonra odama geri döndüm. mesainin benimle ilgili kısmı henüz başlamamış olsad a personel ve hemşire devri sabah 7de başlıyor. koridordan evden yeni gelmiş insanların taze sesleriyle nöbet çıkışı bezgin seslerin sohbetleri bir uğultu halinde odama doluyordu. pencereyi açtım. battaniyemi alıp sarındım. oturdum sandalyeye. soğuk hava yüzüme çarparken................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öğlen paydosu oldu. visitten sonra hoca psikiyatrist ev nörologların ortak bir çalışmasını sunulacağı nörobilim toplantısına çağırmıstı hepimizi. yarım saat sonra başlayacaktı toplantı. hemen yemeğe çıktım. canan beni bekliyordu. yemek yerken senin neyin var neden bu kadar yorgunsun dedi. yoo öyle mi? değilim aslında dedim. bu sabahtan beri kurduğum kaçıncı kısa cümleydi? konusurken o  ve ben yemeğimle oynasırken bugün cuma mı dedi. Ah evet bugün cuma! ah pamuum neden söylemiyosun bugün cuma diye. demek sen ondan böyle streslisin durgunsun... bilmem öyle miyim?.............&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimde tuttuğum karton bardağın içindeki çayın sıcaklığı araya muhafaza olsun diye koyduğum peçetelerden bile tenimi yakıyordu. ellerim soğuk ve terliydi. toplantının olduğu salonun önnde durduk. daha herkes gelmemişti. pencerenin kenarına bıraktım bardağı. telefonum çalmaya başladı. melodisini yeni değiştirdiğim için önce üstüme alınmadım. sonra da tam olarak bu cümlenin aynını yanımdaki arkadaşıma kurarak çıkardım beyaz kılıfından. 12:39a ilişti gözüm önce. ekranda kardeşimin adını okuyunca içimde oluşan bir heyecan dalgasını eş zamanlı zihnim ''daha erken ,yeni ara vermişlerdir'' diyerek bastırdı. .......- alo&lt;br /&gt;                                                                                                    -abla&lt;br /&gt;      heyecan, sevinç ve şaşkınlıktan oluşan karısık bir sesle açtı kardeşim.&lt;br /&gt;      bense ürkek,&lt;br /&gt;                                                                                                    -yusuf?&lt;br /&gt;                                                                                                    - abla, tahliye geldi!!!!................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içimden koşmak geliyordu. ama ben sadece genişletilmiş adımlarla servise döndüm.kimse yok. açtım neti uçak saatlrine baktım. kapadım arabayla gdieyim en iyisi dedim. vazgeçtim otobüse mi binsem dedim. 15 defa emrahı aradım. hadi izin al da gidelim dedim. servis kıdemlisini aradım ben gideyim mi dedim. babam çıkmış, gideyim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaça  götürüyosunuz? normalde 60 a ama hastane personeline 50ye. sizi 45e götüreyim. saate baktım 13:10. saat 15te uçak, ancak yetişirim . olur, gidelim. taksiciyle tek konusmam bu oldu. yarım saat süren yol boyunca bir elim diğerini sıkıca kavramış, kucağımda başım gökyüzünde , ne hissettiğimi anlayamadan , mutluluğuma ağlayamadan, sevincime gülemeden ,öylece oturdum. içim içime sığmıyor ama yerimden de kıpırdayamıyordum. telefonum çalıyor, karşımda gülen ağlayan insanlara ben sadece teşekkür ediyordum. taksiden indim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. fincan çayımı aldığımda uçak saatime 10 dk kalmıştı. onu da içtim büyük bir susuzlukla iki yudumda. üzerine bir bardak daha su içerek çıktı bulunduğum kafeden. saat 14:50. koltuğa oturdum. istanbul aktarmalı gidiyordum. babamın çıkması gece 10u bulurmuş. başımı camdan yana yasladım. uçak havalandı. gözlerim kapandı. hayalle gerçek arasında dolaştım,kapkara ankaradan yeteri kadar uzaklaşınca uçağımız, güneşli bir gökyüzünün bemeyaz bulutları yeni toprak örtüsü gibi sediği o mavi sonsuzlıkta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;saat 17. istanbuldan adanaya uçacak olan uçağın içinde yanımda birbirini çok seven bir baba -oğul var. çocuk muhtemelen 5 yşlarında. sürekli sorular soruyor. baba enfazla 35. ve oğlunu çok seviyor. bu defa uyuyamıyorum. sabredemiyorum. yolculuk bitmiyor......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18:30, adana.... sen benim canımı çok acıttın be ey şehr-i yurt. bir sene sonra, yeniden sana  özlemle bakabiliyorum ya, çok şükür... uçaktan iniyorum. pınar karşılıyor, Baba çıktı!!!&lt;br /&gt; yetişemedim mi? ahh çıkışında orda olmak istiyordum ama ben. sevinçli bir çığlık, bir sarılma yok. hala aynı donuk ben. kendime şaşıyorum.. heyecanlı mısın? yook, değilim. ev çok kalabalık mı? bütün kırmzı ışıklara da takıldık...tüm kırmızı ışıklar bana 2 misli uzun geliyor. sağ bacağım hiçdurmadan sallanıyor. telefonum çalıyor. annem. bi tedirginlik sarıyor beni. ya babam açarsa. sesini duycam ama korkuyorum. neden korktuğumu bilmiyorum. alo? kızım, geldiniz mi? annemin sesi. içim rahatlıyor. keşke evde kimse olmasa diyorum kendi kendime bi yandan annemle konusurken. babam? baban burda, hadi gel seni bekliyoruz. allahtan vermiyor diyorum. sonra da kendime inanamıyorum... 10 kat çıkıyoruz asansörle. kapı açık. kalabalık dışarı taşmış. birileri ana sarılıyor. hiç biri babam değil. bırakın beni önce babamla sarılayım diyorum gözün aydın hoş geldin cümlelerini ardımda bırakarak mutfağa giriyorum.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;babam..........&lt;br /&gt;kuzum...................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece 3 bucuk.  annem çoktan uykuya dalmış, kimi zaman konuşmalarımıza uyanıyor.&lt;br /&gt;uyanıp daha sıkı sarılıyor babamın koluna kimi zaman yorgun ,geçen 11 ayın ruhunda bıraktığı hüzünlü tele dokunarak iç geçiriyor. babam, canım benim ne kadar yorulmuş, gülüm benim..   diyerek annemin saçlarını öpüyor. ben ''baba,...'' diye başlayan kimbilir kaç yüzüncü cümlemi kurmakla meşgulüm. gözlerim   kapalı. babamı dinliyorum. o en sevidğim sesi. göğüsne yasladığım başımın altında kalan kulağımatitreşen o eşsiz musıkiye bırakmışım kendimi. bir an ses kesiliyor.  biraz  sonra&lt;br /&gt;                                         -kuzum, artık uyuyalım mı?&lt;br /&gt;                                         -olur&lt;br /&gt;                                         -............................&lt;br /&gt;                                         -baba, ...................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6084740881539176069?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6084740881539176069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6084740881539176069&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6084740881539176069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6084740881539176069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/02/11-ayn-sonunda.html' title='11 ayın sonunda :)'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-256933991550684423</id><published>2011-02-04T00:38:00.002+02:00</published><updated>2011-02-04T00:51:42.499+02:00</updated><title type='text'>unutulmaz bir gece</title><content type='html'>zevk tuzluğunun ortalığa iri deliklerinden saçılmış olduğunu düşündüren bir başlık. halbuki gerçek çok farklı. uzuuun zamandır bloga yeni giri yapmıyorum. daha doğrusu paylaşılan yeni girişler. halbuki vefakar blogumu her gün taslaklara bir yenisini ekleyip kaydedttiğim ve ardından pazartesileri print ettirerek babama gönderdiğim mektuplar için açıyorum. bu hafta, hiç mektup yazmadım. çünkü yarın ki duruşmaın son olmasını umut ediyorum. ve bu umut bi soraki pazartesi gönerilecek her zamankinden daha yaşlı beyaz  bir zarf düşüncesiyle acıyla ikiye bölünmekte. o yüzden.. yazmadım. ama bu gece, bi yandan babamla sohbet etmek bir yandan bu korkuyla yüzleşmemek adına gidip geldiğim ikilemlerden sonra , muhtemelen artık kimsenin takip etmediği bloguma yazayım dedim. ve yayınlayım ki bu geeyi unutmayım. ben bu gece nöbetçiyim. yoğun bakımda iki hasta ex oldu. ilkinin yakınları ölüm haberini çok soğuk kanlı karşılarken ikincisi telefonda ağladı. her ikisine de kurduğum cümleelr aynı serin tonda ve monotonluktaydı.( kendimi zavallı hissettim) ve sonra yine yoğun bakımda takipli iki ALS hastası (tüm kasların istemli hareketlerin engellendiği ama son noktaya kadar bilincin ve duyuun asla kaybolmadığı ,gençleri tutan bir hastalık-en korktuğum hastalık) var. gözlerinden başka kıpırdayan bir uzuvları olmayan bu hastaları her gördüğümde hissettiğim vicdan azabı ve oradan kaçmakla neticelenen bir otomatik kapı açılma sesi.(yoğun bakımın saçma manyetik kartla açılan kapısı). koşup koşup gündüz yorulduğum, bir sürü iş yaptığım ona rapmen servis kıdemlisinden bi ton memnuniyetsizlik ifadeleri yediğim bu aptal odada, akşam kapıları kapayıp kendimi evimde gibi hissettiğim bu odada. şimdi oturmuş yarın hayatımızı, kaderimizi belirleyecek olan günün gelmesini  bi  başıma bekliyorum. annem kardeşim akrabalarım.. herkez adanada. evimizde. ve yarın mahkeme salonunun önünde bekleşen bir kalabalık güruh ki dudaklarında dua ellerinde sigara olması muhtemel. bense yarın da bu aptal servisin aptal işlerini yapmaya devam ederken bir elim sürekli telefonumun üzerinde çaldı çalacak.. çalmasın.. güzel bir haber gelsin.......ya gelmezse......................git gelleriyle yaşayacağım.&lt;br /&gt;aklıma ne geldi biliyor musun lisede yazdığım ve sanırım bu gün için yazdığım bir şiir&lt;br /&gt;çoktandır yorgunum çoktandır yalnız.&lt;br /&gt;çoktan sustu bu deli yüreğim, coşkun ırmaklar gibi akan benim yüreğim...&lt;br /&gt;dediler ki hani güçlüydün? hani gelirdin üstesinden herşeyin?&lt;br /&gt;..... devamını hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;bu geceyi unutma ey kul, yarın bu saatlerde kimbilir hangi çılgın mutluluk ya da elem dolu büyük acının içinde olacaksın. bunu zaman biliyor . bi sen bilmiyorsun..........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-256933991550684423?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/256933991550684423/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=256933991550684423&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/256933991550684423'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/256933991550684423'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2011/02/unutulmaz-bir-gece.html' title='unutulmaz bir gece'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3182706150859574208</id><published>2010-12-05T14:33:00.003+02:00</published><updated>2010-12-06T21:33:37.932+02:00</updated><title type='text'>geçen sene bugün...</title><content type='html'>kalabalıktı ev. şehir dışından gelen misafirler,emrah ve ailesi akrabaları... utanmayla karışık bir telaşs ve endişe vardı içimde. mutlu hissetmiyordum kendimi. utana sıkıla diyordum bugün böyle geçecek. sevdiğim çocukla nişanlanıyor olmanın neresi kötü? ama hissettiklerim sevdiğim ailemden bir adım uzaklaşacak olmanın verdiği sıkıntıydı. babamdan ayrılmanın verdiği üzüntü. ve utanma. neden utandığımı çok da kesitremesem de utanıyodum işte. bu saatlerde annem beni kuaföre gitmem için zorluyordu. arkadaşlarım,kuzenlerim birileri daha. kuaförün yolunu tuttuk. herkesin saçları yapılıyor herkes birbirine çok güzel oldun aa bu saç sana çok yakıştı filan diyordu. ben bi türlü naptıracağıma karar verememiştim. istediğim saç modeli benim kısa saçlarıma uygun değilmiş. ama ben bi tek onu istiyordum. evinden kuaförümün eşi geldi. onun daha becerikli ve sarımsak kokan ellerinin altında saçlarıma verilen absürt şekillerin nihayetinde o dergideki kıza benzeyeceğim konusunda mütereddüt oturup aynada kendi yüzümü izliyordum. kuaförüümn elleri misafirlerine yemek yaptığı için sarımsak kokuyormuş benden özür diledi. asıl ben tatil günü seni evinden getirttiğim için özür dilerim dedim. hepimiz güzel olduğumuza ikna olduktan sonra çıkmıştık kuaförden. eve geldiğimde babacığım kova kova güller göndertmiş annemler de onlara uygun saksılar vazolar ayarlamaya çalışıyorlardı. heryeri gül kokusu sarmıştı. ve telaş. bir yandan mutfaktan salondaki büyük masaya üçer beşer taşınan yemek ve meze tabakları bir yandan balkonda pişmeye devam eden et kavurma. koca bir kazanda et kavruluyordu. gül kokusuyla karısık et kokusu. hadi giyin dediler. uzun uğraşılar sonunda aldığımız elbisemin içine girip fermuarını çektiğimde pijamalarımı giyinip yatağın içine girmke istiyordum. ama ne çare. misafirler geldi dediler. yani emrahlar gelmişti. ailesinden ilk defa gördüğü insanlar,ellerini öpmem ben ha ona göre diye dolanıyodum etrafta. hatırlamıyorum ben ilk ne vakit girdim salona hoşgeldiniz deyip çıkmıştım heralde. nişan yüzükleri takılmadan önce bana sürpriz yaptıkları eski fotoğraflardan oluşan kısa hayat hikayemi izlettiklerşidne ağlıyordum allahtan karanlıktı. sonra yüzükler takıldı, alkışladılar. nişan pastası geldi,kestik. arkamda piyano çalan adamın ellerinden dökülen notalar önümde gülümseyin diye şak şak patlayan flaşlar... ve akşam olup da herkes gittikten sonra babamın yanına uzanıp uykusuz gözlerimi tavana dikmiş havlayan köpekleri dinlemiştim. herşey o kadar güzeldi ki.... ve üzerinden 1 yıl geçti. bugünse sessizlik hakim evimizde. hepimmiz solgun yüzlerle çevrilmiş yorgun gözlerle bakıyoruz hayata. sevgilim, 1 senedir ssna hüzünden başka bir şey getirmedim. üzgünüm. ama elimden ne geliyor ? 5aralık,2010...kutlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3182706150859574208?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3182706150859574208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3182706150859574208&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3182706150859574208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3182706150859574208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/12/gecen-sene-bugun.html' title='geçen sene bugün...'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-712461130057977245</id><published>2010-12-05T14:19:00.002+02:00</published><updated>2010-12-05T14:28:33.221+02:00</updated><title type='text'>bela okuma kızım</title><content type='html'>derlerdi eskiden. dönüp dolaşıp sana geri geleceğini söylerlerdi. ya da günah olduğunu. artık kimse sesinin çıkartamıyor. ben dilediğim gibi lanet ediyorum. işte bubir özgürlük ha? özgürlük haneme bir atrı koyuyuorum. hey ne mi yapıyorum? bardağa dolu tarafından bakıyorum. dolu bardak, dopdolu. taşar oldu. ah bardak sen benim masallarımın  yanında masada eşlik ederdin küçücükken. bir yarım su ile. şimdi senden dahi nefret ediyorum. hiç dü düşünmemiiştim ama şimdi çocuğum olursa adını özgür koyacam. ne demekmiş bir anladım ki. lanet olsun... şimdi bu hakim ve hakime kişileri karar açıklıyor ya. tahliye olsun olmasın. eksik! kızları nasıl yaşayacak onu da açıklasınlar. başvuruda bulunucam. bir dilekçe örneği hazırlayım. kızları nasıl yaşayacak sorusunun ekte gösterilmesi diye. yeni bir tasarı hazırlarla önce sonra mecliste bi gruptan bi üst gruba basamak basamak tarışaarak çıkarlar. sonra yüce meclise sunarlar bilmem ne komisyonuyla. sonra kabul edenlerle etmeyenleri anlaştıramadıklarından ertelerler tartışmayı. araya bir iki resmi bayram filan girer. neticelendiğinde biz heralde 8. duruşmada filan oluruz. o zamna kadar benden geriye ne kalır bilen? ben bir fosilim, katmanlar arasına sıkışmış.. tarih öncesinden gelmeyim. ben bir fosilim...ölmek istiyorum ama yapamıyorum. ölmek lazım. nasıl olacak? cesaret edemiyorum. yarın nöbetçiyim. en iyisi hastanede yapmak aslına bakarsanız. ama müdahale de ederler o zmana di mi? lanet okumayım da ne yapayım şimdi. bi ölmeyi bile başaramadım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-712461130057977245?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/712461130057977245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=712461130057977245&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/712461130057977245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/712461130057977245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/12/bela-okuma-kzm.html' title='bela okuma kızım'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6366999399791185500</id><published>2010-12-04T01:14:00.000+02:00</published><updated>2010-12-04T01:15:01.604+02:00</updated><title type='text'>hüzün devam ediyor</title><content type='html'>3.aralık.cuma  00:20&lt;br /&gt;adana&lt;br /&gt;iyi geceler yakışıklı prensim,&lt;br /&gt;sana bir adana gecesinden sesleniyorum. sen duymuyorsun ama burada benle beraber bir de köpekler var sana seslenen. dışarıda yine havlıyorlar. salondayım. yine saatin o didaktik ve yıllar öncesinden kalma tanıdık sesi  eşlik ediyor bana. bu geceye. bu hüzünlü geceye. senin tabirinle hüzzam makamında seyretmekte. şimdi halam geldi. yazamıyorum dedi. o da mutfakta yazmaya mektup yazıyordu. neden dedim. içimdekileri anlatmaktan çekiniyorum.  yok dedim sen olduğu gibi yaz.  sen belli etmemeye çalışınca o neyi gizlediğini daha açık görüyor çünkü. hüzünlü de olsa samimi koksun mektubun dedim. tamam öyle yazayım deyip giitti. bugün yaşadığımız hüznün de bir adım ötesiydi. metinin tahliye Olduğunu öğrendiğimizde yaşadığımız çöküntü senin çıkamamanda da büyük oldu doğrsunu istersen. Başımıza tüm psilikleri açan adam çıktı da ,asla çıkamaz onun iişi zor dedikleri adam çıktı da… eve nasıl geldik? Nasıl bu hale geldik? Bilmiyorum. Bugünden çok umutlu değildik. Ama bu kadar büyük bir umutsuzlukla ve halksızlıkla karşılaşmaya da hazır değildik. Şükrü amcayı hatırlıyorum sadece,mosmor. Nasıl oldu baba bu iş? Nasıl başardılar? Biz nerde eksiğiz ? bu sorlar bu saatte senin de kafanda dolaşıyor mudur? Yoksa sen yine o kutlu ve sarsılmaz teslimiyetine sığınıp sükutta mısın? İnşallah öylesindir… Sana neden yakışıklı prens dedim biliyor musun? Sadece hitap olsun diye değil… öğlen arası verdiğinizde biz yemeğe çıktık dışarı. Annemler sulu yemek yediler biz de emrahla başka bir yerde tavuk dürüm. Saate baktım 1 olmuştu eyvah dedim. Hadi kalk geç kalıyoruz. Nereye dedi Emrah. Mahkeme salonunun kapıları açılıp kapanırken oraya doluşan insanların arasına karışmamıştım. Seni ilk bugün sanırım Zeynep teyze gördü. Sonra da Semra abla. Annem maşallah herkes de göryor dedi. Ben o kalabalığa karışmak istememiştim ve zaten çoğu da koca adamlar arkalarında bir şey görmek mümkün olmayacaktı. Annem geçen mahkeme baban bizi aramış dedi. Nasıl dedim. Kapıya bakınmış görebilir miyim diye, görememiş dedi.  Çok üzüldüm. O zaman bizi de görsün dedim. İşte saat birde ara bitecekti ve kapılar açılıp kapanacaktı. Son şansımdı yani. Hadi kalk çabuk dedim emraha. Kapıya bi geldikki ço kalabalık. Biz oradan geçene kadar 10 geçiyordu. Çıkım yukarı ,naci mi apo mu biri gel abla gel dedi. Koştum geldim. Seni gördüm… bir prens gibi, sanki adliyede tutuklu değil de numunede odanda masaya yaslanmışsın gibi. Yakışıklı,mütebessüm,pırıl pırıl… öyle güzel ve zarif ve yakışıklı…ahh dedim içimden, babacığım… sonra birileri önüme geçmeye başladı.. sessizce, ama babam beni görmek istiyor dedim. Acaba birileri duydu mu? Önümdekilere siz kenara çekilin dedi.  yine boşaldı önüm.  Aramızda kimseler olmadan. Sen bana bakarken sanki o mesafe de silindi gitti. gözlerinden gözlerime çzizlen görünmez doğru, sihirli bir yol olup ruhlarımızı konusturdu,kavusturdu. başını ,o güzel başını sağa yatırdın hafifçe.bir prense yaraşır ince ve soylu bir zerafetle. seni çok seviyorum dedim, sen ben de dedin. dua et dedin, ben de Ondan gelene eyvallah dedim. sonra ne oldu? nasıl çekildim ben kapının önünden? kapıyı mı kapadılar hatırlamıyorum. ama o saate kadar inme inmiş ruhuma delimşek yağmurlar yağmaya başladı.oturdum bir banka. ayaklarım içe döndü kendiğilinden. ellerimi yüzüme kapadım. gözlerimi yumdum. gördüğüm güzelliği resmettim belleğime silinmemeccesine. bu senin gidişinden beri sakladığım kaçıncı kare acaba? bunu da koydum diğerlerinin arasına. sonra yüzümü gizlediğim avuçlarımdan,parmaklarımın arasından sızmaya başladı gözyaşlarım. ama o kadar sessiz akıyorlardı ki. ruhumda çıkan fırtınadan bihabermişçesine. bir adamın sesiyle sıyrıldım halimden. niye ağlıyorsun? ses yabancıydı ama umursamadığım bir kaç saniye sonrasında yinelenince soru ellerimi açıp bakmak zorunda kalkdım. bir polis. neden ağlıyorsun tatlı kızım,ağlama. dua et. babanız üzülür sonra. benim de kzım var sen yaşlarda,ağlama dedi. belki hayırlısı böyledir dedi. insan olanın başına gelir her iş dedi. gözyaşlarımı elimin tersiyle silerken peki dedim. teşekkür ederim. bi kaç dakika sonra geri geldi ,kapıyı açtık gel gör babanı ddicektim ama ağladın sen dedi. böyle görmesin üzülür. ben de evet dedim. üzülmesin benim bitaneiğim, yakışıklı prensim...&lt;br /&gt;sen,orda..o pis  suretlilerin arasında parıldarken. ben işte dedim bu benim babam. sevmeye doyulmayan. ne şanslıyım ki o benim babam... bi zaman sonra yanımda sessiz oturan emraha sordum,dedim ki; emrah babam çok güzel di mi? yoksa bi tek ben mi öyle görüyordum seni.. evet dedi. o adamların arasında tertemiz duruyordu. hemen seçiliyordu. parıl parıl parlıyordu. duruşu bile farklıydı. o diğer adamların halini görmedin mi dedi. yook dedim. görmedim. ben sevdiğimden başka bir şey görmedim. aslında bir bakış gördüm bu tabloyu bölen. kıskanan,üzülen,karanlık bakış. bir an,arkasını dönüp bana bakan. senin yanında duran bri adamdı. kimdi o metin mi? çünkü ben o bakışta sana olan sevgiye hayret edip kıskanan bir adam gördüm. o adam şimdi evine gidiyor ya baba.  dilerim allahtan benim sana bakışımı asla unutamasın. kendine bakarken kızları ,hep bunu hatırlasın. yaptıkları yanna kar kalırken ve o özgürlüğünün tadını çıkartmaya çalışırken, sevgisizliğin azabında yaşasın maphusluğu. dilerim allahtan,bari bunu  kabul etsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6366999399791185500?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6366999399791185500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6366999399791185500&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6366999399791185500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6366999399791185500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/12/huzun-devam-ediyor.html' title='hüzün devam ediyor'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6281627292155377718</id><published>2010-11-22T00:29:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T00:30:17.278+02:00</updated><title type='text'>ikinci bayram görüşü</title><content type='html'>&lt;div&gt;iyi geceler babacığım,nasılsın bitanem? iyiyim diyorsundur inşallah. beni mi merak ediyorsun? ben de iyiyim bitanem. hiç merak etme. sağ salim geldik evimize. şimdi anneciğimiz yatağına girdim. onun kokusuyla uyumak için. sana mektup yazıp yatıcam. senin bayram hediyelerini görünce çok sevindik. yatağımın baş ucunda duruyor. ama okumaya başlamadım. bugün seni yeni gördüm ya, salı günü nöbetten gelince okumaya başlıcam. özlemiş olucam ya onun için. bu sabah 7 gibi uyandık. anneciğim kahvaltı hazırlamıştı. yedik çıktık evden. naciyle kudret amca bizi bekliyordu. isimlerimiz okunduktan sonra emrah nacilerle bahçede kaldı.kşke girebilseydim diye diye. biz de annem ben yusuf koşar adım bekleme salonuna girdik. zaten ilk biz girdik. oturduk açık bir pencerenin önüne. çok da beklemedik aslında. 9 bucukta aldılar bu defa. eskiden orda beklemek ne zor gelirdi. soğuğunu gördük, sıcağını gördük ama yusufun da dediği gibi ramazanı da görünce artık hiç bir hal o kadar zor gelmiyor::) ismimiz okunduktan sonra bahçeye çıkıp asıl binanın önünde ayakkabılarımızı çıkartıp xrayden geçtik. sonra kapalı görüştüğümüz salona geçtik. son kez(sanırım 3. defa oluyor) arandıktan sonra açık görüş salonuna çıktık. annmle ben,yusuf ayrı bi yerden geliyor. siz daha gelmemiştiniz. yusuf o arada kantinde ne var ne yok almaya başlamıstı:) biz ona daha çok pasta aldedik, kardeşciğim  başkalarına da kalsın diye az alıyormuş. niye başkalarını düşünüyorssun ki dedim. ben ziyaretçileri düşünüyor sanmıştım meğerse içerdeki adamları düşünürmüş. nerden bulup yicekler diye. ahh benm kadife kalpli kardeşim:) allahtan bu defa çokçok getirmişler de bizimki de almış epeyce. sonra siz gelmeye başlayınca bıraktı alışverişi. sonra sen geldin... uzaklardan ışıl ışıl bir sevgi parıltısıydın, asaletin adımalrından önce vuruyordu o taş zemine,yaklaştıkça o nur yüzünde açmış tebessüm gülleri sısacık ısıttı içimizi... dolduk taştık,yandık söndük, gözlerimiz parıldadı. hele kardeşimin... onun bakışlarını bi tek senin yanında böyle canlı görüyorum. hafif nemli ama canlı. sanki sadece o zamanlarda yaşıyor benim miniğim. (tamam ebat itibariyle değil biliyorum)onun dışında karanlık dipsiz bir kuyu. senin yanındaysa, babacığının yanında geceyi aydınlatan,yolculara yoldaş olan ,çöl kumlarının üstünde seyir eden yıldızlar gibi. sarıldık ya birbirimize, annem sana ben koluna yusuf eline... sonra öpüştük doya doya kokladık birbirimizi... içimize çektik birbirimizi,doldurduk kendimizi. işte sonra babacığım..sonrası yok işte... hatırlamıyorum bile. nasıl geçti&lt;/div&gt;&lt;div&gt; nasıl bittti onca zaman. biz ne konustuk,ne söyledik birbirimize? ama gözlerim sızladı işte sen giderken,en sonunda sana sarılırken... başımı göğsüne dayamış gözlerimi kapamışken yaşlanan gözlerimi sımsıkı kapadım. akmaalrına müsade etmedim sen gitmeden.sonra sen gittin.... karanlığa gömüldük yeniden. ışıkları söndürmeden. bıraktık kendimizi en tabi halimize..hani demiştik ya ağlamanın meşru olduğu yerdeyiz diye. ...  kapılar kapandıktan sonra sizin ardınızdan,bizimkiler açıldı. masaların 'o tarafı' boş kaldı. hani bir tek gardianlara ve size serbest olan. sonra birer ikişer dolmaya başladı. gözleri yaşlı,sevdiklerini uğurlayan insanlar tarafından. kardeşim anneme dedi ki,ağlama anne,bak yıkarım buraları,ağlama. ben annemin koluna sarıldım. başım omuzunda,annemin bir eli masanın üzerine yaslanmış kardeşimin başında.üçümüzde sessizce akıttık gözyaşlarımızı. sonra inmeye başladık o melanet merdiven basamaklarından. bahçede bizi bekleyenlere ilettik selamını. sordular,iyiydi dedik her zamanki gibi. bindik arabamıza,döndük evimize. kezban teyzennin yaptığı kuru dolmaları yerken kendi kuruyan ruhumzla başbaşa,kimseden ses seda çıkmadan. sonra hazırlanıp yola koyulduk. ben arka koltukta uyudum molaya kadar.soğumuş çorbalarla içimizi ısıtmaya çalıştıktan sonra yolun ikinci kısmında kardeş şoförlükten istifa edip arka koltuğa geçti benim yerime. akşam oldu.döndük yine bu sevimsiz şehre. bir antrikotçu varmış bilkentte ayak üstü ekmek arası.antrikot ve ekmek arası -ayak üstü kavramları çok uyuşmasa da adam ekmeğin içine. koyduklarınınn tadını uyuşturmuş olmalı ki.minibüsün içinde akşam 6dan sabah 4e açıkmış her gece.evimize geldik saat 8 bucuk olmuştu. bir görüş daha böyle son bulmuştu. bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda bir kız çocuğu dua edermiş . bir güne uyanmak için o gün herkesin çok mutlu olduğu...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6281627292155377718?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6281627292155377718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6281627292155377718&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6281627292155377718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6281627292155377718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/11/ikinci-bayram-gorusu.html' title='ikinci bayram görüşü'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6875034223425769349</id><published>2010-10-29T16:44:00.004+03:00</published><updated>2010-10-29T16:56:09.926+03:00</updated><title type='text'>8. açık görüş</title><content type='html'>ve 8 ay oldu. 8 defa babamı o aptal masaların arkasından görüp ellerine uzanmaya çalıştım. bu kez babam mutsuzdu. yani bizi gördüğüne de mutlu olmadı sanki. o kadar mutsuzdu. anneme geçen gün telefonda demiş. ilk mahkeme için biraz da olsa umudum vardı. artık yok. belliydi halinden. belki bugüne kadar ki bir çeş,t oyun gibiydi onun için. böyle olacağını ummamıştı. dualara inanıyordu hala. hak ve adaletin ilahi gücüne. belki o hala inanıyordur. ama ben inanmıyorum. ilk defa gözleri doldu babacığımın. hem de bu defa ben ağlamadan. baba sen müthiş bir adamsın biliyor musun dedim. doldu gözleri. kahkahalarıyla gizlemeye çalıssa da o kadar doluyduki gizlenemediler. şimdi benimkiler de gizlenemiyor işte. annem geldi napıyosun dedi. ağlama demeye çalışıyor. iyiyim sen napıyosun dedim. üzülme geçecek hesi dedi. ağlamamam lazım gelir. şurda gitmeme kaç saat kaldı. lanet olasıca hastanede nöbetçiyim yarın. o yüzden de dönmek zorundayım. işi bırakmak istiyorum. nolur ya,bıraksam.çok yorgunum. çok ... dayanacak gücüm  yok. yaşayacak gücüm yok. artık umudum yok. babamın geleceği yok. adaletin tecellisi yok. paramız yok. yok işte. olsaydı böyle olmazdı. olmıcaktı. kimsemiz de yok. bi ihtiyacınız var mı diyen yok. bişey yapmaya çalışan yok. sadece yanlızız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6875034223425769349?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6875034223425769349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6875034223425769349&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6875034223425769349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6875034223425769349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/8-ack-gorus.html' title='8. açık görüş'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6170605663317374861</id><published>2010-10-25T22:15:00.002+03:00</published><updated>2010-10-25T22:48:09.317+03:00</updated><title type='text'>bu akşam eve geç geldim</title><content type='html'>çünkü, uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla toplandık. toplandık kelimesi yerine toplanıverdik demek daha doğru olur. aynı fakültede 6 sene okuduktan sonra aynı şehirde hatta aynı hastanede çalışıyoruz. ama birbirimizi görmüyoruz. ya vaktimiz yok ya da bilmiyorum işte içimizden mi gelmiyor yoksa çok mu tembeliz? haftalardır bi türlü akşam yemeği yiyecek herkese uygun bir zaman bulamayınca furkanla ben bugüne sözleştik. furkan radyasyon onkolojisinde 2. senesini doldurdu. 2 sene sonra bitirecek. gidecek diye üzülüyorum aslında. gitmesem de görmesem de aynı yerde olduğumuzu bilmeyi seviyorum. canan bugün nöbetçi değildi. sen de gel dedik. akşam 8den önce çıkma yasakları var. o bir pediatri çömezi. yani gün aşırı nöbette ve hep yorgun. gelmez diyoduk. çıkarken aradık,furkan balık sever misin diye sordu. ben öyle sağlıklı şeylerle pek arası yoktur diye lafa lafa karıştım. telefonu kapattıktan sonra furkanla birbirimize bakıp gelmicek dedik. biraz ileride bir balkçı lokantası ,ama öyle kasıntı olmayanlarından. akçakoca isimli. sanki orada sahilde bir lokantaya tekerlek takıp getirmişler gibi ankaranın orta yerine. girdik, köşede bir masa bulduk. hamsi ve mezgit söyledik. 2 tabak salata. balıkların çoğunu furkan, tahinli helva tabağının çoğunuysa ben yedim. yemek yerken gülnihali aradık. o kadın doğum asisranı. bir devlet hastanesinde. hala tus çalışıyor. amöa artık ayrılmayacağını biliyor. gel dedi furkan. nöbet çıkışıymış ve yorgunmuş. ısrar etti, rabia da var yemek yiyoruz dedi. ikna etmesi zaman alsa da yarım saat kadar sonra gülnihal indi bir taksiden. balık sevmezmiş. sen nasıl karadenizlisin diye takıldı furkan. garson yan lokantadan köfte söyledi gülnihale. o arada cananı aradım. gülnihal geliyor. gelmiyor msun dedim. yaa nerdesiniz ama ben hala buradan çıkamıyorum dedi. sonra başka bir yerde buluşmak üzere yola koyulduk. 4. cadede bir kafeye gittik.frambuazlı  cheesecake söyledik. kızlar şarap,furkan türk kahvesi. türk kahvesinin yanına içine elma dilimleri atılmış bir bardak su geldi. epey bi süre bunun anlamını çözmeye çalıştık. kendimizce yorumlar yaptık. canan ne kadar yorgun olduğunu,gülnihal neden mutsuz  olduğunu bilmediğini,furkan üçümüzün (ben,canan,gülnihal) ortak noktamızın aslında depresif olduğumuzu ama bunu dışarıya maniyle yansıttığımız söyledi. ben kabul etmedim.canan artık manik değilim hep depresifim,yok arada manik de oluyorum aslında ama çoğunlukla değilim gibi kararsız ruh halinin anlık yansımalarıyla özetledi. gülnihal artık hep depresif ollduğunu söyledi. ben , 27 yaşımdayım, 7 aydır mutsuzum. ve 27 sene kendimi olmadık şeyler içişn üzüp mutsuz etmişim. olmayan acıları çekip dibe vurmusum . bence mutsuzluğunuza sebep bulamıyorsanız ,mutlu olun. ünkü belki sonra bir gün bir daha mutlu olmaya fırsatınız olmaz. benim artık yok. belki bir daha da olmayacak dedim...sesim titredi, engel olmadım. olmaya çalışsam da işe yeramazdı. ama engel olmak zorunda değildim. o yüzden arkadaşlarımın yanındaydım.yani o yüzden arkadaşlarımdı. bu arada cheesecake seven bir erkek hiç tanımamıştım. ve gülnihal beni özlemiş. canan bi kere öpünce hemen şımarıp çocuklaşıyor:) ve ben, rabia..tanıstığımıza memnun oldum. çünkü artık eski ben değilim. çok şey değişti ve kimselere söylemedim. &lt;div&gt;nihayetinde , keyifli sohbetlerin yapıldığı naif bir akşamdı. dönerken yoldan bir paket sigara aldık. yalktık hepimiz birer tane. furkan, bana fakültedeyken yine mi sigara,yapma be rabia derdi. yaktı bi tane, sigara güzel şey dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu akşam eve geldiğimde saat 10du. evde kardeşim yoktu. bu eve taşınalı beri ilk defa bu saatte ve yalnız geldim. otururken nasıl dönecem acaba diye düşünüyordum nasıl döndüm? elim direksiyon simidine takılı radyo düğmesinde, yol boyu içimdeki karmaşayı çözecek bir frekans aradım. bulamadım. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6170605663317374861?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6170605663317374861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6170605663317374861&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6170605663317374861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6170605663317374861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/bu-aksam-eve-gec-geldim.html' title='bu akşam eve geç geldim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4796253256789538350</id><published>2010-10-17T17:51:00.003+03:00</published><updated>2010-10-17T18:04:35.227+03:00</updated><title type='text'>bir pazar daha geçti-çok sıkıcı okumayın</title><content type='html'>bu sabah hastanede uyandım. nöbeti devrettik. eve geldim. kardeşim açtı kapıyı. sonra uyumaya gitti. ev karanlık. sessiz. ben napıcamı bilemediğim her zamanki gibi yatağa yöneldim. gece uyumuş olmama rağmen yattım. uyudum. saat 12 bucuk gibi telefon çaldı,uyandım. sonra kahvaltı yaptık,banyo,çatı katı die kötü bir avrupa filmi izledik. durupdurup iç geçiren,efkarla oflayan kardeşimle. o kadar sessizleşmiş o kadardurgunlaşmış ki. bilgisayarımda masaüstünde ailece en son gittiğimiz tatilden kalma babamın gülümseyen bir fotoğrafı var. arka planda kocaman çam ağaçları ve kasımpatılar. babam yüzünü dolduran sıcacık bir gülümsemeyle,başını bi yana eymiş şımarık ve tatlı gülümsüyor. fotoğrafı kim çekmişti hatırlamıyorum. ama babamın bize o bakışını hatırlıyorum. artık sadece hatırladıklarım kaldı elimde. geriye bi şey yok.bugün  face'te evlenen bir arkadaşımın resimlerine bakıyordum, eskiden kendiminkini düşünürdüm mesela. nasıl olacak die. artık hiç düşünmediğimi farlettim. kendime dair hiç bir hayalim kalmamış. sadece yaşıyorum. sevgilim iş için edirneye gitti. telefonda anlatıyor. beraber de gelelim diyor. ben olur diyemiyorum. çünkü olmuyr. hayatım dondu. annem adanada tek başına,biz kardeşimle burada,babacığım küçücük bir mekanda... hayatlarımız ambargo yedi işte. ne girişlere ne çıkışlara var müsade. işe gidiyorum, eve geliyorum,ayda bir görüş için izin alabilirsem nöbetimi ayarlayabilirsem adanaya gidip hemen aynı gün geri dönüyorum. işte bu kadar. hayata dair ne kaldı elimde? kocaman bir hiç. umutlarım da beklentilerim de yok artık.hiç hesaplamıyorum 3 aralığa ne kadar zaman kaldı die. babam mektup yazmayı bıraktı bize. annemi aradığında  konusamıyoruz da. 3 haftadır sesini duyamıyorum. ya benm tel çekmiyor hastanede ya annemler müsait olmuyor. ne oldu? boşluk. kocaman. kocadı hatta. artık eskisi gibi acıtmıyor. duyarsızlaştı. kör ebe oynamak gibi. gözlerimi bağladım,ellerimi uzattım öyle korkak adımlar atıyorum etrafımda. uzaklaşmak mümün değil. olduğum yerde. gözlerimi açmaya cesaretim de yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4796253256789538350?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4796253256789538350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4796253256789538350&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4796253256789538350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4796253256789538350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/bir-pazar-daha-gecti.html' title='bir pazar daha geçti-çok sıkıcı okumayın'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7916833583169424474</id><published>2010-10-09T23:11:00.007+03:00</published><updated>2010-10-09T23:35:05.689+03:00</updated><title type='text'>son mektup- babamdan anneme</title><content type='html'>9.ekim.2010, cumartesi&lt;br /&gt;Aşkım,&lt;br /&gt;gül kokulum,kadife çiçeğim. üzülme,sadece bunu söyleyebiliyorum sana. üzülme... üzüldüğünü bile bile yapamayacağını bile bile... Ama elimden gelen bi şey yok aşkım. Keşke olsaydı. Hani geçecek bu günler. Bildiğim tek şey bu. Ama zamanı? Başlangıcı ve bitişi benim elimde olmayan bir ''An'' yaşıyoruz. Bu yaşadıklarımız gül kokulum, sonsuz hayatın içinde bir ''an''. Hani sırtına bir ağrı saplanır da hemen geçiverir ya işte öyle bir ''An'' sadece. Geçip gittiğinde daha iyi anlayacağız bunu. Evet olmadı. 8 Ekimde kavusturmadı Rabbim. Eğer isteseydi kim engel olacaktı ki.(Yunus 107.) Bana 23 eylül günü kırılmıştınız. Size yaşayabileceğiniz bir hüznü önceden bildirdiğim için. Rabbim beni haksız çıkarmadı, keşke çıkarsaydı. Ama her şeyi bilen ''O''. Takdirine boyun eymekten başka çare yok. Var diyen beri gelsin. Ben bu yazıyı değiştiririm diyen ortaya çıksın.&lt;br /&gt;Can kuşum, bugün hepiniz bir aradasınız, hep beraber. Sen,Yusuf,Rabiş. Mahsun ,boynunuz bükük. Ama metin, başınız dik. Gönlünüz ferah olsun. Bir aleme baş tutan bir canınız var sizin. Kahpeliğin doludizginliğinde,nasipsiz gönüllerin şaşkın bakışları arasında, bunca bela yağmuru altında,hala dik duran,eğilmemiş,eğilmeyen ve eğilmeyecek bir CAN'ınız var sizin. O CAN sizinle ayakta. Sizinle dik, sizinle pes etmemiş. Size dayamış sırtını. Güzel gönüllerinize, sağlam yüreklerinize, engin sevginize daldırmış kendini. Fırtınalardan hasarlı bir gemi gibi yanaşmış gönlünüzün durgun ve emniyetli limanlarına...&lt;br /&gt;Ben ordayım canlarım. Varlığınıza şükür. Rabbime şükür. Bu adam sizi seviyor. Hep de sevdi. Ümitsizlik yok. Sizi seviyorum.&lt;br /&gt;canınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;dün gece saat10 civarında öğrendm. hava alanına gitmek üzere havaşın otobüsünde giderken. cep telefonunda anneim adını gördüğümde heyecandan duracak kalbim annemin titreyen sesini duyduğunda acıdan durdu... hava alanında,güvenlik aramasında, uçakta ağladım...ömründe hiç ağlamamışcasına izledi beni insanlar...umursamadım, ağladım...gelmek istemedim adanaya ama annemi yalnız bırakamazdım. uçtum heldiim. hüzünlerimizin şehrine kondum geldim. 7 aydır suskun olan evimize adım attım bir defa daha hayallerimi de sükuta erdirerek. sarsılan inancıma yükselen isyanıma gem vurmaya çalışarak...7 kişi gelmemiş,2si müştakiymiş. yani şikayetçiler. o yüzden hakim mahkemeyi ertelemiş.3 aralığa.....................&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7916833583169424474?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7916833583169424474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7916833583169424474&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7916833583169424474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7916833583169424474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/9102010-cumartesi-1130-bir-gardiyan.html' title='son mektup- babamdan anneme'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-854703524375271797</id><published>2010-10-08T11:36:00.002+03:00</published><updated>2010-10-08T11:43:40.167+03:00</updated><title type='text'>zaman geçmiyor</title><content type='html'>babacığım...&lt;br /&gt;annemi aradım az önce. almamışlar mahkeme salonuna. dışarda bekliyorlarmış. onlar orda bekliyor seni. ben burda. bir yandan hastaları aspire ediyorum, kan alıyorum.. bir yandan hocalara saçma kibarcık gülümsemeleriyle hastaları sunuyorum.. insanlar normal bir gün yaşıyor. personel bakım yapıyor,hemşireler surat yapıyor, asistanlar visit atıyor... ben yeniyim ya şimdilik beni pek adam yerine de koyan yok. zaten ben yokum bugün. cismani bir varlığım sadece o kadar. sen napıyorsun? bugün, sabah mahkemeye giderken ne hissettin. aylardır üzerine ilk defa takım elbise giyind,n. oysaki sen çok severdin güzel giyinip kokular sürmeyi.. tıraş olup öyle jilet gibi... ellerine kelepçe taktılar mı? mahkemeye girertken aptak basın seni öyle çekecek diye üzülmüştün... çektiler mi? normalde yasakmış ama bi paket sigaraya girip çekiyorlar demiştin. hayat bu kadar ucuz ki, kiminebir paket sigara, kimine 300bin dolar... ama neticede pul işte... çektilerse de gülümsemişsindir sen. seni ıkılmış görmek isteyenlere meydan vermemişsindir. yıkılmadık çünkü hepimiz iyiyiz di mi? sadece bekliyoruz, geçmesini. bak ben işe başladım sınavı kazandı. kardeşim okuluna devam ediyor. annem her hafta yanına geliyor hep yanına geliyor hep yanında işte. biz hep yanındayız. her gün mektup yazıyoruz sen yazıyorsun. iyiyiz yabi di mi? .... ben gidiyorum yoksaa ağlıcam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-854703524375271797?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/854703524375271797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=854703524375271797&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/854703524375271797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/854703524375271797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/zaman-gecmiyor.html' title='zaman geçmiyor'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1213481211070344690</id><published>2010-10-08T00:23:00.002+03:00</published><updated>2010-10-08T00:27:34.219+03:00</updated><title type='text'>8 ekim</title><content type='html'>bu tarihi bekledik aylardır.. işte geldi babacığım. bak gece yarısını geçti saat. takvimlere göre artık ayın 8i. sen napıyorsun kimbilir şimdi... uyumadığını tahmin edebilityorum. dua mıu ediyorsun yooksa eline bağlamanı almış türkü mü söylüyorsun? bize de yazıyor olabilirsin... iyi misin? ben mi? ben nöbetçiyim. hastanedeyim. içimde koskocaman bir boşluk. napıcağımı bilemez bir halde.. hastalarla ilgilendim. işlerimi yaptım. şimdi oldamdayım gece uyandıracaklar mı diye düşünmüyorum bu gece. çünkü uyuyabilir miyim bilmiyorum. sabah olmasın istiyorum. sanki bir sınav açıklanacak ya da ne bilim...hava çok soğuk ankarada. korkuuorum. yarın sana kavuşmayı hayal etmeye korkuyorum. seni o kadar özledim ki.....................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1213481211070344690?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1213481211070344690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1213481211070344690&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1213481211070344690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1213481211070344690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/10/8-ekim.html' title='8 ekim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5004248691272005548</id><published>2010-09-23T21:02:00.004+03:00</published><updated>2010-09-23T21:26:58.944+03:00</updated><title type='text'>bugün görüş günü içim sıkılır...</title><content type='html'>bir türkü vardır bilir misiniz? cem karaca söyler,bugün görüş günü içim sıkılır..sıkılır aman aman aman... cem karacanın o kalın sesine sarılıp dinlerdim evvelden bu türküyü. tanımadığım bana uzak bir acı  ama büyüklüğünden saygıyla boynumu eyerek efkarlandığım zamanlardı. hüzünlenirdim öylece. ...öylece... şimdi sımsıkı tuttuğum,avuçlarımdan akan bir acıdır ki benim en büyük gerçekliğime dönüşen. &lt;div&gt;  bugün görüş günüydü. ayda bir kez olan açık görüş. sevdiğinizin yanaklarına yüzünüzü sürebilmenin ne kadar büyülü bir an olduğunu biz mahkum ve tutuklu yakınlarına öğreten. ellerinizin birleştiği anda gözlerinizi yumup allahım bitmesin nolur diye sayıkladığınız.. arkaanızda elinde coplarıyla dolaşan yeni yetme delikanlılar üstlerine büyük asker üniformalarıyla. yaptıkları işin zorluğu yüzlerine yerleşmiş bedbin bakışlı gardiyanlar köşe başlarında. her masada ağlayan ya bir tutuklu bilinmez kaderine isyan eden ya da bir anne,eş,evlat... bazı vakur bakışlı teslimiyeti gözüne gözlük gibi oturmuşlar ki biri babam. bense.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;   bense zavallı babacığımı tüm sıkıntılarına rağmen bize neşeli görünen,gülümseyen,bir ay boyuncasevdiklerini görebileceği 1 saati sabırsızlıkla bekleyen canım babacığım karşısında ağladım. hem de hiç durmadan. aptal gözyaşlarım bir çeyrek mola vermedi. bir es bir sus... ben ağladıkça onun yüreği dağlandı.. gözleri yaşardı.. ve ben daha çok ağladım. şu anda göz kapaklarımın üstünde iki kocaman torba oturmuş sanki. ellerim yanıyor alev alev. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;   görüş sonrası eve gelip uyudum. sonra doğrı havaalanına. ankaraya uctum. yarın ve cumartesi nöbetçiyim. görüşe gidebilmek için blok nöbet tutmamgerekiyordu. gözümü kırpmadan tamam dedim. iyi halt ettim. gittim de naptım. keşke gitmeseydim. babaığımı o kadar üzeceğime... annemi eli koynunda bıraktım.. ardımda hep kırık dökük insanlar. ve bu insanlar en sevdiklerimdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;  evde uyurken bu gece ölmeyi hayal ettim. beyaz bi elbise giyip,yok önce banyo yapıp sonra beyaz ve temiz bir elbise giyip.. nasıl? en kolayı doğal gazı açmak sonuna kadar. mutfağa o çok sevdiğim renkli minderlerimi taşırdım. üzerine uzanır..o ne ya? tam korkak ölümü.. ben öyle ölmemeliyim. bu dünyada bi şeyleri değiştirmek için haykıran bir adamın kızyım.. böyle değil, bir tabanca bulmalı. tam kalbime yaslayıp..bir değil ama bir kaç el ki...uyumusum... rüyamda sitemizin bahçesindeyim. öyle geziniyorum.. yerde yatan bir çocuk görüyorum. yaklaşıyorum. yok bu bşr kız,gen bir kız. üstü başı parçalanmış.. ölmüş sanki. ölmüş ve çöpe atılmış. çöplerin arasında uzanmış.. yaklaşıyorum yanına üstündeki pislikleriden anlaşılan çoktan ölmüş. dokunuyorum,sıcak. nabzını yokluyorum gözlerini açıyor. kız uyanıyor,konusuyorum beni anlamıyor. sonra ingilizce biliyor musun diyorum biliyorum diyor. konusmaya başlıyoruz. bir anda annesi beliriyor. evime gelin diyorum yürümeye başlıyoruz. şaşırtıcı bi şeklide canlanan ve konusan kıza şaşırmadan... bir çöp arabası beliriyor. çöp arabasının içinde bir de çöp öğütücüsü. aynen çamaşır makinasının yuvarlak camı gibi bir cam ki fırdönüyor. bakıyorum içinde bir çocuk. kah ağzı cama yapışıyor kah burnu. neresi paışsa orası eğilip bükülüyor. gözlerini açıyor birden. bana bakıyor. bir saniye ya da daha da kısa bir zaman. bir feryat kopuyor sadece benm duyabildiğim o gözlerde. yaşıyorum ben!!! koşuyorum,yetişmeye çalışıyorum. ağır ağır giden kamyona yetişmek zor değil ama adamlara sesini duyurmak zor... bağırıyorum durdurun makinayı!!!cama vuruyorum durun!! o yaşıyor..O YAŞIYOOOOR!!!!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;uyandım,uçakta uyudum,uyandım,havaşın otobsünde uyudum,uyandım,şimdi yatağıma gidiyorum..uyumaya....&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5004248691272005548?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5004248691272005548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5004248691272005548&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5004248691272005548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5004248691272005548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/09/bugun-gorus-gunu-icim-sklr.html' title='bugün görüş günü içim sıkılır...'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1607394861291989774</id><published>2010-09-10T21:32:00.002+03:00</published><updated>2010-09-10T21:45:02.919+03:00</updated><title type='text'>bir nöbet akşamı</title><content type='html'>hastanedeyim. sessiz ve sevimsiz bir serviste tek başıma. biçimsiz dr oasında her türlü konfordan uzakta. en önemlisi ruhum kaybetmiş o konforu ya. oturuyorum. yoğun bakımın suratsız hemşireleri bana iş buyuruyor. ben de çömezim ya bi şey demiyorum. zaten desem ne ki. eninde sonunda muhtacım onlara. en basitinden isterlerse gece sabaha kadar yarım saatte bir arayıp gereksiz şeyleri sorarak seni uyutmama gibi bir ihtimalleri var. daha önce yaşadım ordan biliyorum. zaten güm de yok. kimseyele didişmeye. kendi başımayım artık, sessizim. bu hastanenin koridorlarında koşuşturan o cevval intern, canavar tıp öğrencisi halimden eser kalmadı. bana sende ışık var diyenler şu halimi görseler.. gerç, göremezler, o kadar karanlığım ki görmeler, için gerekli olacak kadar bile aydınlık yok. karardı her şey. sabahları kalkmak akşamları yatmak istemiyorum. bu hastaneye gelmek serise girmek istemiyorum. ama mecburum. mecbur muyum gerçekten? evet, malesef mevburum. hiç olmazsa babam çıkana kadar.. para kazanmaya mecburum. artık o kadar  boş geliyor ki uzmanlıkmış şuymuş buymuş. ne olacak ki pratisyen kalsam ne değişecek. uzman olunca ben hayat daha mı güzel olacak.. yok öyle bi şey. sadece istyemediğim şeyleri zorla yaparak yaşıyorum bu hayatı.. ne anlamsız. ne zamandır yazmıyorum. çünkü her gün, tam olarak 6 ay 2 gündür her gün babama mektup yazıyorum. nöbette de olsam, nöbet çıkışı da. yolda da olsam... bi şekilde muhakkak. ve yazmaya vaktim daha çok da haliim kalmıyor. şimdiyine mektup yazmak için açtım blogumu. bu defa dedim önce sana yazıcam. şimdi bi sigaram olsaydı... odanın telefonu çaldı şimdi. ardından da cep. sevgilim aradı. AOÇ ye gitmişler kokoreç yemeye. hiç sevmem ama orda olmak isterdim şimdi. gerçi ben bura hariç her yerde olabilirim. neden bu kadar sevmediğim bir iş yapıyorum? neden bu kadar zahmete katlanıyorum? bu sorularımın hiç bi yanıtı yok. rüzgar bu yandan esti biz de savruşuyoruz işte. babamın mahkemesine 1 aydan az kaldı. 8 ekim, söylemiş niydim? gün yaklaştıkça  daha da korkar hale geldim. sanki yaklaşmasını istemiyorum, o gün hiç gelmesin.. böyle beklemek daha iyi.. ya olmazsa...ya çıkamazsa.... nasıl yaşıcamı hesap edemiyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1607394861291989774?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1607394861291989774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1607394861291989774&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1607394861291989774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1607394861291989774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/09/bir-nobet-aksam.html' title='bir nöbet akşamı'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2664941785318440203</id><published>2010-08-18T01:26:00.004+03:00</published><updated>2010-08-18T01:45:16.169+03:00</updated><title type='text'>adana yolculuğundan acil nöbetine trabzon sahilinden bir düş</title><content type='html'>17.ağustos.salı  01:26&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi geceler babacığım,&lt;br /&gt;uyanıksın muhtemelen. ben de acilde uyanığım. bu gece çok yoğun ve yorucu başladı. bacaklarım sızlıyor. acaba yoldan geldim diye mi sızlıyor onu da bilemedim. gerçi yol boyu uyudum biliyo musun. hem de yanım boştu ve ben yatarak uyudum. diceksin o koltuğa nasıl sığduın, ama insanın ufak olmasınınavantaja dönüştüğü yerler de var işte :) molada bile inmedim,uyudum. zaten orucken molada inip napıcam. su içmeyince tuvaleti de gelmiyor insanın. biliyor musun baba, 2 gündür sağ yan ağrım var. ve bugün de yani az önce üreter trasesi boyu bir sızı. inşallah ben yanılıyorumdur. renal kolikleri görünce korkuyorum  taş maş olursa diye. allahım korusun. gece kahvaltısı getirmişler. çorba vardı. ramazan diye çorba getiriyolar. bi de kahvaltılık. ben çokrba içtim biraz. acıkmıştım. zaten iftarda azıcık yedim. yemek kötü değildi şükür ama güzel de değildi. insan az da yiyebiliyomuş demek ki. :) evde deli gibi yiyoruz sonra da kalkamıyoruz:) bu  gün otobüste geşirken bir tek ben oructum galiba. kimse oruc tutmaz olmuş artık ya. sinir oldum. o uyduruk kekler bile insanın burnuna kokabiliyormuş :) halbuki acıktığımdan değil ha. canımm da istemedi. zaten canım bu ramazan ilginçtir ki hiiiiç bişey istemiyor. ne tuhaf di mi? belki sıcak olduğundan. ahh şimdi adanada olsaydım... klimalı soğuk odalarımızda, annemin yanına zanmış, o uyuklarken ben üstümü sıkı sıkı örtüp televizyona bakıyordum... ne güzel di mi? çok özledim  şimdiden. bugün otobüsle gelirken yol boyu uyanık olduğum zamnlarda tabi, kendi kendime dedim ki, hadi zihnimin bilinçli olan kısmını alıp gidelim buralardan, gezici ruhumla gezelim. mutlu olduğumuz anlara gidelim.mesela beraber yaptığımız tatillerden birine. olabilir, ya da arabada ailece herhangi bir yere giderken,olabilir... uyumuşum. bir resim belirdi önce. bir deniz kıyısı. ama kıyısından çok denizin yoğun olduğu bir resim.sonra canlandı, hareketlendi. dalgalandı o resim. trabzonmuş, küçük dalgacıklar belirip kayboluyordu üzerinde. güneş ışınları mütevazi bir parıltı bırakmıştı. maviydi, koyu maviye yakın. ne kalabalık yapan insanlar, ne gemiler,kayııklar. sadece deniz vardı. biz ordaymışız gibi, görmedim ama orda olduğumuzu bildim. huzurlu bir bekleyiş ,sakin alıp verdiğim nefesim..uyandım. uyandığımda bile o kadar gerçekçiydi ki bu resim. bizi göremesem de orada ve hep birlikte oluşumuz. ruhumun gezici tarafına teşekkür ettim.iyi iş başardı,hadi bi daha deneyelim dedim. yumdum gözlerimi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2664941785318440203?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2664941785318440203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2664941785318440203&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2664941785318440203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2664941785318440203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/08/adana-yolculugundan-acil-nobetine.html' title='adana yolculuğundan acil nöbetine trabzon sahilinden bir düş'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4850406319132075476</id><published>2010-07-23T16:23:00.002+03:00</published><updated>2010-07-23T16:29:46.825+03:00</updated><title type='text'>her şeyin bir nedeni var...</title><content type='html'>sadece beklemek lazım&lt;br /&gt;hayatta bize görünenlerin aslını görebilmek için&lt;br /&gt;biraz sabretmek lazım&lt;br /&gt;karşımıza çıkan şeyleri sorgularken&lt;br /&gt;soru işaretlerinde önce virgül atmak lazım,gerekirse üç nokta&lt;br /&gt;ama sabretmek lazım&lt;br /&gt;her şeyin bir nedeni var&lt;br /&gt;durup beklemek lazım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4850406319132075476?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4850406319132075476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4850406319132075476&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4850406319132075476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4850406319132075476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/07/her-seyin-bir-nedeni-var.html' title='her şeyin bir nedeni var...'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7254083042381665278</id><published>2010-07-08T17:44:00.003+03:00</published><updated>2010-07-08T18:16:54.514+03:00</updated><title type='text'>son görüşümdü seni baba</title><content type='html'>zaman doldu. bu hengamede bir de yeni bir hayat tercihi,yeni bir şehir ve meslek tercihi ve hayat seçmeye çalıştıklarım arasında bana kendi istediğini uzattı cömert?! kucağından. Ankaraya dönüyorum, mezun olduğum okulda nöroloji asistanı olarak başlıcam haftaya. bu perşembe yani bugün onu son görüşümdü. bir daha ne zaman olacağını bilemediğim meçhul bir zaman dilimi. yaşıyan ama benim için ölümün paslı tadını taklit eden bir süreç. haftada bir defa da olsa ,kirli camların ardında da dursa,15 dakika boyunca burnumu cama yapıştırıp izleyemeyeceğim onu. annemle konusurken ses geçmeyen camın ardında dudaklarının kıpırtısında kaybedemeyeceğim kendimi. lanet olsun ki, telefonun ahizesine de olsa minicik öpücüklerimi gönderemeyeceğim yanaklarına.neden mi blog yazmıorum?tuşlara doundukça gözlerimden akan yaşlara mani olamıyorum.biliyor musunuz,4 ay oldu. 4 ay 4 gün. her gün yazdık birbirimize,mektup zarflarına sığdırdık yaşamımızı her gün. o hepimize yazdı.. anneme bana kardeşime. bu gün giderken çok sinirliydim. bahçede beklerken annemle tartıştım,içerde kardeşimle. dönerken kimseyle konusmamaya karar verdim. eve geldiğimde her perşembe yaptığım gibi kendimi yatağa attım. saat 10 bucuktu. bu gün erken dönmüştük. her perşembe sabah 6 da kalkıp 6buçukta çıkıyoruz yola. saat 10da 15 dklık görüşmemizi yapmak üzere buluşuyoruz canım babacığımla . canım babacığım.. bugün en çok ben konustum. annem,kardeşim bana verip durdular telefonu. bense konusamıyordum. vermeyin diyordum içimden. anne sen konus biraz da.. çünkü ben babamın gözlerine bakınca ağlamaktan korkuyordum. kapalı görüşlerde önce taraflar birbirini tarar.bunu hızlı bir visuel çekup sayabilirsiniz. nasılsın  sorularını sorarken alınan cevaplarla yetinmeyip, hızla nasıl görünüyor,zayıflamış mı,hasta olmasın diye ibareler arayarak dolaşır gözbebekleriniz özlediğiniz bedende. sonra hızla sorular sorulup,notlar ve selamlar iletilir. 15 sny sonra gözler çakışır. birbirini ele vermemek üzere şartlandırılmış mimikleriniz o anda çöker. babacıım... kuzumm... (sana sarılabilmek isterdim, kucağında uyuyabilmek, saçlarımı okşasan, sonra beraber televiyon izlesek kanepe kavgası yapsak sonra da ben yanına sığışsam...) içimden geçenlere içinden geçenlerle cevap alırım. Eyvah!! gözyaşlarım çıktı yola,burun kökümde hissediyorum. tırnaklarım teyakkuza geçiyor vakit kaybetmeden. parmak kenarlarıma küçük tırmıklar atarak can acısını göz yaşlarıyla değiş tokuş ediyor. başarabildiği ölçüde. ne kadar kendinizi kontrol etmeye çalışsanız da bir saniyenin kimbilir kaçta kaçında okuyorsunuz karşınızdaki gözleri. hasretin, çaresizliği,yorgunluğun,endişenin elinden çıkan eser seriliyor gözlerinizin önüne. ve aynı anda siz de okunuyorsunu kitap gibi. yasak satırlarınıza dokununca özlediğiniz gözler hüznün ağırlaştırdığı koca kitabı kapıyıveriyosunuz hemen. yani göz göze geçirebildiğiniz zaman sadece 4 saniye. inanın 4. saniyede bile zorlanıyorsunuz. ahh acıyla demlenen klaplerimiz. karşı karşıya atamayan kalplerimiz. yalnızlığında ve hüzünle yoğrulan ruhlarımız. lanet olsun bu dünyanın kırık çarklı düzenine. yazıklar olsun insan olduğunu sanarak yaşayan bizlere. işte bu gün, görüşten gelir gelmez bıraktım kendimi yatağa. üzerimi bşel değiştirmeden. uyumuşum saat 2 idi uynadığımda. şimdi daha sessizim. işte cümlelerimi bıraktım babamın son gördüğüm gözlerinde. gidiyorum babacığım, görüşebilmek dileğiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7254083042381665278?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7254083042381665278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7254083042381665278&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7254083042381665278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7254083042381665278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/07/son-gorusumdu-seni-baba.html' title='son görüşümdü seni baba'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7290631990461529370</id><published>2010-06-28T22:57:00.002+03:00</published><updated>2010-06-28T23:25:49.376+03:00</updated><title type='text'>Babam'a Mektup</title><content type='html'>iyi akşamlar babacığım...&lt;br /&gt;nasılsın bi'tanem,canım,yakışıklı babam,yanakları pamuk,elleriyastık,kalbi kocaman adam. merhamet dolu,sevgisi dünyalar kadar,kucağı dünyanın en güvenli ve huzurlu yeri olan sevgili babacığım. kalbimin ritmi,gönlümüntitrediği,dilimin gece-gündüz,üstüne toz konmasın allahım ,diye dualar ettiği..canım, canımın içinde can, bana sevmeyi anlatan,duayı öğreten, masallar okuyan,gezmeye götüren ,ne istesem alan...koruyucum,hastayken baş ucumda duran bir bardak suyum, korkarken yanımda sarılıp uyuduğum,haksızlığa uğradığımda arkamda dağ var gibi durduğum, kızdığımda dilinden merhameti duyduğum...şefkatlim,hiç kimseye diş bilemeyenim, her kese sevgiyle eğilenim, bulduğu her boş keseye kendinden ekleyenim,kendine çöp atanın yoluna gül bezeyenim....heybetlim, heyy!! diyince titretenim, olmasa da var zannedilenim, bir tek O'na eğilenim, bir tek O'ndan çekinenim, gerisi boş diyenim, kendini tesli edenim, bu teslimetle güçlenenim...Şemsim, güneşim,ışığım,ziyam...her kayboluşumda aynam,karanlıkta parlağam,yorgun gözüme gün karam, fitnede tutunduğum kayam, şerefsizliğe savurduğum hayam...hafızam,güzel günle dolu torbam, senin sevginle taşmış dünyam,tatlı dilinle duymuş klağam,seni özlediğim her akşam..suyum soğanım,aşım,boş testimi dolduranım,aç karnımı doyuranım,solmşsa benzim sararıp solanım,neyin varsa paylaşanım,paylaşmayı anlatanım...öğretmenim,bu dünyayı gezdirenim,yollarda iz sürdürenim, arabaya bindirenim,yalın ayak yürütenim,hepsini bil diyenim,bu dünyayı sevdirenim,sonra yaka silktirenim,'ahh'larımı işitenim,sonsuluğu gösterenim,gerçeği bize öğretenim...şaşırtanım,bunca insan sevgine hayret içinde bırakanım, merhametin ucunu sonsuzluğa sarkıtanım,deymeyecek yüzsüzlerin saçlarını okşayanım,ihanete uğrayıp da hıyaneti unutanım,ne çok tahtlar kurmuşsun,garip kalplerde yaşayanım...fakirim,hiç istemedin zenginliği bilirim,ziyafet sofralarını fukara çorbasına değişmeyenim,mazlumluğu en büyük ziynet edinenim, mertliği hiç bir pula değişmeyenim,elinde olsa da olmasa da gönülde hep zenginim...zenginim, bu dünyalık ölçüsüz sevgilere sahibim,,rabbinin dara koymadığı,darlığadüşürmeyenim, her zaman eksilmeden artan bereketlim...babacığım,Sadullah'ın arslan oğlu, eşinin biriciği,oğlunun yiğit babası, kızının herşeyi... her tanıyanın kalbinde yer edindiği,dünyanın her köşesinden dualar edildiği, herkesin dilinden razı ol rabbi dediği, mertliği,adamlığı,rengarek kişiliği,şairliği,dilbazlığı,musıkişinaslığı,unutulmaz arkadaşlığı,leziz sobetleri,bitek bize mi? herkese gösterdiği babalığı...babam, babacaığım,canım, herşeyim. ne biliyorsam-işe yarar- senden öğrendim. ömrüm sana feda olsun, allah senden razı olsun, bana senin kızın olma şerefini bahşetti ya,on binlerce şükür olsun. dua eder dururum,bir gün kızın sana layık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7290631990461529370?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7290631990461529370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7290631990461529370&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7290631990461529370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7290631990461529370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/06/babama-mektup.html' title='Babam&apos;a Mektup'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8846849501842908859</id><published>2010-06-16T21:21:00.003+03:00</published><updated>2010-06-16T22:03:31.664+03:00</updated><title type='text'>canıma...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:courier new;color:#ff6666;"&gt;ruhumun sahibi, gönlümün safran çöllerinde parıldayan gecesi. eşim..eşsizim...hayat bana bir yol çizdi 27 sene. var olanıma da yitip gidenime de şükürler olsun. beni bir taş değirmende öğüttü inceden,incitmeden. kaba tohumlarımı nazlı zerrecikleriyle süzülen beyaz bir una dönüştürdü. sana pişirdi hayat beni, güneşiyle. suladı,yağan rahmetiyle. yaraladı kimi zaman,esen sert yeliyle. bilmeden her yarımdaki yarayı,ağlarken acıyan canıma,bilseydim hiç ağlar mıydım her bir damla gözyaşım beni yaklaştırmış ''canıma''...bellediklerimi ezber ettim sayende. aklımla yüreğimle çarptım ,böldüm bi daha yanlış yapmayım diye. sayende bir düze çıktı ömrüm, vesile eden sağolsun. yürüdüm kendimi yaralamadım artık,elim senin elindeydi. bana düşmeden de adım atılacağını öğrettin sen. kendime çukurlar açmadan,üstüme toprak atmadan. kendimi acıdan acıya vurmadan da göğüslemeyi öğrettin hatalarımı. ya 'yanılma' ya da 'yadsıma'mayı. sakin bir kararlılık ipi tutturdun elime. ne zaman sarktıysam balkon demirlerinden belime, o ipin ucunda sen ve tatlı kahverengi gözlerin. duruldum, yaramaz bir çocuk olmaktan yoruldum. hayatımın en büyük acısını yaşarken, ömür yolculuğumda en büyük taşa takılmışken. yine belirdin yanımda yalnızlığımda. el oldun kaybetmişken ben avuçlarımı. göz oldun reddederken kenbi kalbime bakışlarımı. ben unutmuştum bile nefes almayı.sen verdin,ben aldım sen verdin...ben şimdi sonunda mı,ortasında mı bilemdiğim bu yolda,hayatımın en kara-gri tonunda. hayal edebiliyosam eğer,seninle. ve umutlarımda sen. bağlandıysam yaşama sevginle,bitmez şefkatinle. aşkım,sevgilim,sevmeyi beraber öğrendiğim. ruhumun sahibi ve eşim..eşsizim..................seni seviyorum...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8846849501842908859?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8846849501842908859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8846849501842908859&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8846849501842908859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8846849501842908859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/06/canma.html' title='canıma...'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4652186373195071</id><published>2010-06-16T02:02:00.002+03:00</published><updated>2010-06-16T02:25:27.091+03:00</updated><title type='text'>bir ay biterken</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kalbimin dilek ağacına bağladım haziranı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;sımsıkı tutup iki ucundan nazikçe düğümlediğim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;30 daldan,30 gölgeye dönüştü benim beyaz kurdelelerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;çorak toprağımda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;yeşillenemeden yitirdim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;her bir düşen dalda bir gölgem eksildi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;güneş yaktı kurudum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kalbimin dilek ağacına bağladım haziranı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ve 30 gün bekledim hazır her anını&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;yeşillenmedi.. yittim,ezdim kendi ayaklarımda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;başkaca hain parmaklarına dokunmasın diye beyaz kurdelelerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;benim umutlarım, yaşama heveslerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;gelecek güzel gülerimdi beyaz kurdelelerim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kalbimin dilek ağacının 30 mahsun dalı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;düştüğü yerden bakar bana ağlamaklı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;sorar,ne kadar çorak bu toprak ne kadar yaralı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ben söylerim bir şarkı bet sesime kulak verin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ne açan güneşe döner yüzüm ne geceleyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;bana mutluluk olur mu bir tutam rüzgar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ne de sarı benizli ay çiçeklerin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;bu dünya dert ve kahır ayırdı benim payıma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;bekledim iyilik dolsun diye boşuna&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;aldığım nefesi verirken bile soruyorlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;bi daha almaya cesaretim var mı hala&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;her gece yatağıma uzanırken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;uykusuz gözlerimi karanlığa çivilerken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;sessizlik ve karanlık, ruhuma bir örtü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;insan oğlunu kestiği dilim dailim ahkamlar çınlaşırken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;zavallı kulaklarım bir ses işitir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;karşı mahallenin köpeklerin havlaşır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;içime serinlik daha bir yerleşir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;sanki yokmuş karanlığın bir sonu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;benimki bitmeyen bir kabus oldu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;bi zamanlar prenses rüyasıyken oysa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ne bugün ne yarının sonu yoksa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kalbimin dilek ağacı ses versen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;30 dalın kaçı düştü yere bilsen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kaç kaldı umudumu bağladığım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;dallarında beyaz kurdelelere bıraktığım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;sesimi gerisin geriye çekiyorum&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ve ellerimi üzerinden ey hayat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;kalbim sükut beynim yangın sonrası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;küllerin savrulduğu bir kalafat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;iyi geceler yer yüzü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;ve mutluluklar gök yüzü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#000066;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4652186373195071?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4652186373195071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4652186373195071&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4652186373195071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4652186373195071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/06/bir-ay-biterken.html' title='bir ay biterken'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2851765151708883157</id><published>2010-06-02T21:56:00.003+03:00</published><updated>2010-06-02T22:43:32.660+03:00</updated><title type='text'>haziran en sevdiğim ay</title><content type='html'>doğum günümü kutladığım için çocukken nasıl beklerdim. anne hangi aydayız, anne benim doğum günüm ne zaman, anne mayıs mı önce haziran mı??? ilkokula başlayıp da ayları öğrenince kurtulmuşları her sene terennüm eden bu suallerimden. tam o zamanlarda kardeşim doğmuştu. henüz matematikten bi haberken kardeşimin nasıl olup da benden sonra doğmasına rağmen doğum gününün benden önce olduğunu kavrayamamıştım. mayıs hazirandan önceydi evet, ve kardeşimin doğum gününü hep daha erken kutluyolardı:) renkli fasülyeden çözdüğüm yaş problemleri  sayesinde duruma daha vakıf olmuştum. nihayet haziran yine benim en sevdiğim ay olabilirdi...sonra haziran ayı hep yaz tatilinin başlayacağı o muhteşem zaman dilimiydi. ilkokuldan lise bitene kadar hep haziranın bilmem kaçı beklenirdi. sonra eylüle kadar yaşanan sarı yaldızlı günler... üniversitede durum bazen değiştiyse de gene de haziranın popülerliği son final tarihi bakımından pek kaybolmadı. malum biz zavallı tıpçıların finalleri bazen temuzu bulurdu. Çocukluğumun hatırı sayılır bir kısmı adanada geçti. ve  geçmekte.. yazın en yaşanılır zamanıydı haziran. akşamları çıkan tatlı esintiyle sokaklar dökülen aileler, balkonlarda toplanan komşular, kafeleri dolduran gençler, gölün kenarında konaklayan alemciler ya da balıkçılar, onlara kıyı boyu eşlik eden mısırcılar,biciciler,çekirdekçiler ve tabii aralarında hadi bi gölün kenarına inelim diyen bizler.kimsenin kimseye bakmadığı, telaşların evlerde ya da kontağı kapatılan arabalarda bırakıldığı, sosyal farklılıkların bir külah çekirdekte eridiği, kimi çizgili pijamalı kimi markalı jeanli insanlar..yani bizler... işletmelerden,restorantlardan yükselen müzikler..çekim alanlarına girdiğinizde başka başka alemlere gittiğiniz, üç dakikada bir ruh halinizdeki değişiklik ile kendini gösterirdi. bakışlar kimi zaman durgun suya sabitlenir, kimi zaman içinin kıpırtısına arkadaş olurdu tıkırtıyla karşıdaki adaya yolcu taşıyan motorlu sandallar.yaz tatilinin mahmur rehaveti henüz çökmemiş olurdu üzerimize. hafta sonları yakın yerlere günü birlik ya da bi gece konaklamalık küçük seyahatler. hafta içleri henüz yazlıklara yaylalara dökülmemiş arkadaşlarınla toplanıp sinemaya gitmek ya da o devrin meşhur caddelerinde volta atmak için toplanılırdı.lise çağlarımızda, genelde çoğunluğun diyet yapmasına rağmen,içimizden birinin, hayatı boyunca hiç rejim yapmaya da ihtiyacı olmayacak kadar zayıf birinin,hadi dondurma yiyelim demesiyle soluk alınırdı bir pastanenin önünde. Yaz akşamlarına uygun mönüler seçilirdi, hafif olduğu iddia edilen kızartmalar vazgeçilmezimizdi :),zeytin yağlılar ve soğuk çorbalar. dilimlenip soğutulmaya bırakılmış karpuzlar.akşam olurken  annem babamı arar, hadi yemek hazır ne zaman geleceksin derdi . babam hep yarım saate demekle beraber takribi bir saat içinde evde olurdu.gerçi biz çoğu akşam dışarı çıkar,serin sayılacak bir yerde içecek olarak esen tatlı rüzgarı seçerek yerdik yemeğimizi. sonra bizimkiler çay keyfi yaparı, bu keyfi çoğu zaman bir dostlarıyla taçlandırırlardı.pazar akşamları balık pişerdi evde. kahvaltıda hala sucuk yenebilirdi. Adanada yazın sucukla yumurta anmbargo yerdi sıcaktan ben çocukken. temmuz itibariyle başlardı yasak.Televizonda salı geceleri sinema klubü olurdu. yıl boyu ders yüzünden  izleyemediğim dizileri izleyeceğim sevincim tek tek tatile girmeleriyle havada kalırdı. tekrarlarıyla yetinmek zorunda kalırdın. her yaşın getirdiği sosyal hayat ve alışkanlıklar değişse de sabit kalırdı pek çok şey. Şİmdi salonda otururken aklıma dökülüveren bunca hayalin sebebi ziyareti çok yakınımızda, liselilerin mezuniyet kutlamaları yaptığı bir işletmeden yankılanan müzik sesleri ve arada neşeyle yükselen çığlıklar. Onca şey değişti, ,seyhan nehrini çevreleyen ışıklara bakarken düşünüyorum da onlar hala aynı. haziran ruhumun kapısında, elindeki sepette yine aynı şeyler var.bi açsam girmesine izin versem ben yine aynı telaşlar aynı heyecanlar aynı bilinmez hüzünlerle dolu bir ay geçiricem. ama  almıyorum içeri. orda bekletiyorum. ona diyorum ki, haziran, bana babamı getir seni burda bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2851765151708883157?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2851765151708883157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2851765151708883157&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2851765151708883157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2851765151708883157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/06/haziran-en-sevdigim-ay.html' title='haziran en sevdiğim ay'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4296940833521807626</id><published>2010-05-25T23:31:00.002+03:00</published><updated>2010-05-25T23:46:22.800+03:00</updated><title type='text'>alışkanlıklarımdan vazgeçiyorum</title><content type='html'>yaşadıklarım, bana hayata artık şımarma diyor. pembe tozlar saçan kanatlarını çıkart artık diyor.mutlluğun hayalini kurma boyu senden uzun diyor. elinde olana kanaat getir ve sus, öyle yaşa diyor. haklı mı? sonuna kadar.&lt;br /&gt;  önümde uzayıp giden metrelerce bir yılan var sanki. ya da bu bir afalt yol, yeni dökülmüş, sıcak ve yapış yapış. ama üzerine tek bir lastik izi belirmemiş. Benim kaderim onun üzerine rastgele konan toz zerreciklerinde yazılı.peki, hangi falcı okuyacak bu falı? hangi kahin bana yol göstericek. ya ben? kime sormaya cesaretim var olabilecekleri? sormak bi yana gönüllü anlatacaklara kulaklarımı tıkayıp bağırıyorum var gücümle. duymayım seslerini diye. Yok olmaya yüz tutsa da içimde kalan ümit zerreciklerine üflemesinler diye. Zaten kırık cmlarından içeri ne fırtınalar giriyor kalbimin. Zaten ortalık toz duman olmuş göz göz görmüyor.&lt;br /&gt;   Bazen yeniden mutlu olabilirim sanıyorum. Mutluluğu bi deniz kenarında ya da bir müzik parçasına bırakılmış bedene soruyorum.  oralarda değil galiba. insan mutluysa eğer sadece denizi düşünebilirmiş ya da müzik dinleyip dans edebilirmiş. insan aslında ne kadar özgür, hür imiş. şimdi benim mahrumiyetim, bi kafede nargile dumanını kendime çok görmek, dönme dolapta gök yüzünün sonsuzluğunu içmesin gözlerim diye binmemek, canım çekse de buzdolabının rafında terk edilmiş sucuğa el sürmemek, arkadaşlarını arayıp hadi sinemaya gidelim dememek.yani, demek istediğim,o yokken, ben  de esaretim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4296940833521807626?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4296940833521807626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4296940833521807626&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4296940833521807626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4296940833521807626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/05/alskanlklarmdan-vazgeciyorum.html' title='alışkanlıklarımdan vazgeçiyorum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2180082988824909481</id><published>2010-05-12T14:02:00.002+03:00</published><updated>2010-05-12T14:33:52.721+03:00</updated><title type='text'>ilk görüş ve ankaraya dönüşüm</title><content type='html'>Ankaradayım, tus tercihlerini yapmak için gelmiştim. babam cezaevine girdikten sonra onu mutlu edebilmemin tek yolu sınavda başarılı olmaktı. benden özellikle istedi, derslerine çalış kuzum dedi. benim buna ihtiyacım var, benim sana ihtiyacım var... adana'da denedim bir hafta ama mümkün olmuyordu. eve giden gelen eksik olmuyor, 15 sene önce Kozanın bilmem ne köynde bile baktığı hastalar geçmiş olsuna geliyordu. Her çalan telefonda kalp atışları hızlanıyor,her çalan kapıda ''belki de..'' diye heyecanlanıyordum. Tabi gün boyu ağlamalarım ve herkesin bana ağlıyorum diye kızmları da  cabası. içime kapandım iyice, odamdan çıkmaz oldum, elimde biyokimya kitabı yatağın üstünde öylece çalışmaya çalıırken 9 gün geçmişti. ve tabii ankaraya gönderdiler beni. gönderdiler demeyim de ben de anladım ki orda kalırsam bu iş olmayacak. ilk görüş günü babamı görüp çıktım yola. &lt;div&gt;  İLK KAPALI GÖRÜŞ&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben sanırdım ki tel örgüler arkasında olacak babacığım. ellerine dokunaabilecek parmaklarım. meğer öyle değilmiş. 2 tane kalın cam,arasında 20 cm boşluk ve ortada demirden parmaklıklar vardı.telefonla konusuyrsun. 15 dk, görüş bittiğinde ışıkları kapatıyorlar,5sn sonra tekrar açtıklarında baban gitmiş oluyor. ışıklandırma çok zayıf ve camlar sanki yıllardır silinmiyordu. karşındakinin yüz ifadesini bile seçemiyorsunuz. iyi ki de seçemedik,yoksa babam dolan gözlerimi görürdü. ağlamamak için kendimi sürekli çimdikliyordum. eve döndüğümde her yerim mosmor olmuştu. Babacığım bize gülüyor,her zamanki şımarıklıklarını yapıp bizi de güldürmeye çalısıyordu. iyidi, emindi kendinden, memurlar kğusunda kalıyorum ingilizler var ingilizce çalışıyorum artık diyordu. şiir yazar, güzel yazar babacığım. shakesperare'ye rakip olacakmış..Kendine iftira eden sevigli bashekimi de onunla aynı koğuştaymış. napıyorsun dedim o adamla, napiim dedi,burada ancak kardeş olunur biz de kardeş olduk dedi. (tabii babam bilmiyordu o kardeş hala avukatı aracılığıyla bbamı sağlık bakanlığında tanıdığı milletvekillerine şikayet etmiş..ah canım babacığım...) Babam böyleydi, kendi hakında bir yerel gazetenin yaptığı (yalan) haberlere karşılık açtğı tazmiat davasını kazanmış,gazetenin sahibi benim kanser hastası çocuğum var yapmayın diye ağlayınca parayı avukatla geri göndermişti. ama babam tutuklandığında en acımaszı ve saçma haberler yine aynı gazeteden haftalarca mansetten yayınlandı. insanlara ve insaflızlıklarına lanet ettim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;öyle bir yer ki ceza evi, çalışanlar mahkum yakınlarına bile katil muamelesi yapıyor. halbuki sdece devlet memurusun sen be adam. sorduğun sorulara cevap yok, geç!sıraya gir! eğil üstünü arayacaz,çok yaklaşma bana ayakkabılarımı kirleteceksin! ayakkabılarını çıkart! ne terliği be yalın ayak geçeeksin!... Allahım diyosun,benm ne işim var burada. beklerken avluda,aranma sırasında, nüfus cüzdanı sırasında, etrafıma bakındım. bana benzeyen benim gibi giyinen bekleyen o kadar az insan vardı ki. hani başka bir ülkeye gittiğinde eğer varsa türkler hemen birbirini tanır ve bulur ya. öyle oluyor. değişik diller, farklı giyimler, tuhaf bakışlar ve senin gibi ürkmüş birkaç aile birbirine tutunmuş ayakta durmaya çalışan. babamın koğuşunda yatan başka bir dr beyin eşiyle tanıştık. hikayesini anlattı, 3 aydır bekliyormuş dosyalarının hazırlanmasını.bize içeriyle ilgili bilgi verdi, rahatlar,hasta bakıyorlar revirde dedi. böyle şeylere seviniyorsun, haftada 2 defa sıcak su verdikleri için yüzün gülüyor,sonra neye sevindiğini farkedip yeniden üzülüyorsun. işte böyle gitgellerle bitti ilk görüş. kapıdan çıkarken hüngür hüngür ağlıordum. Anneciğim tüm gücüyle gözlerinde süzülen yaşları kuruluyor dimdik yürüyordu. dağ gibi, çelik gibi. şaşkınlık ve hayranlıkla kazdıdım o sahneyi kafama. ve babamın anneme neden bu kadar aşık olduğunu daha iyi anladm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;  ankara otobüsüne bindiğimde babama bir mektup yazdım, ankaraya gidiyorum ababacığım diyordum, kızın senin için br sınav kazanmaya gidiyor...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2180082988824909481?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2180082988824909481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2180082988824909481&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2180082988824909481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2180082988824909481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/05/ilk-gorus-ve-ankaraya-donusum.html' title='ilk görüş ve ankaraya dönüşüm'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-508520966257043753</id><published>2010-05-05T14:26:00.002+03:00</published><updated>2010-05-05T15:07:26.366+03:00</updated><title type='text'>emniyette geçen 4 günün ardından</title><content type='html'>salıgünü gözaltına alınmıştı babam. perşembe gecesi adanada annemlerin yatağına uzandığımda sabaha kadar dua ettim. ne göz yaşım durdu ne kalbimin sesi yoruldu.Allahım,nolur,babamı bırakma oralarda, yapmalarına izin verme bunu babama. o hak etmedi,o hak etmedi.nasıl battı o yatak sırtımdan ayak ucuma. bedenim nasıl yandı yorganın yumuşaklığı her dokunusunda. insanın canından çok sevdiği günlerdir tahta bir bank üzerinde oturuyorsa, o saatte ona uyku yoksa canı ne yanarmış meğer,3 gündür bilmeden uyuduğum uykulara bile lanet ettim. ahh allahım, bu nasıl bir yangın....... annem de uyumadı o gece. ikimiz de birbirimizi üzmemek için sessiz sessiz ağladık.bir ara dedim ki anneme ''anne, en azından yarın bir yatağı olacak. bize vermeseler de oradan kurtulacak''.  aynı yatakta kıpırtısız yattık.tutuklanmasını orada olmasına tercih ederek avunduğumuzu birbirimize söylemeye çekindik. sabah ezanı okundu. anneciğim kalktı namaz kılmaya.  köpekler uluyordu ben onları dinliyordum. birazdan kuşlar başladı sabah ibadetlerine. bilmem doğru mu ama öyle demişti babam ben küçükken, kuşlar da sabah ibadet ederler,en güzel sesleriyle öterek anlatırlar yaatıcılarına olan sevgilerini... onları dinledim,onlar susana kadar. sustular. şimdi caddenin sesleri başladı, arabalar, kornalar,insanlar.. işte yeniden başlayan bir gün. kmi için sıradan bir gün kimi için belki son gün. peki benm için nasıl bir gün? farkında değildim. hiç bir şeyin farkında değildim. tek bildiğim zor bir gün olacaktı. cumaydı ve artık yasal olan 48 saatlik gözaltı süresinin yasal olmayan 4. günüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;savcının siz bu adamın üzerine atın suçlamaları hepinizi serbest bırakayım dediğini duyduk. babama emniyette bilmem kaç bine bu işi hallederim diye giden avukatlrı gerisin geriye yolladığını duyduk. ihale komisyonun &lt;em&gt;&lt;strong&gt;başkanı&lt;/strong&gt; &lt;/em&gt;olan bir kadının, &lt;span style="font-size:85%;"&gt;arkasında aşiret olan bir&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;kadının,parası pulu çok olan bir kadının&lt;/span&gt; serbest bırakıldığıı duyduk.(isnat edilen suçlama ihaleye fesat karıştırma, benim hiç bir komisyonda yeri olmayan,imzası olmayan hatta o dönemde yurt dısında olduğu bakanlık göreviyle gittiği belgeşlerle sabit olan babam içerde-çünkü ihaleyi yönlendrmiş ellerinde çok somut dedliller varmış &lt;span style="font-size:85%;"&gt;çünkü birileri öyle demiş&lt;/span&gt;.. fesat karışmış ihale kurulu başkanı dışarda-&lt;span style="font-size:85%;"&gt;resmi evrakta atılan imza demekki huhkuk için somut sayılmazmış&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o gün adliyeye sevk ettiler. sabah 9 dan akşam 5 e kadar adliyede bekledik. bi kaç kiçi daha serbest bırakıldı, kalanlar nöbetçi mahkemeye. dedim ki &lt;em&gt;anne,babamı bırakmayacaklar, bari biz onu rahat bırakalım artık. bizi düşünüp iyice üzülmesin,hele mahkum arabasına bindirdiklerinde..ellerie kelepçe ...takarlarsa...bizi...görmesin.................................................&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;eve geldik,gece 12 ye kadar sürdü mahkemeleri. bir ara anneme sordum, ne hissediyosun anne, nolacaksence? annem gözlerime baktı,titreyen gözbebekleriyle hiç sesini çıkarmadı. anladım,korktum,sustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beklemek dostlar, hele de böylesine bir haberi, nasıl bitmeyen bir işkenceymiş. ki ne aldığın nefeste var huzur ne verdiğinde serinlik. her saniye yanıyorsun, kabuk da bağlamıyor neret,100 kez olsa 101.yi yine hissediyorsun. hem de aynı şiddetle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kişi daha serbest bırakıldı ama o babam değildi. cezaevine giderken avukatın cebinden bizi aradı. üzülmeyin, ağlamayın, en yakın zamanda gelicem ben,bana inanın ben bi şey yapmadım.................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah baba,nasıl dersin bunu bize? nasıl düşünürsün sana inanmadığımızı? ben kendimden şüphe ederdim senden etmem ki...etmedik de, zaten kendi uydurdukları suçların ikisininden kendileri vazgeçti. çete kurmak ve rüşvet almak. bunlardan o gün beraat etti. ama ihaleye fesat karıştımaktan tutuklandı. 3 gün sonra tüm bu olaylara sebep olan adamlar,yani babam hakkında suç duyurusunda bulunan adamlar,hastanenin eski yemek ve temzilik şirletinin sahipleri (bizden bu adam para istedi her ihale için bz de her ay elden 50 bin veriyoduk demişler ve onun üzerine bu dosya açılmış) biz ihaleyi kaybedince yalan söyledik,iftira ettik,çok sinirlenmiştik. ifademiz yalandır diye geri çekmişler. o adamlar da serbest bırakıldı. ama babam hala içerde. neden? diyoruz, tamam ulan yargılayın didik didik edin ama serbest bırakın öyle yapın mahkemelerinizi diyoruz. bu adam 30 yıldır bu memlekette doktor,yeri yurdu soyu sopu bellidir diyoruz. ne kararacak delil ne kaçacak delik vardiyoruz... ama bizi kimse duymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanki hala kulağı sağır göklerin gözü kör yerdekilerin. avuçlarımız hala açık ama parmaklarımız kapandı artık...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-508520966257043753?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/508520966257043753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=508520966257043753&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/508520966257043753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/508520966257043753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/05/emniyette-gecen-4-gunun-ardndan.html' title='emniyette geçen 4 günün ardından'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8298798082541518673</id><published>2010-05-04T19:05:00.003+03:00</published><updated>2010-05-04T19:29:03.956+03:00</updated><title type='text'>ankara adana otobanında en acı yolculuktu</title><content type='html'>arabayı kardeşim kullanıyordu. ikimizde susmuştuk. göz ucuyla bana bakıyordu,ağlıyor muyum diye. sessiz hıçkırıklarımı içimde boğup göz yalarımı içime akıtıyordum ben de o üzülmesin diye. hava kapalıydı hem ne kapalı. saat 13 civarında çıkmıştık yola. evde duramamıştık, 15 otobüsüne ayırttığımız erleri iptal bile ettirmeden atladık arabaya. ben bi valiz kitap alıp gidiyordum. ne zaman döneceğimi bilmeden. belki hiç dönmem,belki sınava girmem. sınav mı? allah kahretsin ne sınavı? hayat bu mu be! bu kadar klay mı?&lt;br /&gt;  hala ne olup bittiğini tam olarak anlayamamıştım.çünki annem telde bişey anlatmıyor ben soracak olsam ağlıyor hemen telefonu kapatıyordum. yağmur başladı. bizim akıtamadığımız damlalar şimdi ön camdan aşağı süzülüyordu. sileceklere çarpan damlaların savruluşnu izliyordum. tıpkı bizim gibi dedim kendi kendime. hayatta güvende olduğunu sanmak ne kadar da saçmaymış. işte biz de bu damlalar gibi düz birçizgi boyu ineceğimizi sanıyorduk. çat!!! yusuf yavaşladı. arabanın ön camında şimdi sileceklerinsileye çalıştığı bir kan izi vardı. bir kuş her ne hikmetse kocaman yolda gelip bizim arabaya çarmıştı. birbirimize baktık. söylemedik ama aynı şeyi düşündük. artık önümüze her çıkan kuş sürüsüne kora çalarak ilerliyorduk. yağmur kah duruyor kah artıyordu. sonunda adanaya vardı. gece yarısını bulmuştu.&lt;br /&gt;  ev kalabalıktı.. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;anne?...&lt;/span&gt; ağlamamaya çalışan üç zavallı kalp,sığınmış bedenlerde acıyla kvranıyor. birbirine sarılıp güçlüdurmaya çalışıyor. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ne oldu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;... annemle babam 4 gün önce kaplıcalara gitmişti nevşehire. 2 gün önce babamı almaya gelmişler. anneciğim kalmış bi başına. üzülmeyelim die bize haber vermemişler. komşumuzu aramış annem, el kardeşim beni al buradan. onlar da gelip almışlar annemi. bizim gittiğimiz gün yasal gözaltı süresinin son günüymüş. yani babamın o gün serbest bırakılacağını düşündüklerinden bize bi şey dememişler. bakmışlar ses yok soluk yok...bize haber vermişler. hala bunları yazarken ellerim ttryior. hangi harfe basacağını parmaklarımın beynim kontrol edemiyor...&lt;br /&gt;  babam nevşehir emniyet amirliğinde bağırıyormuş, NE YEDİM NE YEDİRDİM ONDAN GELDİ BUNLAR BAŞIMA,HADİ, BAKALIM ELİNİZDEN GELENİ KOYMAYIN ARDINIZA!!!&lt;br /&gt;annemin sn duydukları bunlar olmuş...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8298798082541518673?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8298798082541518673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8298798082541518673&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8298798082541518673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8298798082541518673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/05/ankara-adana-otobannda-en-ac-yolculuktu.html' title='ankara adana otobanında en acı yolculuktu'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6099624411506539515</id><published>2010-05-03T13:30:00.002+03:00</published><updated>2010-05-03T13:50:51.752+03:00</updated><title type='text'>son 3 ay</title><content type='html'>3 ay önce evinde tıkılmış ders çalışan, sıkılmış mızıldanan bir kızdım. sonra benim haberim olmadan tayinimn çıktığını ve müstafi sayıldığımı öğrendim. hemen öncesinde tus kadroları belli olmustu ve benmö istediğim branşlar artık yazma hakkımın olmadığı devletin eğitim araştırma hastanelerindeydi. zaten az olan kadrolara ben de yarıyarıya düşürülmüş bir tercih hakkıyla giriyordu. 15 tercihimin 8i elimden alınmıştı. ağlanmaz mı? ağlanır..ben  hem de feryat figan ağladım. neden böyle oluyor? neden gittim sanki bitlise, neden yazdım sanki mikrobiyolojiyi?neden haırlanmadım geçen eylüle o kadar kolay bi sınavı kaçırdım???...................&lt;br /&gt;2 ay önce bi gün, fizyoloji kitabını elime almış il sayfalarında henüz siftahlanırken(dünden kalma baş ağrım,başımda manyetizmalı bandım,elimde kahvem ve şişmiş gözlerim) telefon çaldı. günlerden perşembeydi.. annem, rabiş..bi şey söylicem..(anlamıştım ters bi şey var belliydi zaten 2 gündür annemin sesi birz fazla iyi geliyrdu) &lt;span style="font-style: italic;"&gt;söyle anne&lt;/span&gt;... kızım babanı göz altına aldılar, 2 güün önce, yarın gözaltı süresi bitiyor,o zaman haber vericektik ama... &lt;span style="font-style: italic;"&gt;anne babam hapiste mi?&lt;/span&gt; hayır canım emniyette, ne hapsi?! bugün brakmaları gerekiyordu ama bırakmadılar istersen gel istersen kal ankarada. &lt;span style="font-style: italic;"&gt;tamam....ben..kalıyorum burda.....&lt;/span&gt;işte şokun ilk evresiydi bu. hayatımın ilk şoku ve e büyük acısıydı. ama henüz acıtmıyordu. arada sırada içtiğim paketi çıkardım çekmeceden.yaktım bi tane .bi nefes çektim,kapı vuruldu kardeşim geldi. gözleri kızarmış. ben 1de biniyorum dedi,saat 12 bucuktu. birden kalktım,&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ben de geleyim&lt;/span&gt;..toparlanmaya başladım.&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yetişemem ki ben şimdi,sen git ben 3e bineyim&lt;/span&gt;. ağlamaya başladım, nasıl ya,annemler tatildeydi nasıl? babamla 3 gün önce konusmustum en son. arkadaşımla oturuyorum rabiş sonra ararım ben seni demişti. sonra bi daha konusamadım. ne zaman arasam teli kapalıydı. kötü gidiyordu bu aralar hayat onun için,mutsuzdu,hekese küsmüş gibiydi,telefonlar kapatıyordu şaşırmadm. annemden ne zaman istesem babamı ya uyuyordu ya namaz kılıyordu...ah bbacığım meğerse sen o zamanlar boyunca emniyette o filmlerden gördüğüm nezarette,o bankların üstünde.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6099624411506539515?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6099624411506539515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6099624411506539515&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6099624411506539515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6099624411506539515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/05/son-3-ay.html' title='son 3 ay'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-9219099664468570318</id><published>2010-04-27T16:17:00.002+03:00</published><updated>2010-04-27T16:25:53.545+03:00</updated><title type='text'>boş salonda gün ışığı karşı camdan yansıyıp parkeye vururken</title><content type='html'>taşınıyorum. hummalı bi çalışma sonucu evi toparladık. 3 gündür toplanoyoruz. toplan toplan.. her yer koli, içine girsem beni bile yutacak boyutta çöp poşetleri. ne varsa teptim. hiç uğraşamadım katlamakla. 3 posta yaptık yeni eve. bahçeliden ümitköye. doldurduk tıka basa arabayı taşı taşı.. hala bitmiyor. nakliyeciler son anda yan çizdi. bugün kaporayı aldık yani yarın kesin çıkmamız lazım. sabah nakliye gelecek sözde.inşallah yani,gelsinler artık. taşırlarsa yeni evin ancak perdelerini takmaya vaktim olur. saat beşte otobüse binecem. adanaya gidiyorum. perşembe sabah görüş var. babamı görücem. 2. açık görüşümüz. ceza evlerinin huylarını adetlerini öğrenmeye başladım. allahım ne zaman bitecek bu çile...bitsin artık. babamı çok özledim.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-9219099664468570318?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/9219099664468570318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=9219099664468570318&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/9219099664468570318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/9219099664468570318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/04/bos-salonda-gun-sg-kars-camdan-yansyp.html' title='boş salonda gün ışığı karşı camdan yansıyıp parkeye vururken'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5162953495580124186</id><published>2010-04-23T13:18:00.003+03:00</published><updated>2010-04-23T13:34:40.007+03:00</updated><title type='text'>aynı gibi görünenler</title><content type='html'>kaç ay oldu? en az iki.. dokunmuyorum tuşlara, bekledim sınav geçsin diye. yazarken kendi içime aralanmış kapıdan içeri girerim diye korktum. girersem sonra çıkamam diye..&lt;div&gt;  sabah indim otobüsten. gece yolculuğunun diz eklemlerime yaptığı acı dolu serüvenin ardından bıraktım kendimi yatağa. yüzümde aynı donuk beyazlık, şimdi nevresimlrin arasında kaybolmaya aday.aklımda düşüncelerin birbiine çelme takmaya çalıştığı br arena ki kan revan. kapadım gözlerimi,bilincimle birlikte yavaş yavaş kayboldum bu dünyadan. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;  oysa aynı zamanlarda statları doldurmuş yüzlerce küçük öğrenci,ellerinde kırmızı beyaz bayraklarını dalgalandırmanın ve çocuk bayramının keyfini çıkarıyordu.bir zamanlar benm de yaptığım gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;  uyandım, beynimin içine sert bir iniş aptıktan sonra hafızam,nerde uyandım..dün..ah evet... kalktım. bi sigara arandım,buldum, yaktım. dokundum kumandanın tuşlarına. gözlerim imgelerle oyalandı,bunlardan hiçbiri beynime bi izdüşüm yapmadı. sehpada bekleşen laoptu açtım, blogun adresini yazdım. aylar öncesinden kalmış,bir koyu kış sabahında kalmış,hala aynı bıraktığım gibi kalmış...oysa ona hayat veren ben, ben de aynı mı görünüyordum?bi kaç yenii göz kenarı kırışıklığı ve sonun da benim saçlarıma da teşrif eden çömez beyazlıklar dışında..evet...oysa görünenin ardında değişen ne çok şey var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;  anlatmak niyetiyle oturmuştum başına,fakat hayli uzunca bir girizgah oldu bu. sonra anlatırım,bakalım olacak olan bir sonramız varsa...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5162953495580124186?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5162953495580124186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5162953495580124186&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5162953495580124186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5162953495580124186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/04/ayn-gibi-gorunenler.html' title='aynı gibi görünenler'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8027282762051500904</id><published>2010-02-21T09:27:00.002+02:00</published><updated>2010-02-21T09:41:02.358+02:00</updated><title type='text'>gri pazar sabahından gün aydınlığı dileniyorum</title><content type='html'>evet aynen bunu yapıyorum,penceremin yanında oturmuş. az kaldı, surda bir iki ay sonra gök yüzü mavi olur. özledim.&lt;br /&gt;enteresan bir dönemden geçiyorum. bu kadar çok yalnız kalınca düşünecek çok zaman oluyor. maphusluk gibi.bir gün iyi bir gün kötü. moralimin ucu pamuk ipliğine bağlı.kendi oyun sahnemde bile yedek oyuncu olmuş bekliyorum. pek de bi sessizleştim. doğru düzgün iletişimimi sürdürdüğüm tek kişi sevgilim. tabi ne kadar düzgün bi de ona sormak lazım. ben okul bittikten sonra üzerinden geçen 1,5 yılda çok şey öğrendim. hayır tabiiki tus bilgilerimi kastetmiyorum, onu da öğrendim ama sınavdan sonra unutmam da bi mahsur yok. asıl unutmak istemediğim hayatla ilgili olan kısmı. bu süreç bittiğinde ki inşallah 2 ay kaldı, hayatıma yeniden başladığımda bunları yeniden yaşamak istemiyorum.&lt;br /&gt;her türlü duyguyu sonuna kadar yaşama tutkum nedeniyle en melankolik en mutlu en kendine güvenen ve en biçare ödüllerini içimdeki küçük sesler jürisi bana layık gördü. onlara teşekkürü bir borç bilirim.&lt;br /&gt;ah yine başladılar, bizim burda iki simitçinin sabah atışması oluyor günün bu saatlerinde.&lt;br /&gt;son söz: artık daha iyiyim. moralimi bozmayı ve kendime güvenmemeyi bi kenara bıraktım. kimsdeden ilgi,yardım,destek görmek şistemiyorum. işi daha dayanılmaz hale getirmeden ufak ufak şu 2 ayı atlatayım,olsun bitsin:) güzel olacak,ne olursa olsun güzel olacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8027282762051500904?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8027282762051500904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8027282762051500904&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8027282762051500904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8027282762051500904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/02/gri-pazar-sabahndan-gun-aydnlg.html' title='gri pazar sabahından gün aydınlığı dileniyorum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5248518289120432486</id><published>2010-02-19T13:28:00.002+02:00</published><updated>2010-02-19T13:32:59.028+02:00</updated><title type='text'>müstafi</title><content type='html'>ne demek biliyo msun blog?&lt;br /&gt;geçen ayıın mecburi atamasında çıkmış ismim. ben  o kadar bakmama rağmen hep yanlış listeye baktığım için görmemişim. erzurum karaçoban ilçesi, devlet hastanesi. haberim bile olmadan müstafiolmuşum. yanı? yani bir sene devlet memurluğu cezalısıyım, yani gecen sene bitlise gitmemin,istifa etmeyim die mikrobiyoloji yazmamın,2 tusu karavana yapmamın hiç bir anlamı kalmadı. üstelik kadrola açıklandı ki çok az.. ben en azından devlet yazabiliyorum die avunuyordum. son denemem 15 net düştü. ve ben öyle umutsuz, zavallı hissediyorum ki kendimi...bilemezsin.........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5248518289120432486?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5248518289120432486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5248518289120432486&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5248518289120432486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5248518289120432486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/02/mustafi.html' title='müstafi'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5617484131259833590</id><published>2010-02-14T23:09:00.002+02:00</published><updated>2010-02-14T23:30:07.573+02:00</updated><title type='text'>onunla 4. sevgililer günü</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;color:#663366;"&gt;o dedim ya blog , artık nişanlıyız biliyosun..yine de bu yeni rol modeli bana hala itici geliyor. netice de sevgilim o benim ve bu gün 4. 14 şubatımızı ''cepa alışveriş merkezinde'' kutladık!! yoo yanlış anlama onun suçu değil, daha doğrusu genel erkek umarsızlığı değil. bu defa ben dedim kutlamayalım istemiyorum diye,dün anlatmıştım. cepada bi işimiz vardı onun için buluşacaktık,bi" de yemek yeriz olur biter işte die program yapmıştım. hediye de almamıştım bi şeyler yazayım diye kağıt kaleme uzanırken neden bi şeyler yapmıyorum ki dedim. bazanın altından ne zamandır elimi sürmeye fırsat bulamadığım hobi kutumu çıkarttım. içinde ne arasan var türünden onlarca malzemenin arasından renkli takı tasarım tellerini seçtim. onlardan komik bir adam bi de bisikler ya da yanına bi kız falan yapayım dedim. spiraller oluşturacak şekilde kıvırıp içiçe geçirdiğim tellerden yapacağım şeyler zihnimde çok hoş görünse de gerçeğe yansıması pek öyle olmadı. hem zormuş hem yeteri kadar malzemem yoktu hem umduğumdan zor bi işmiş.ilk haline uzak yakın ilgisi olmayan onlarca kez değişen projem nihayetlendiğinde ilkokul el işi dersi ödevi tadında bi seyler çıktı ortaya. bi de vakit harcamayım ders çalışıyorum die hediye almaya çıkmak istememiştim..halbuki bu muhteşem objeye harcadığım vakitle ankarada 3 alışveriş merkezi gezer yahut netten yaratıcı bir hediye fikri bulup siparişi verir ya da sürprüz bir program ayarlayabilirdim... neyse ben yine de paketledim. veririken de önce bunu oku die üzerine iliştridiğim notu gösterdi. sana anlattığım gibi anlattım ona da bu ilkokul mantalitesinde vücut bulan hediyemin hikayesini. güler demiştm,beraber dalga geçeriz bu da komik bi anı olur bize.. ama o çok sevindi.aldığım en güzel 2. hediye dedi..(ilki neymiş ki,şimdi aklıma geldi sormadım..) kimseye gösterme dedim, yatağımın başına koyucam dedi.. ben işte bu yüzden bu kadar mutluyum, ve o kadar çok seviyorum,üstelik çok da aşığım...cepada yemek yedik sonra sevdiğimiz bir yer var peppermill die oraya gittik tatlı yemeye. o kadar kalabalık ve her yer çift dolu ki.. ben oturduğum yerden her masanın dedikodusunu yaptım. bu masa birbirini çok seviyor,ne güzeel yüzlerinden belli... bak bunlar artık tamam, kız süslenmemiş bile, oturmuş artık ilişkileri... valla şu adam kızı götürmeye çalışıyor, bak işte,habire öpmeye çalışıyor ama hiç el ele tutuşmuyolar...aa bunlar yeni başlamış,canlarım..inşallah hiç ayrılmazlar...bööyle uzadı gitti, sonra bana yeni bi tel aldık ki duble hatlı ucuz bi şey,onu çözmeye uğraştık bi süre. kapağını açmamız 15 dk aldı:) kullanma klavuzunda söyleneni yaparken neredeyse kıracaktık,meğer başka türlü açılması gerekiyormuş. hey benm asil milletim,türk kafası die bizi tiye alırlar bi de. neymiş efendim okumazmışız ullanma klavuzlarını. okumicaz tabii,okuduk da noldu? ben araştırmacı gözlemci kişiliğimle aa buraya tırnak sokma yeri yapmışlar die bi yerden açtım kapağı:) akşamımız güle aylene geçti. daha gazeteye yazı yetiştirmem lazım. bugün hiç ders de çalışmadım... ben kaçtım blog, ii geceler.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5617484131259833590?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5617484131259833590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5617484131259833590&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5617484131259833590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5617484131259833590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/02/onunla-4-sevgililer-gunu.html' title='onunla 4. sevgililer günü'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3081540447586054826</id><published>2010-02-13T18:49:00.003+02:00</published><updated>2010-02-13T19:02:12.209+02:00</updated><title type='text'>aman be blog laf olsun die yazdım işte,aldırma sen..geçer...</title><content type='html'>&lt;span style="color:#660000;"&gt;hoplaya zıplaya yaşarım sanmıştım, hayat uçsuz bucaksız yemyeşil çayırlar gibi uzanır önümde hiç taş çamur çıkmaz sanmıştım. üzerimde beyaz elbisem kirlenmeden yürürüm sanmıştım. güneş hep ışıl ışıl parlar, başarı mutluluk hep benim olur sanmıştım. üstelik bunların hepsi kolay olur sanmıştım. halbuki ne zormuş. ne kadar yıpratıcıymış. bir şeyler elde etmek için ne kadar çaba,güç sarfetmek lazımmış.savaşmak sadece hayatla olmuyor,en çok kendinle savaşıyorsun. psikolojik inişlerini çıkışlarını dizginlemek zorundasın, almadığın sorumluluların uzaktan sana bakıp sırıtıyor. hayatlarını yoluna koymuş gibi geliyor senden başka herkes. sen de oturup onları izliyorsun. önce sokaklardan çekiliyorsun,sonra insanlardan alıkoyuyorsun kendini. telefonunun şarjı bitmiş, ne önemi var ki... ailenin kucağına saklanıyorsun iyice. kendini buldum sanıyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;yarın sevgililer günü, program yapmaya çalışan sevgilime canım hiç bir şey istemiyor çıkmayalım dedim. hediye almadım , sakın alma diye başının etini yedim. sonra bi duyduk ki sertap konseri varmış, bi öğrendik ki bilet yokmuş. kanatları ıslanmış çirkin bi kuş   yavrusuna dönüştüm birden. ağlayasım geldi. ne saçma,halbuki  hevesi olmayan bendim. netice de.. noluyor bana böyle? nereye varıcak sonu? tüm heyecanlarını kaybetmiş orta yaş eşiğinde geçkin bir kızım artık. malesef...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3081540447586054826?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3081540447586054826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3081540447586054826&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3081540447586054826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3081540447586054826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/02/aman-be-blog-laf-olsun-die-yazdm.html' title='aman be blog laf olsun die yazdım işte,aldırma sen..geçer...'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7979880664800314239</id><published>2010-02-07T23:12:00.002+02:00</published><updated>2010-02-07T23:42:30.145+02:00</updated><title type='text'>uzun zamandır bu kadar güzel geçmemiştin zaman</title><content type='html'>güzel bir hafta sonuydu. yazasım geldi. cananla vaka kampına gittik bu hafta. beş gün yorucu bir tempo,ayların süregelen ders çalışmak durumu. bu hafta da kamp olunca hafta sonu gezelim dedik. cuma akşamı ders çıkışı emrah beni almaya geldi. ders erken bitince hep beraber yemeğe gidelim dedik. burgera geldik. ankaranın göbeği desem mübalağa etmiş olmayacağım kadar kalabalık bir yer, Bahçeli de vızır vızır bir caddeye zar zor bulduğumuz bir yere cananın arabasını park edip karnımızı doyurmaya gittik. biz yemeklerimizi yiyip mutlu mesut dönerken bi baktık cananın arabasının camını patlatıp emrahınçantasını çalımışlar. şok olduk. çok üzüldük,yapcak bi şey yok evlere dağıldık. ertesi gün sinemaya gtmek üzere buluştuk, aramıza ümit eklendi.sinemadan sonra yemek yedik,sonra başkabi yere geçtik, cananın eve gitmesi gerektiği için erken ayrıldı,biz başka bir yere gidip gece yarısına kadar muhabbet ettik. o yorgunlukla dün gece nasıl uyuduğumu bilmiyorum. bu sabah emrahla kahvaltı yaparken ne yapacağımızı konusuyorduk,bir de baktık ki yine aynı ekip bizim evde toplanmıi,gokarta gidiyoruz. iki tur ,o soğukta dona dona karting yaptık. çok eğlendik,ordan bi yere yemeğe gittik,sonra tabu oynayasımız geldi, tabusu olan bi cafe bulup bi tur da tabu döndürdük. sonra yine dağıldık. eve geldim,bi boş.. kendimi temizliğe verdim. akşam vakti 8 buçuktan 10 a kadar temizlik yaptım,çamaşır falan yıkadım. sonra televizyon.. artık pazar akşamları sıkıcı olmuyor tv..çok güzel hareketler, yetenek sizsiniz,şimdi de okan var. babam da otobüse bindi adanadan, sabaha inşallah burda olur. yani böyle blog,hiçbi amaç gütmeyen bu yazım, uzun zamandır yapamadığım herşeyi yaptığım ve her ne kadar bu aralar gergin ve sinirli olsam da mutlu olduğum bi hafta sonunu sana da anlatmak içindi. arkadaşlarıma sevgilime doydum, gezdim, eylendim, dinlendim, ders dışı bi şeyden ötürü yorulmanın keyfini çıkardım,uzun uzun kahvaltı yaptım...bir de ne kadar didişsek de sevgilim..sana bi kez daha aşık oldum... seni çok seviyorum ve şimdiden çok özledim..................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7979880664800314239?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7979880664800314239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7979880664800314239&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7979880664800314239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7979880664800314239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/02/uzun-zamandr-bu-kadar-guzel-gecmemistin.html' title='uzun zamandır bu kadar güzel geçmemiştin zaman'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-485843464933450042</id><published>2010-01-09T23:38:00.003+02:00</published><updated>2010-01-10T00:16:22.513+02:00</updated><title type='text'>her adımda biraz daha kısıldı ayak seslerim</title><content type='html'>&lt;span style="color:#660000;"&gt;bir yolculuğa çıktım bu hafta sonu. sıkılmıştım o karla karışık karanlığa alışık şehirden. yaralarımı orada bırakıp kaçarım sandım. kırgınlıklarımı unutur giderim. uzanıp giden asfaltın sessizliğini seyrettim yol boyu. otobüsün kocaman camından uzun zamandır uzanıp bakamadığım gök yüzünü doyunca. bulutların arasından arada sırada başını uzatıp aradığını bulamayıp geri saklanan güneşi izledim. yalnızlığını düşledim. ne zaman doğduğunu bilmediğim ama hep tek başına olduğunu bildiğim güneşi. o da benim kadar acı çeker miydi acaba? gönlü hep doldu sandığında ansızın boşalıverir miydi?  kitap satın almıştım bir ay önce, okumaya  fırsat bulamadığım sayfalarının arasında bir öyküye takıldı gönlüm. kanatlanmış bir martıyla göğe yükseldi, kokusu yitmemiş bir gülle dertleşti. yol akktı ben sandım ki gittikçe bitecek içimin sözü, bittikçe feraha erecek azab-ı ruhum. gönlümün  kapısını açtığım kimselerin beni mahkum ettiği kimsesizliğini unutacak. yol bitti. bu gün bir söz işittim,kaç kişidir sana yarenlik eden? sence az değil mi? o vakit  dilimden düşen rakam şimdi eridi bitti.hiç oldu. hiçliğini ben yeni mi farkettim, yoksa unutup unutup yeniden mi dirilttim? haşa yoğu var etmek bana düşmez ama var sanmayı iyi beceririm. sandığıma inanmak inandığımı unutmak...düpedüz kandırmak yani kendimi. iyi bilirim,bildiğimi de unutur her seferinde yeniden yeniden öğrenirim. kaçıncı can yakmadır bu? ne iflah olmaz bir öğretmen var içimde. evire çevire ders veren, hiç acımadan,yıllardır kazıyan. artık altında çıkacak başka boya kalmadı be hocam..yetmez mi be.. yetmez mi artık birilerini sevmemek için verdiğin dersler,yalnızlığı kabullenmek için daha kaç defter ödev yapıcam? ha yok bu senin kaderin diyosun..evet bilirim. kaçmak istedim ama olmadı. kabul, buyur al.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#660000;"&gt;neyi veriyorum biliyor musunuz? ben bir yola çıktım bu hafta sonu, ucunda gönlümün son kalan güven kırıntısına ait  kimsenin olduğu. güya yaralarımı biraz olsun sarmalayacağım. yol bitti, kayıpların acısını dindireceğim yere hepsini kaybetmenin acısı yüreğimde dönüyorum şimdi. evet hafifledi ,içinde tuttuğu isimleri döktü o soğuk mavi asfalta. her kilometre levhasının yanında bir başkasını. finale en büyüğü kaldı. o da gitti. şimdi pek ferah pek hafif işte. aldığı bu verdiğim bu. alış veriş tamam mı? bi de içim ısınırdı..hani sevdiklerinizin yanında olur ya, güvensizliğiniz, tedirginliğiniz kaybolur..yer yüzü size aitmiş gibi bir güvenle oturursunuz olduğunuz yere..sıcacık olur ya kalbiniz..işte onu aldı,bozuğu yokmuş..üstü kalsın dedim. cebimde yalnızlığım kaldı, o da dönüş için.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-485843464933450042?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/485843464933450042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=485843464933450042&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/485843464933450042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/485843464933450042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/01/her-admda-biraz-daha-ksld-ayak-seslerim.html' title='her adımda biraz daha kısıldı ayak seslerim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2431053007957262144</id><published>2010-01-06T20:15:00.002+02:00</published><updated>2010-01-06T20:17:40.832+02:00</updated><title type='text'>kütüpanede bir gün</title><content type='html'>geçirdim iştw bir gün. bugün kütüpanede ööle geçti gitti. ama bugün daha iyiyim. 9 buçuktan 5 e kadar durdum. şimdi de çalışacam. hafta sonu kaçamak yapıcam :) nese blogum sevgiler, saygılar...&lt;br /&gt;ps: emrahın sınavı yarın açıklanacak... merakla bekliyoruz:) inşallah 2010 bizim yılımız olur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2431053007957262144?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2431053007957262144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2431053007957262144&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2431053007957262144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2431053007957262144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/01/kutupanede-bir-gun.html' title='kütüpanede bir gün'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8064400392531240288</id><published>2010-01-05T20:15:00.002+02:00</published><updated>2010-01-05T20:17:51.085+02:00</updated><title type='text'>kar yağsa</title><content type='html'>&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;içim bi daraldı blog,bi türlü aydınlanmıyor. kar yağsa diyorum,bi aydınlansa ortalık.. ne istediğimi bilmiyorum hiç di mi..ufff...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8064400392531240288?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8064400392531240288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8064400392531240288&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8064400392531240288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8064400392531240288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/01/kar-yagsa.html' title='kar yağsa'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3678504128271131524</id><published>2010-01-05T00:57:00.005+02:00</published><updated>2010-01-05T01:21:18.988+02:00</updated><title type='text'>hep aynı yerden ıssırmak dudağını</title><content type='html'>biliyorum çok manasız bir başlık. ama nedense bugün bu duruma takıldım. evde bulaşık yıkıyordum,dudağımı ıssırdım. sonra oranın şiş olduğunu ve biraz önce de ıssırdığımı farkettim. artık ikide bir dilim o minik şişliği yokluyordu. yapma dedim kendime,dikkat et dudaklarımı öne uzattım dişlerimden uzak olsunlar die. elimdeki son tabağı bulaşık sepetine çevirirken hop.. bi daha. o anda dedimki kendime hayat da tıpkı böyle geçiyor. hep aynı yerden ıssırıyor. önlem alamıyoruz sadece farkında olabiliyoruz. o da her zaman değil.&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;neyse konu değiştirelim, dün hayatımda ilk kez kuru fasülye pişirdim. et sevmem yemeğin içinde,etsiz yapayım dedim. danıştım büyük şef google'a dedim bana bi tarif ver ki içinde et olmasın, fırında olmasın(fırınım yok) zor olmasın.ta taa ''sütlü fasülye''. ismi mahallenin evde kalmış balık etli komsu kızı lakabı tadında. efendim fasülyeyi sütle pişiriyorsun soğan ,zeytin yağı ,domates(benim domatesim de yoktu annemn domates sosuyla salçayı karıştırdım) ,bi tutam şeker ilave edip pişiriyosun.ha bi de üstüne kırmızı salçalık biber olacaktı jülyen doğranmış, olamadı çünkü o da yoktu. şimdi bu ilk ya,bi de benm kuru fas,lye cinsi hakkında bi bilgim de yok.. biraz irice sanki bunlar dediğim fasülyeciklerim piştikten sonra çatalla yenecek boyuta ulaştı. kesinlikle abartmıyorum, vallahi. ben çatalla yedim kardeşim en fazla 2 tane ağzına atabilmiş. (kardeşim kocaman enine boyuna yağız bir adana delikanlısı..hani gözünüzde canlandırın die.) tadı mı? ne diyim ben zor yedim. bi de kocatencere nasıl bitcek die düşündüm. bugün öğlen yemeği için ne sipariş etsem acaba derken buz dolabını açıp tencereyi çıkardım. bi kokladım, (her şeyi koklarım yemeden önce,o kadar profesyonlleşmişim ki salatanın limonunu tuzunu koklayarak anlayabiliyorum) aaa..koku sanki şeyy gibi...tanıdık ama şey... barbunya!&lt;br /&gt;efendim meğerse bu yemek soğuk yenirmiş, üstüne bir deste maydonoz doğrayıp limonu da sıktım mı kendine geldi fasülyeler... yani sanırım fasülyeler,başka bi şey de olabilirler tabii. ne bilim belki de barbunyaydılar.(annem almıştı da)&lt;br /&gt;sevgilime göre benm yaptığım yemekler 2. gün yenmeli. her yemeği ertesi gün revize ettiğimi düşünürsek..haklı galiba...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3678504128271131524?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3678504128271131524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3678504128271131524&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3678504128271131524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3678504128271131524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2010/01/hep-ayn-yerden-ssrmak-dudagn.html' title='hep aynı yerden ıssırmak dudağını'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-179237720597119207</id><published>2009-12-28T12:25:00.000+02:00</published><updated>2009-12-28T12:26:22.562+02:00</updated><title type='text'>kaç numara gözlük lazım.. bilemedim</title><content type='html'>Haftanın ilk mesai günü. Başkentte yılın son günleri. Hava kapalı. Her kes işinde gücünde. Arabalar yollardaki su birikintilerini yara yara gidiyorlar. İnsanlar montlarına kabanlarına gömülmüş yürüyorlar.. Az kalmış öğlen molasına. Derslerde öğrenciler,işyerinde çalışanlar acıkmaya başlamış. Hiç bir ilginçlik yok yani, ard arda akıp giden günlerden biri daha.&lt;br /&gt;Ezan okunmaya başlar,vakit öğle. Derinden ve boğuk bir ses dağılır gökyüzüne.. Kurulmuş zaman değirmeni dömeyi bırakır o an. Başlar havaya kaldırılır. Bu gün gökyüzünü ilk defa görüyorsun değil mi? Derince bir nefes çekilir......toprak kokusu çalınır burnuna egsoz dumanlarının arasından. İncecik bir yağmur başlar. Gözlerine dolan damlalarla etrafına bakarsın ilk defa görüyormuşcasına. Tabiatın kalp atışlarını duyarsın ve orda saklanmış aşka aşikar makamı. Yeniden hayran olursun yarattığı herşeye. Kalbin doldu mu şimdi,taşıyor mu? Çatırdadığını duyarsın. İçinde bir yerlerde asırlardır yeryüzündeymişcesine tanıdık bir güven ya da hiç olmamışcasına bir yitmişlik duygusu, kalkar gelir yanıbaşına. Kuş seslerin duyarsın. Yeni mi ötmeye başladılar sence?yoksa sen mi yeni farketmektesin. Bilmediğin dillerinden dökülenlerin kalbinde dönüştüğü anlamı oku şimdi. Okuyamaz mısın? Dene bakalım.... evet.. içinde saklanan bu şey,bu ruhani,bu yüce,var oluştan yok oluşa değin süren dünya vaktinin öncesi ve sonrasını da içine alan..senin de içinde olduğun,parçası olduğun..senin parçan olan şey...hissediyorsun. kalbin incecik oldu sanki,su oldu. Cismin silindi sanki,görünmez...gözlerin bambaşka bir dünyaya açıldı bir anda,hergün gelip gittiğin bu yolda,her zaman önnde durduğun bu durakta,oturduğun bu masada.&lt;br /&gt;Ezan bitti. Tüm şehir saatine baktı. Bir dakika geçmiş, geç kalınmasın diye adımlar sıklaştırıldı,herkes işine döndü. Zaman değirmeni yeniden çarketti kaldığı yerden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-179237720597119207?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/179237720597119207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=179237720597119207&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/179237720597119207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/179237720597119207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/12/kac-numara-gozluk-lazm-bilemedim.html' title='kaç numara gözlük lazım.. bilemedim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7761398639565935155</id><published>2009-12-21T10:33:00.004+02:00</published><updated>2009-12-21T11:01:38.607+02:00</updated><title type='text'>GERÇEKten KOMİK</title><content type='html'>Ankara'da bir devler dairesi. Orta yaşlı bir adam merdivenleri çıkar. Karşısına çıkan geniş koridorun ortasında, sağlı sollu dizilmiş onlarca kapıya bakar. Ulan hangisiydi acaba diyerek cebinden katlanmış küçük bir kağıt çıkartır. Pardon burası neresi acaba diye telaffuz edemediği için kağıtta yazılanı,elindeki dosyalardan, orda çalıştığını düşündüğü bir kadına sorar. kadının tarifi üzere bir odanınn önüne gelir. kapıyı vurur. içeri girer, ürkek adımlarla bir masanın önünde,başını kara ciltli dosyasına gömmüş bir memur. çatal bir sesle selamün...susar..hayırlı...boğazını temizler...eyi günler efendim. &lt;br /&gt;bizim bu pek mahçup beyimiz beş sene önce kaybettiği rahmetli pederinin emekli maaşını hala almaktadır.nasıl olur demeyin,olay bi on on beş sene öncesinde geçiyor.ölüm ilamını mı vermemişler ne.o zamanlar kayıt sistemi şimdiki gibi değil tabi. neyse biz hikayeye dönelim. mevzuyu anladıktan sonra memur, seni Ü... şefe götürecez der. adamın kaygılı yüzü birden aydınlanır.Şef mi?... kalkarlar şefin odasının önünde sen bekle der memur. Kapı tekrar açılır,içerden gençten bir ses gel der. gelir,elleri ceketinin önünü kavuşturarak. otur der şef,oturur bizimki pek de gençmiş diye içinden geçirerek. anlat bakalım, nedir senin şu mesele, bir de senden dinleyelim. Bizim mahçup bey rahatlamıştır, derin bir nefes alır. gözlerinde kaçamak bir gülümseme yerleşir. sesi yalnız ikisine mahsus bir mevzuu imişçesine alçalarak başlar konuşmaya. yanlış anlamayın beyim ben de şefim, der. Ü..Şef şaşırırı.Öyle mi,nerde şefsiniz? . Adam kendi dengini bulmanın verdiği rahatlıkla yırttık bu işten diye düşünürken cevaplar.Hayri Piliç Lokantasında...o böyle düşüne dursun oda çoktan toplu gülme krizine girmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7761398639565935155?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7761398639565935155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7761398639565935155&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7761398639565935155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7761398639565935155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/12/gercekten-komik.html' title='GERÇEKten KOMİK'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6865702357967383139</id><published>2009-12-10T22:31:00.004+02:00</published><updated>2009-12-10T22:49:57.430+02:00</updated><title type='text'>aşk bu mu?</title><content type='html'>aşk-ı memnu izlendi bu akşam yine. dizinin reklamlarındaki tüm o sansasyon yaratacak imajı verilen numaraları çözmüş olsak da , 15 dakikalık senaryoyu 2,5 saatlik dizi die yuttursalar da.bihterden herkes nefret edip yakışıklı behlül yerine adnan beye içler ısınarak doldurduk gene perşembe gecemizi aşk-ı memnuyla. biz kim mi? tüm dişi yaratıklar. anne,anneanne,liseli genç kız,nöbette dr odasında eski püskü bilgisayar başlarında bayan doktorlar, hacettepe mikrobiyoloji bölüm başkanı(istifa etmeden önce perşembeleri kimse rahatsız etmesin die cebini kapattığını duymuştum dizi için:),eski apartmandaki kapıcı kadın(burda yok da)... kısacası her türden,sosyal tabakadan,medeni halden,aşık olandan,yalnız yaşayandan,ondan bundan. ortak payda..aşk... bugün o küçük kızın,nihalin piyano başındaki yüzüne bakarken kendimi gördüm. kendi aşık hallerimi. aşıkken nasıl da yavaşlayıp ağırlaştığını gördüm zamanın. bakışların nasıl da hüzünle bezendiğini, kalbine çengellenen ağırlığın her yanını nasıl farkedilir bir şekilde sarıp sarmaladığını,seni olduğu gibi dibe çektiğini. aşıksan dünyada önemli olan bi tek sen ve aşkındır.. yok. aşıksan tek önemli olan aşkındır ne sen ne de dünya... ve herkesin bu aşkı böyle yaşadığını gördüm. aşkın ortak yaşandığını, bu yüzden yapılan filmlerin,yazılan şarkıların,yüzyıllar önceki bestelerin hala her kezi daha doğrusu her kadını neden aynı tesirde etkilediğini. üstelik aşık olduğumuz adam yanımızda olsa da,öyle biri hiç olmasa da biz aşka muhtaç ve mecburuz. kendi payımıza düşmese de düşenlerin rehasına mecburuz. ve her biten aşktan sonra bunun tıpkı karın ağrısı,soğuk algınlığı gbi geçen,geçtiğinde sadece bize özel sandığımız tüm o sancıların-mutlulukların herkesin kendine özel sandığını gördüm. ve sordum,aşk bu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: canan,bu yazııyı okursan..evet ders çalışmadım sana izleme dedim ama kendim oturup bi güzel izledim..pişman mıyım? sence;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6865702357967383139?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6865702357967383139/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6865702357967383139&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6865702357967383139'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6865702357967383139'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/12/ask-bu-mu.html' title='aşk bu mu?'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4377017403563802451</id><published>2009-12-03T00:52:00.003+02:00</published><updated>2009-12-03T00:54:47.732+02:00</updated><title type='text'>bir sorum var-sorun desek daha doğru olcak galiba</title><content type='html'>kendi blogunu izleyen tek insan benm galiba:) yanlışlıkla oldu ama kaldırmayı bulamadım:) lütfen biri yardım etsin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4377017403563802451?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4377017403563802451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4377017403563802451&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4377017403563802451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4377017403563802451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/12/bir-sorum-var-sorun-desek-daha-dogru.html' title='bir sorum var-sorun desek daha doğru olcak galiba'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6371309377935707434</id><published>2009-12-03T00:26:00.004+02:00</published><updated>2009-12-03T00:43:02.856+02:00</updated><title type='text'>çook yoruldum</title><content type='html'>allahım bitsin artık bu nişan faslı. ne alışverişi bitiyor ne telaşı. bugün bütün gün dışardaydım. gerçi arada bir de sinema yaptı ama tamamen mecburiyetten:) sipariş verdiğim elbisenin gelmesini beklerken vakit değerlendirdik. &lt;br /&gt;arkadaşlarım tarafından sürekli garip,tuhaf,cins gibi sıfatlara layık olmama sebep şeylerden biri de evlilik mevzusuydu. zamanla doğru orantlı bir özet geçeyim size.ben evlenmicem, evlenebilirim ama çocuk asla, kesinlikle düğün yapmam, niye canım illa beyaz mı olmak zorunda gelinlik, belki nescafe seviolar ne biliyosunuz kız istediler diye türk kahvesi içmek zorundalar mı?(beni isterlerken ne alırdınız die soramadım çünkü annem korkusundan kendi sormuş:),hayatta anne baba demem bak,teyze derim..nazlı teyze..bak ne güzel oldu,soyadımı değiştirmicem işte babama ihanet etmek gibi gelio bana, bence evli çiftlerin iki ayrı evi olmalı özledikçe beraber kalmalılar..iki ayrı oda..peki tamam çalışma odasına bana bi çekyat koyalım bari,10 yılda bir evlilikler tazelenmeli böylelikle kaybetme korkusuyla daha özenli olunur,adet falan anlamam ben beni sakın öyle cümbür cemaat alışverişe falan götürmeyin................ amma çokmuş. ben bile yazarken bi kısmına yuhh dedim. ama bi kısmına:) zaten bazıları oldu bile, çocuk da...yapabilirim ama bi tane:) amaaa düğün konusundaaa,kapıya davulu zurnayı dayamak isteyen tüm arkadaşlarıma bu yok kardeşim yok.bi ev nişanı bile mahvetti beni. amma dertmiş..hele o takı alışverişi falan.neyse bohça mohça kısmını atlattım şimdilik. uzun lafın kısası bu cumartesi nişan. bugün yüzükleri aldık. içine nişan tarihi yazılırmış ben çıkmaya başladığımız tarihi yazdırttım.. bi de kırmızı kurdelayı sevmedim evde pembe kurdelayla değiştirdim. umarım bu da benm saflığımı,evliliğimizin selahıyetini vs vs simgeleyen derin anlamlardan birini içermiyordur...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6371309377935707434?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6371309377935707434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6371309377935707434&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6371309377935707434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6371309377935707434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/12/cook-yoruldum.html' title='çook yoruldum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2349978393980604336</id><published>2009-11-29T20:42:00.004+02:00</published><updated>2009-11-29T21:02:57.025+02:00</updated><title type='text'>konuşamadıklarım</title><content type='html'>konuşamadıklarım birikti içimde, sana değil kendime bile söyleyemediğim şeyler. bana ait olup olmadığını bile bilmediğim endişelerin boğmasına izin veriyorum kendimi bi süredir. artık hiç bir şeyin tadı yok ve bize ait değil gibi. meşrulaştıkça aidiyetliğini kaybediyorum. engel olmaya çalışıyorum, bazen kendime takılıyorum bazen hayata. ağzımdan çıkan laflar yalnız seni değil beni de yaralıyor. kavgaların arasına sıkışmış sevgi tümcelerine sarılmaya çalışıyorum olmuyor.içim ısınmıyor eskisi gibi. kara bulutlardan üstüme düşüyor yüzlerce düşünce yağmur gibi. dolu gibi. deydikçe acıtıyor. acıdı diyorum, öpüp geçti desen de geçmiyor. neden hissedemiyorum, sadece ben mi?sen de hissetmiyor gibisin. inan ki suçlamak için değil ya da vicdanımı rahatlatmak için de değil. gerçekten yorulmuş gibisin. bırakmış akışına sadece yaşar gibisin. heyecan yok, umut yok gibi. geleceği düşlüyorum, korkutuyor bu beni. oysa mutlu olmam gerekmez miydi? bu satırları nasılsa girip okumazsın diye yazıyorum buraya. ve az önce açtım bana yazdığın ilk mektubu. 4 yıl önce sakladığım klasörün içinde öyle duruyordu. başlığı ''bizim''. ben okudukça gözyaşlarım aktı.bi daha okudum sonra. seni hatırladım, kendimi. nasıl da tedirgindim değil mi? sen nasıl da güçlüydün, ve ürkmüştün beni kaybetmekten. onca zaman sonra ben yanındayken. ama güçlüydün işte giderdin biliyordum göze alamamıştım o zaman beklemeye koyuldum. bekledikçe tanıdım seni tanıdıkça sevdim. sonra an geldi ki ayrılma haktı, haktandı..vazgeçemedim. onca şeyi düşününce şimdi, ben.. seni seviyorum. bu değişmedi ama herşey değişmiş gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazının sonunu okuynca sanki aydınlandım,bulutlar dağıldı, umutlandım,sakinledim. sanki ellerin sırtımdaymış gibi..demişsinki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Dersin ya bana “beni hep sev” die “beni birakma” die. Birakmam hic  severim hep  kalbinde kendimi gordukce, hissettikce. Aksini sen de istemesin zaten ben de yapamam. İnsallah bitmicek o heyecan tutku, donem donem sakinlesse de. Sakinlesip sonra kabaracak tertemis kocaman dalgalar olusacak hep. Bize ait, bizim emek verdigimis dalgalar. Sonra denizin sakinligini ozliyces belki. Olsun okyanus bize ait deil mi?''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine dalgalar olcak değil mi? bizim emek verdiğimiz..evet sevgilim okyanus bizim....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2349978393980604336?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2349978393980604336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2349978393980604336&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2349978393980604336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2349978393980604336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/konusamadklarm.html' title='konuşamadıklarım'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-411293655938534222</id><published>2009-11-28T22:42:00.002+02:00</published><updated>2009-11-28T22:55:37.537+02:00</updated><title type='text'>nişan pastası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;telefon konuşması...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_emrah (sevgilim olur)annem pasta için fotoğraf istiyor&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_ne fotoğrafı, ne!! pasta mı??&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_hmm pasta noldu ki?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_ su kılıçla kesilen katlı şey mi? böğğ biz mi kesicez?? herkes de bize bakıcak di mi!!!!!!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_hıı emrah 7 katlı yaptırcaz.. yusufun(kardeşim olur) odasından da bi kılıç çarparız artık puhahahahhahaha..........&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_ne dalga geçiosun be&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;_emrah!! ev nişanı bu yaa ne katı ne kılıcı öylesine bi pasta işte dikdörtgen falan......&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;bu sabidik diyalog geçeli bi kaç gün oluyor. annem aradı az önce hani fotoğraf dedi. aa annecim ben onu unuttum kalsın artık nasıl vericem siz de gittiniz zaten dedim ama, kızım mail die bi şey var dedi annem. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#330000;"&gt;iyi hoş da annecim ben sana nasıl foto göndereyim. şimdi göndericem.. ya arka planlar yapılan seyahatleri ele veriyor ya pozisyonlar falsolu. bi kısmında masalar tehlikeli donatılmış kiminde ellerde sigara.. zaten çoğu da birbirimize yapışıp kafalarımızı cep telefonu vizörüne sığdırmaya çalıştığımızdan insan içine çıkmayı bile haketmiyor. ee nolacak şimdi. emrah da memlekette.burda olsaydı çekiverirdim tripotla şöyle düzeyli ilişki fotoları. benm fotoshop bilgim hala kırmızı göz seviyesinde:) imdaaat!!!!!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-411293655938534222?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/411293655938534222/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=411293655938534222&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/411293655938534222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/411293655938534222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/nisan-pastas.html' title='nişan pastası'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7424455466190772559</id><published>2009-11-28T12:52:00.001+02:00</published><updated>2009-11-28T13:02:59.825+02:00</updated><title type='text'>bugün bayram</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;color:#663333;"&gt;Tek başımayım. Penceremi açtım içeri kuş sesleri doldu. kasım soğuğunu kıran bir güneş var. Giriş kattaki evime girmese de yarı çıplak ağaçların solgun yapraklarını taçlandırmaya yetmiş. Odamdan onları izliyorum. Annemleri sabah Adana’ya uğurladım. İçimde kalan burukluk şimdi yerini huzura bıraktı. Sanki evrende yokmuşum gibi. Sanki, sadece bir yansımaymışım gibi, misli yalnızca bir ışık huzmesi.&lt;br /&gt;Misafir,telaş,kalabalık yok bu gün. Ve ben toprağın,hayvanları,gök aleminin bu günü nasıl kutladığını fark ediyorum . Bugün bayram... kutlu olsun...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7424455466190772559?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7424455466190772559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7424455466190772559&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7424455466190772559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7424455466190772559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/bugun-bayram.html' title='bugün bayram'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3633134845577096529</id><published>2009-11-23T01:19:00.001+02:00</published><updated>2009-11-23T01:20:52.516+02:00</updated><title type='text'>Herkesçe Bir An</title><content type='html'>&lt;span style="color:#660000;"&gt;&lt;strong&gt;Geceyi severim. Herkes evine çekilir,sokaklar boşalır. Ev ahalisi odalarında, uyku mırıltılı nefesler alır. Orda olduklarını bilmek rahatlatır beni. Mesaisini tamamlamış televizyon siyah yorganını çekmiş uyurken salona giderim.Elektiriği daha fazla rahatsız etmeden otururum boş koltuğa. Bildik cesametini yitirir gözümde eşyalar. Yabancılaşır. Pencereyi aralarım ,serin hava içeri dolar. Deriiiin bir nefes....Saatin ılık sesini dinlerim,o kibar tıkırtı sakinleştirir beni. Gözlerimi kaparım. Tik takların hipnozuna teslim olurum. Uzaktan geçen arabaların motor gürültüsü dokunur kulağıma. Sokağa düşmüş adımlar, önce yükselerek sonra alçalarak eşlik ederler bu perküsyona.Mutfaktaki buzdolabının sesi kesilir birden. Uyandığımdan beri kulağımda var olan uğultuyu o zaman farkederim. Başımın hafifçe zonkladığını,gözlerimin yorgun ve ne kadar ağırlaştığını. Karanlığı sever gözlerim. Biraz alışınca kirpiklerimin arasından çıkar. Yaramaz bir çocuk gibi etrafı görme çabasıyla sağa sola bakmaya başlar. Sokak lambalsı cama vurur gece yarısı olunca. Davete icabet eden gölgeler çıkar köşelerinden saçlarını düzelterek. Gecenin bu seyrü sefrini izlerken uyku bastırır. Artık vücut saatim yavaşlamış,dinginlik tüm bedenime yayılmıştır. Yüzümde yorgun bir gülümseme belirir. Rüya alemine dalmadan önce bir şükür uçar gökyüzüne. Herşey için teşekkürler.... &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3633134845577096529?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3633134845577096529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3633134845577096529&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3633134845577096529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3633134845577096529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/herkesce-bir.html' title='Herkesçe Bir An'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3410881558621664201</id><published>2009-11-19T00:09:00.002+02:00</published><updated>2009-11-19T00:39:25.052+02:00</updated><title type='text'>dördüncü yıl</title><content type='html'>geçen sene yazdığım yazıyı hatırlıyorum. bitlisteydim,sağlık ocağında yazmıştım. ilk defa ayrı kalmıştık bir yıl dönümünde. çok üzülmüştüm. bugün üstünden tam bir sene geçmiş. hayatımda ne kadar çok şey değişti o günden beri düşünüyorum da. ahlatta bir buçuk ay kaldım. adanada diyaliz hekimliğine geçtim 6 ay. sonra hacettepe mikrobiyoloji, 3 ay da ankarada çalıştım ve ardından istifa. ve işte şimdi ankarada evimde ders çalışarak geçiriyorum günlerimi. hem de bonusu annemler yanımda.&lt;br /&gt;ve bugün bizim yıl dönümümüzdü. gündüz kuryeyle bi paket geldi. içindekinin ne olduğunuz anlayana kadar epey uğraştım. ama o kadar uzun sürmesinde haklıymışım. zira daha önce hiç yenebilir çiçekler almamıştım. bir ayıcığın kucağında kocaman bir sepet ve sepetin içinde üzerine kırmızı güller saplı çubuklardan yapılmış bir demet. kırmızı güllerin hepsi minik browni. kırmızı kekle gül şeklü verilmiş. o kadar sevindim ki 50 çeşit fotoğraf çektirdim kucağımda ayıcık elimde ısırılmış güllerle:) sonra ona uzun bir mektup yazıp aldığım hediyeyi paketledim. traş makinesi aldım ki benm sevgilim biraz uykuya düşkün,sabahları kolaycacık traş olsun geç kalmasın diye. kuaföre gittim,  sevgilin sana bir kez daha aşık olacak fönü ben çekiyorum diyecek kadar iddialı bir elde saçlarım cidden uzun zamandır olmadığı kadar güzel  oldu. eve geldim,biraz ders çalışayım 6 gibi hazırlanırım diye masanın başına oturdum. ama ne mümkün,sanki ilk buluşmamız.. içim içime sığmıyor,bi gözüm mütemadiyen saatte nihayet beş buçuk oldu da kalktım. dün bütün ankamalli dolaşıp sonunda bulduğum elbisemi giydim üstüme. saçlarımı düzelteyim hangi ayakkabıyı giysem derken makyajımı yapamadan geldi sevgilim. bana geçen gün vitrinde görüp de çok beğendiğim ama almadığım bir çanta vardı onu almış. çok güzel... hemen içini doldurup taktım koluma.&lt;br /&gt;önce güzel bir yemek yedik,tabii yine bi süre adres aradık,bizim olmazsa olmazımızdır:) sonra november die bir pub,jaz müzik yapıyor çarşambaları,oraya gittik. rezervasyon yazan masa bzimdi,ve diğer masaların tümü de boştu:) oturduk, yarım saat sonra mekan dolmaya başladı. 10 buçukta grup çıktı. jaz onun müziği. ben içinse en azından rahatsız etmedi. sohbet ettik, güldük, hayal kurduk... sonra beni eve bıraktı. işte şimdi ben yatağımın üstüne oturmuş bun ları yazmaktayım. uykum geldi ve gözlerim acıyor. bugün çok güzel bir gündü. ve her seneyi sana anlatmak  niyetiyle sevgili blogum,iyi gecelr...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3410881558621664201?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3410881558621664201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3410881558621664201&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3410881558621664201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3410881558621664201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/dorduncu-yl.html' title='dördüncü yıl'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1839271484033149029</id><published>2009-11-15T01:09:00.004+02:00</published><updated>2009-11-15T01:17:43.525+02:00</updated><title type='text'>gündönümü</title><content type='html'>git gel. hayatın ortasına dikilmiş yaramaz sarkaç böyle buyuruyor. git gel, mutlu ol üzül, başarılı ol kaybet.. ne o sarkaç duruyor ne de biz onun hükmünden çıkabiliyoruz. güzelin gölgesinde saklı çirkinlik. sevginin arkasında duruyor nefret. kavuşmanın cepleri kesilmiş hasret biletleriyle dolu. ya sonsa? misal ölümse? sallanmaya devam ediyor inatçı sarkaç. ona da zaman diyor. o saniyelere deyiyor sen unutuyorsun. her gün mutlak dönüyor. bugün bana mutluluk olarak döndü. teşekkürler sarkaç........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1839271484033149029?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1839271484033149029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1839271484033149029&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1839271484033149029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1839271484033149029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/gundonumu.html' title='gündönümü'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5360104056356944057</id><published>2009-11-12T22:26:00.002+02:00</published><updated>2009-11-12T22:42:00.823+02:00</updated><title type='text'>dondum ben :(</title><content type='html'>birini çok özlersiniz de özlemekten yorulup ondan soğur musunuz? çok seversiniz ve sevginiz havada kalırsa sevdiğinizi unutur musunuz? tam çözülecekken,ona, kendi bedeninize izin verecekken..ruhunuza giydirdiğiniz çelik zırhları birer birer sökecekken, en ufak bir rüzgarla yeniden kabuğunuza sığınır mısınız? bi ben değilim değl mi bu kadar anormal. bi benim sevgim değil di mi bunca yakıcı ve yıkıcı? sevmek acıta acıta bi bana mı yoksa nedensiz yere. ben yıldım artık. dermanım kalmadı kalbimin peşi sıra sürüklenmekten. hayat neden bu aralar hep acı acı acı................................................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5360104056356944057?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5360104056356944057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5360104056356944057&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5360104056356944057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5360104056356944057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/dondum-ben.html' title='dondum ben :('/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8270512427730448770</id><published>2009-11-11T22:51:00.003+02:00</published><updated>2009-11-11T23:01:20.956+02:00</updated><title type='text'>iyiki tıp okumuşum iyiki 6 sene okumuşum</title><content type='html'>çok sıkıldım. canım aylak aylak gezmek istiyor. akşam nerde ne yiyeceğimizi bilmeden sevgilim ve arkadaşlarımla buluşmka istiyor. yemeğin üstüne güzel bir nargile çakalım istiyor. sonra arkadaşlara veda edip sevgilimle başbaşa bi yerlerde bi şeyler içmeye ya da sinemaya gitmek istiyor. sonra gece serin havada el ele yürümek istiyor. eve dönüp çay demlemek istiyor.o saatte birileri çat kapı çıksın gelsin oturup muhabbet çevirelim istiyor. ellerde sigaralar,zararlarını umursamadan dumanları savurmak istiyor. acıktık mı ne deyip nöbetçi köfteciye gidip ekmek arası köfteleri acı turşuyla götürmek istiyor.sabaha az kalmışken saatler uykuya dalmak istiyor.dalarken hiç bir şey düşünmemek istiyor.ertesi sabaha erken kalkmak zorunda olmamak, kısıtlanmamak istiyor. yeniden öğrenci olmak istiyor. tıpçı da olsa:) üniversiteye geri dönmek istiyooooooor:(&lt;br /&gt;artık hiç bi şey eskisi gibi değil. dün mesela sevgilim bizdeydi. akşam yemeğine geldi. annemler de burda. bi de kuzenmim geldi. tvde geniş aile,konsepte uygun. sohbet ettik. çay içtik.. ee diyeceksiniz.. eesi yok işte. eesi sıkıcı. kısıtlı. ne bileyim. öyle işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8270512427730448770?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8270512427730448770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8270512427730448770&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8270512427730448770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8270512427730448770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/iyiki-tp-okumusum-iyiki-6-sene-okumusum.html' title='iyiki tıp okumuşum iyiki 6 sene okumuşum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6817859046066352483</id><published>2009-11-08T21:38:00.000+02:00</published><updated>2009-11-08T21:39:02.496+02:00</updated><title type='text'>simit</title><content type='html'>&lt;span style="color:#663333;"&gt;Bir küçük halkadır herkesin hayatına bir yerden takılmış. Susamı ömrü hayatında mutlaka bir dişe yapışmış.Vapurda kuşlarla,denizde balıklarla, tenefüste dostlarla,akşam eve dönünce annemle paylaşılmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakta oyunu böler karında hafif açlık. Yanında soğuk ayranla bir simitçi arardık. Bulduk mu keyfe sual olunmazdı bizden. Akşam üstü buluşmak üzere evlere dağılırdık.Güneş öğle vakti göğe yükseledursun,bizler gözlerimizde uyku,rüyalara dalardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parklarda bir bekçi bir simitçi amcalar,okul kantinlerinde yarısını böler teyzeler. Sahi bizim vaktimizde ilkokulda yarısı satılırdı. Yanında beyaz gazozla derste aklımızı çalardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lise çağlarında okul çıkışı,sırtımızda çantalar. Acıktık mı ne ,bugün benden diyen ısmarlar. Gazete kağıdına sarılmış simitler elimizde, afiyetle yürürdük evlerimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle aralarında başlarında tepsiler.Hiç analayamasam da bilirim sıcak simit derler. Yetişmek için elinde üç kuruş bozuk parayla, başlar uzatılır camdan simitçi bir dakika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gurbette onsuz olmaz,üniversitelinin en önemli gıdası. Her gün eşlik eder olsa da olmasa da parası.Öğrenci evlerinin gariban sofrası. Bir tulum peynirle olurdu bize anne kahvaltısı. Simit saraylarında şanıyla tepsilerde salınır, akşam pazarlarında beşi bir liraya satılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünce anladım Ankara’da kavruk teni esmer, tadı buruk.Adanalı mayasına naz niyaz katarmış meğer, dokunsan sanki pamuk.Sevmedim tadını evvel, ah dedim bu gurbetlik. Büfeci dedi, al bu derdine iyi gelir.. Üçgen peynir derman oldu bana geçti o burukluk.Bazı gün öğle yemeği oldu karnımızı doyurduk. Bazı gün yalnız içilmez ya, çaya eş oldurduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul bitti mesai başladı derken.Kimler geçip hayatımızdan neler giderken. Bir gün dertlendim güne. Eskilerden kim kaldık,hayat telaşı işte..Ya haklısın dedi, göz kırptı bir güneşli öğlendi.Bir de baktım, eski dost vefalı ve hala elimdeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikaye anladım ki böyle sürüp gider .Ne damağımdaki tadı, ne hatırası biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6817859046066352483?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6817859046066352483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6817859046066352483&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6817859046066352483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6817859046066352483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/simit.html' title='simit'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1219367023425143092</id><published>2009-11-05T13:52:00.003+02:00</published><updated>2009-11-05T13:55:24.813+02:00</updated><title type='text'>ben her zaman mutsuz olurum</title><content type='html'>hep bir nedenim vardır. hayatı kendime her durumda zindan ederim. omuş şeyler bir tarafa olmamış hatta olup olmayacağı belli bile olmayan şeyleri bile kafama takarım. her kesle kavga ederim böyle zamanlarda. telefonda en yakınlarıma çatarım. şiş karnım,oburluğum,uykulu uyuz gözlerim ve her daim göreve hazır depresif ruh halimle ben işte yine pmsyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1219367023425143092?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1219367023425143092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1219367023425143092&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1219367023425143092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1219367023425143092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/ben-her-zaman-mutsuz-olurum.html' title='ben her zaman mutsuz olurum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5924298935632340946</id><published>2009-11-02T23:00:00.003+02:00</published><updated>2009-11-02T23:15:53.831+02:00</updated><title type='text'>istifa ediyorum</title><content type='html'>bugün bir delilik hasıl oldu bana. bi anda. aslında haftalardır beynimin bir ucundan başlayıp epeyce yol kateden o habis ruhlu düşünceler egemenliği ele geçirdi. hastane laboratuarından bölüme giden yolda, hızlı adımlar ve karışmış bir suratla çıkarken buldum kendimi. sonra bölüm başkanının kapısını çalarken, evet hocam nerden bildiniz? derken, üstümden kalktıktan sonra ne kadar da ağır bir yük olduğunu anlarken, laboratuarın sote bir köşeciğine sinmiş bundan sonrasını düşünürken. akşam çıktığımda saat altıyı geçmiş hava kararmıştı. ilk defa bu kadar geç çıkıyorum dedim kendi kendime. arabanın kontağını çevirdiğim anda radyodan yayılan yüksek rakımlı sesi bertaraf edip otoparktan çıkarken de ekledim. ilk ve son defa...&lt;br /&gt;bizimkilere nasıl bir konuşma yapacağımı düşündüm yol boy. tıkalı trafik ilk kez işime geldi. tartışır mıyız? kesin kızarlar.. napiim benim hayatım bu.. belki de biraz daha bekle derler. ama konustum artık hem de bölüm başkanıyla.&lt;br /&gt;evet özellikle de onla konustum ki, geri dönüşü olmasın. bi de ben de sanki üzerimde bi emekleri varmış ya da ben onlar için çok önemliymişim gibi bir vicdan muhasebesi falan. aman neyse, eve geldim bizimkiler ver yarın istifanı,keyfine bak dediler. sevmediğin iş yapılmaz bir ömür, istediğinlana kadar çalış dedi babam. annem biraz daha endişeli, iyi çalış nisana istediğin puanı al deyince babam sık boğaz etme, kısmeti ne zamansa o zaman olur dedi. ben de bi mutluluk bi ağlama isteği:)&lt;br /&gt;yatıyorum şimdi. yarın istifa dilekçemi verip,dekanlığa bana verdikleri maaşı, yemek kartını vs teslim ettikten sonra evime dönücem. masamın başına, hayallerimi gerçekleştirmeye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: babam dedemin bakıcısına fal baktırmış bugün. fincanı açar açmaz senin kız iş değiştiriyor demiş kadın. tam da benim hocayla konustuğum saatte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5924298935632340946?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5924298935632340946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5924298935632340946&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5924298935632340946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5924298935632340946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/11/istifa-ediyorum.html' title='istifa ediyorum'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3507650160202153094</id><published>2009-10-29T22:32:00.001+02:00</published><updated>2009-10-29T22:34:04.514+02:00</updated><title type='text'>kuruyor içim</title><content type='html'>&lt;span style="color:#333399;"&gt;sanki çok güzel bir film izliyordum,dalmıştım, birden elektrikler kesildi ve ben gerçek dünyaya döndüm.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3507650160202153094?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3507650160202153094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3507650160202153094&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3507650160202153094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3507650160202153094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/kuruyor-icim.html' title='kuruyor içim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8211333350421254663</id><published>2009-10-29T19:01:00.003+02:00</published><updated>2009-10-29T19:10:13.869+02:00</updated><title type='text'>vakt-i dostluk</title><content type='html'>bu gün dostarla toplandık.&lt;br /&gt; herkes hala aynı,herkes çok değişmiş gibi&lt;br /&gt;biz hala çok yakın,herkes bi yerlere gitmiş gibi&lt;br /&gt;gözlerimizin etrafında çzigiler belirirken haberimiz olmamış&lt;br /&gt;acılarımza bir başımıza ağlamışız&lt;br /&gt;gülümsemelerimiz yalnız kalmış&lt;br /&gt;bir araya gelmişiz onca zaman sonra&lt;br /&gt;herşey aynı kalmış&lt;br /&gt;hayat yerinde durmamış&lt;br /&gt;neler almış yerine ne bırakmış&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8211333350421254663?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8211333350421254663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8211333350421254663&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8211333350421254663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8211333350421254663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/vakt-i-dostluk.html' title='vakt-i dostluk'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2942584693946715647</id><published>2009-10-20T15:44:00.004+03:00</published><updated>2009-10-20T22:53:10.554+03:00</updated><title type='text'>tuzlu kahve</title><content type='html'>allahım bugün bitsin.. halbuki daha yeni başlıyordu. annem mutfağa kamp kurmuş, elinde bir tencere zahmeli yemek çeşidiyle zilimizi çalan arkadaşlarıyla hazırlık yapıyorlardı. kezban teyzekimbilir kaçıncı defa parkeleri parlatıyor, salondaki eşyaların  tozları bitmiş,cilasını kazıyordu. babam yoktu. ben bi hastaneye gideyim deyip çıktı evden. misafirler gelmeden gelirim. evden çıkana kadar mutfağa girip eaeaaee amma önemliymiş gelenler, biz bu kadar yemeği bir arada görmedik diye annemi kızdırıyordu. ve zaten buna müsait olan anneciğim sanki yaptıklarımı yiyorsun da diye söyleniyordu. aslında babamın gitmesi iyi olmuştu. nedense onu görmek istemiyordum. içimi kaplayan utançla karışık hüzün babamın yanında iyice artıyordu. benim yapacak bir işim yoktu. odama geçtim. sevgili odam, kardeşimle aynı odayı paylaştığımız çocukluk günlerimden,ergenliğe oradan erişkinliğe geçen adımlarımın sahidi,tüm sevinçlerimin ortağı, gözyaşlarımın sırdaşı sevdili odam. perdeyi araladım. pencereden bir kez daha baktım seyhan nehrine. nehrin iki yakasında su boyu dizilen ağaçların gökyüzüyle birleştiği ufuk çizgisine asılı kaldı gözlerim. doldu, sızlayan burnuma kızarak kapattım perdeyi. yapacak çok iş var. dolabı açtım. askıda duran elbiselere baktım akşama hangisini giysem ki. aslında canım hiç birini giymek istemiyor, kuaföre gitmek de istemiyor. süslenmek güzel görünmek de istemiyor!!!! işte yine o utançla karışık hüzün tıkadı boğazımı. dolabı kapattım. odadan çıktım. anneme bu düşüncelerimi iletince ben de evden iletilmek durumunda kaldım. bıktım senin kararsızlığından, ne demek şimdi bunlar,insanlar bana mı geldi ,sana geldi......... evet bana geldi. beni görmeye geldi. beni istemeye geldi.......istemek ne ya!!ne demek istemek? kimden istiyorlar, neyi alıp vericekler?? beni mi!!!!!!bunları düşünerek çevirdim kontak anahtarını. kocaman bir homurtuyla çalıştı araba. gaz pedalına dokundum, küçük evlerin yüksek katlara boyun eymediği son adana mahallelerinden birinin dar sokağında ilerlemeye başladım. her evin bahçesinden sokağa taşan çiçekler geldi gözümün önüne. ben o zamanlar ilkokuldaydım. liseyi bitirene kadar hergün gidip geldim bu yoldan. ve her sene biraz daha terkediğine,yıkıldığına,mahalle bakkallarının kapandığına şahit oldum. şimdi ne eski güzelliği var ne eski hareketi. ama yine de tanıdık. oysa bugün kendimi çok sevdiği bir insanı son kez gördüğünü, bilen birinin yabancılığı var üstümde. biran önce kuaföre varmak için hızandı araba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuaför kalabalık değildi. merhaba fatih abi,nasılsın? fön olacak sadece. kapının hemen kenarındaki koltuğa iliştim. huzursuzca sıramı beklemeye başladım. söylesem mi acaba? aman ya ne söylicem. neyi söylicem asıl. bugün beni istemeye geliyorlar mı dicem. istemeye, buralardan,babamın kucağından,evimden,bana ait olan herşeyden istemeye....kısacık kestirsem mi? ne zamandır uzatmaya çalıştığım saçlarıma sıcak fırça deyip geçerken aklımdan geçti. saçmalama , sonra pişman olacaksın, sakin ol bi diye kendi kendimi sakinleştirdim. ne zaman mutsuz olsam,sinirli olsam,yeni bir başlangıç yapacak olsam makasa vurduğum saçlarım ömrümde ilk kez elimden kurtulmuş nice zamandır ilk kez omuzlarıma dokunabilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha erken. gelmelerine çok var. dolaşırım biraz deyip arabayı kauförün orda bıraktım. şalgamcı,halka tatlıcısı,kebapçı ve mağaza vitrinlerinin sıralandığı caddeden yürümeye başladım. alo.. napiyim aşkım, öyle yürüyorum. hmm kuaförden çıktım. olur görüşelim. bizim evin yanında bir otelde kalıyorlardı. buluştuk hemen,her zman gittiğim kaktüs kafeye gittik. birer çay içtik.adana nasıl sıcak... çiçek yaptırıcam daha, hadi kalkalım dedi. kalktık. ne vardı biz hep böyle kalsaydık, böyle el ele,böyle genç,böyle gezip tozsaydık. ne soyadlarımızdan vazgeçseydik ne aidiyetliklerimizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eve gittiğimde babam gelmiş, yeni aldığı kahve makinasını kurmuş deniyordu. benim kahvem her ne hikmetse hiç güzel olmaz da.ve teknoloji düşkünü çılgın babam,bu merakını her türlü ortamda yansıtabildiğini bir kez daha kanıtlamış oluyordu. gittim sarıldım . seni hiç zor durumda bırakır mıyım dedi. bırakmaz, bırakmadı diyemicem çünkü bazen hayatımı kolaylaştırmak için zorlaştırdığı olmuyor değil:) annem kendini bir taburun karnını doyurmak üzere programladığından  hala yemek ,sos,salata yapıyordu. sofraya bembeyaz bir örtü serilmiş, en sevdği yemek takmları çıakrılmış. elime salatalıkların bile özenle dizildiği bir tursu tabağı tutuştururken sakın suyunu dökme dedi. ben de git yavrum o bembeyaz örtüye dök demiş gibi.. döktüm. masanın ortasında kocaman bir leke, kaptığım gibi deterjanlı bezi tamam ya ben şimdi hallederim diye şirinlik yapmaya çalışıyorum bi yandan örtüyü siliyorum. allahtan sofraya konulacak o kadar çok tabak vardı ki, değil leke masa örtüsünü bile göremedik. sofra kuruldu her şey hazır,zil çaldı. ben koşarak odama kaçtım. odam evin bir ucuysa giriş kapısı öteki ucu. biraz pudra biraz ruj sürüp beklemeye başladım. hani birisi beni çağırır falan diye..yok. kapının deliğinden baktım ,napsam gitsem mi beklesem mi? sonunda çıktım odadan, salonun kapısında annemle babamı gördüm geleyim mi dedim bu çabam da sonuçsuz kaldı. ben de salona daldım. hoşgeldiniz diyip annesini öptüm, babasının elini sıktım,emrahın yanından kaçarcasına uzaklaştım. yokmuş gibi davrandım. allahım babamın yanında emrahın yüzüne bile bakamıyorum. nasıl utanç verici. annem yemekleri götürmeye başladı. ben de kendimi işe verdim. herkese servis yaptık oturduk yemek yicez. kahvaltıdan beri yemek yemediğim için inanılmaz acıkmışım. başladım yemeğe. hani istemeye gelinen ben miyim, süzük kibar genç kız pozları falan hiç. ben hapur hupur başladım . beni durduran annemin bakışları ya da olası mahcup genç kız modu değil,içimdeki korseydi. biraz daha yersem acıyooo diye ağlamaya başlıcaktım,durdum.emrahın bir ara bana baktığını farkettim. bakmasana, babam görecek şimdi. sanki gelme maksatları belli değilmiş gibi tuhaf bir inkar etme hali bendeki. sanki ben onu görmeyince gözden kaçıp arada kaynıcaz. yemek faslı bitti, balkona geçtiler. kahve dendi, mutfakta kös kös oturmakta olan ben makinayı bile çalıştıramayıp babamı çağırdım.biz maaile kahve pişirmeye çalışırken emrah içerde babasını ,beni istemeye ikna etmeye çalışıyormuş. babam istenmicek sadece tanışmaya gelsinler diye haber göndermişti. isteneceği onlar gelmeden yarım saat önce belli olunca adamcağız çalışamamış:) ee hani bi dahaki sefere isteyecektik diye stres yapmış. kahveleri pişirdim. fincanlara dağıttım. tuz kavanozuna uzandım. annem bi yandan babam diğer tüm yapma etmelerine aldırış etmeden bir ölçek tuzuuuu boca ediverdim fincana. bir ölçek dediğim üç yemek kaşığı ediyormuş nerden bileyim.. bi de iyice çözülsün diye karıştırdım. bir kaşık da ben tadına baktım ki o bir kaşığın tadı ağzımdan gitsin diye neler yemedim... pişmandım ama elden ne gelir. kahve emrahın önüne gitmiş benim daha önceden ''tuzlu kahveyi yüzünü buruşturmadan içmelisin, senin elinden ne olsa içerim demekmiş,içmezsen bu oğlan bizim kıza katlanamaz anlamına gelirmiş'' diye korkuttuğumdan hepsini içmiş. annem babam kardeşim hepsinin gözü emrahta, annem bir üzülmüş ki, mutfağa gelip beni haşladı. zavallı çocuk bir yudum kahveden bir yudum sudan içti,gık demedi.kardeşimi çağırdım,çikolatayı açıp götür bunu ikram et dedim. ağzının tadı değişse bari. bu arada emrah kendi kendine, şimdi ben burda bayılsam nolur, hastane de yanımızda,acilde kız isteme diye gazetelere düşeriz dermiş. dermiş çünkü o kadar kahve ve tuz tansiyonunu yükseltmiş e tabii haliyle.gözlerim karardı,kusacaktım neredeyse diyor. ben de doktorum o da benim sevgilim!! ne denir... babam usta manevralarla konuyu değiştirip biz sizi çok sevdik,gene bekleriz diyerek savuşturdu ilk hamleyi. yani beni istediler,babam vermedi. kolay mı öyle benim kızımı almak diyor, haklı. herkesin aklında tuzlu kahvenin tadı kaldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2942584693946715647?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2942584693946715647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2942584693946715647&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2942584693946715647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2942584693946715647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/tuzlu-kahve.html' title='tuzlu kahve'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7614989100222105283</id><published>2009-10-19T00:16:00.003+03:00</published><updated>2009-10-19T00:43:32.715+03:00</updated><title type='text'>içimde bir hüzün var</title><content type='html'>mevsim son bahar..kurudu evimin yanındaki viraneyi süsleyen yapraklar. çıplaklığından ar etmiş olsa ki sus pus olmuş ağaç, dinliyor beni..&lt;br /&gt;ben, mütemadiyen anlatıyorum içimde büyüyen hüznü. sevdiklerimden ayrı kalmanın kalbime oyduğu o hazin çukurun içini ,saklı tuttuğum gözyaşlarıyla dolduruyorum.&lt;br /&gt;özlüyorum..çocukluğuma bu kadar vefalı oluşumun nedeni  bu olsa gerek. ışığı yanan küçük ama mutlu bir ev ve içinde biz,tüm dünyadaki kötülüklerden uzakta. annem,babam ve yeni yürümeye çabalayan kardeşimle gördüğüm resimde mutluyuz çünkü birlikteyiz. gürül gürül yanan sobamız kadar sıcak yüreklerimiz. annemin yaptığı kekler kadar lezzetli damaklarımız.oysa burda, grinin hükmettiği bu soğuk kentte, yalnızlıkla ayrılmaz ikiliyiz.ne ağzımızın tadı ne gözümüzün aydınlığı var.&lt;br /&gt;sılada gurbeti,gurbette sılayı seçemeyan bir babanın kızıyım ne de olsa. oysa, ruh iklimimiz der ki sılayı bu dünyada boşa arama.&lt;br /&gt;kim dinler ki...&lt;br /&gt;ben yine duamı edeyim. ayırma beni Rabbim,annemden babamdan,tüm sevdiklerimden. ne bu dünyada ne diğerinde. beni onlarsız bırakma, bizi sensiz bırakma.&lt;br /&gt;hazana hüzün yaraşır ya, bu mevsim melankoliğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7614989100222105283?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7614989100222105283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7614989100222105283&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7614989100222105283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7614989100222105283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/icimde-bir-huzun-var.html' title='içimde bir hüzün var'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1977236107530041216</id><published>2009-10-16T19:24:00.004+03:00</published><updated>2009-10-16T19:33:57.305+03:00</updated><title type='text'>bir ben var içimde herkes dışarı</title><content type='html'>benim dünyam,&lt;br /&gt;odun sobasının çıtırtılarıyla ısınan bir oda&lt;br /&gt;sarı ampülden sızan sevimli bir aydınlık&lt;br /&gt;eski çaydanlıktan damlayan demli çay kokusu&lt;br /&gt;anneanne eli deymiş beyazı yitmiş bir dantel örtü&lt;br /&gt;ahşap sandığı gizleyen&lt;br /&gt;sıvalı duvara iliştirilmiş aile fotoğrafı, siyah beyaz&lt;br /&gt;akşam geleceğini bildiğim baba bekleyişi&lt;br /&gt;hep orada olduğunu bildiğim anne güveni&lt;br /&gt;çocukluğum&lt;br /&gt;benim dünyam&lt;br /&gt;içimde sakladığım çocuğum&lt;br /&gt;kocaman gözleriyle dünyaya saflıkla bakan&lt;br /&gt;iki kolunu açtığında dünyalar kadar seven&lt;br /&gt;benim dünyam&lt;br /&gt;hiç kaybolmasın&lt;br /&gt;yaşlansam da&lt;br /&gt;yok da olsam&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1977236107530041216?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1977236107530041216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1977236107530041216&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1977236107530041216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1977236107530041216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/bir-ben-var-icimde-herkes-dsar.html' title='bir ben var içimde herkes dışarı'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-3277321390641981121</id><published>2009-10-16T09:15:00.004+03:00</published><updated>2009-10-16T19:40:19.423+03:00</updated><title type='text'>uzaktaki sevgili</title><content type='html'>sessizliği eski bilgisayarın uğultusu bozuyordu. ben elimde bi, kupa çayla toplantı odasındaydım. sabah çayımı diyet bisküvimle paylaşıyordum. ışıkları yakmamıştım. hava yağmur bulutlarıyla kaplanmış, gökyüzü karanlık. ruhum matem dutlarının karasına bulanmış. varsın ışıklar sönük olsun,ne çıkar. ben kendime görünmekkten korkarım. hayyama özenip dizeler dökülsün isterim dilimden. parmaklarım bennden gayrı yazsın dilerim şiirler. ama yok maleseef yok tıkalı tüm yollar. kalbime giden mahzende ben yolumu kaybettim.&lt;br /&gt;canım nasıl istiyor yanında olmayı bir bilsen.&lt;br /&gt;nasıl istiyor kokun burnumu öperken seni seyretmeyi.&lt;br /&gt;soğuk ve kapalıyken bugün hava ,ben elimde bir fincan çayla,&lt;br /&gt;ucuz  sigaraların dumanını üflerken gri bulutlara.&lt;br /&gt;nasıl istiyor seninle sohbetin en demlisini yudumlamayı.&lt;br /&gt;sabahın saflığı yüzünü yıkamışken, gözlerin birazcık uyku mahmuru.&lt;br /&gt;ve biz hep olduğumuz gibi yine soğuk bir sabaha ,&lt;br /&gt;beraber başlamışız,aldığımız nefes keyif.&lt;br /&gt;nasıl istiyorum biliyor musun zamanı geri sarsam.&lt;br /&gt;başımızda kavakların oynaştığı o günlere dönsem.&lt;br /&gt;yanımda senin pembe beyaz yumuk ellerin varken,&lt;br /&gt;meydan okudrdum hayata , o kadar güçlü.&lt;br /&gt;küçük ceplerimizde büyük mutluluklar taşırken,&lt;br /&gt;umutlarımız varken daha,henüz yitirmemişken.&lt;br /&gt;yağmur kokulu gözlerinle biz senle ikimiz.&lt;br /&gt;herşeye rağmen hep mutlu ve gençken.&lt;br /&gt;şimdi bedenlerimiz olmasada yüreklerimiz yaşlanmış.&lt;br /&gt;muhabbetin koyusunu bıraktım, sözler tümden gamlanmış&lt;br /&gt;telefonda duyduğum yorgun ses sana mı ait&lt;br /&gt;bu donmuş gözleri benimse...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-3277321390641981121?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/3277321390641981121/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=3277321390641981121&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3277321390641981121'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/3277321390641981121'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/uzaktaki-sevgili.html' title='uzaktaki sevgili'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8481725108187852637</id><published>2009-10-14T15:26:00.003+03:00</published><updated>2009-10-14T15:43:04.928+03:00</updated><title type='text'>çabalamak</title><content type='html'>hayat rutin gittikçe boş gelmeye başlıyor. kendimi görmek istediğim yerde miyim sorusuna suskun kalıyorum.bu suskunkuk zamanla pısırıklığa dönüşüyor. mevcut olandan memnun olmadığım halde değişim için harekete geçmemek için onlarca bahane üretmeye başlıyorum. aslında değişimden korkuyorum.  elimdekini de kabedersem korkusu ,şu anki durumuma gelebilmek için harcadığım zamana kayıp gözüyle bakmak ayağıma takılıyor.&lt;br /&gt;oysa hayat sürekli bir değişim ve bize yansıyan geri dönüşüm dinamiğiyle çalışıyor. geçmişten pişmanlık duymak, geleceğe dair kaygılar taşımak yapabileceklerimizin önünde duran en büyük engeller.&lt;br /&gt;ben, kendimle bir yolculuğa çıkmaya karar verdim. çoğu zaman dalgın ve farkında olmadığım zamanları sorgulamaya başladım. mesela her sabah işe gelirken geçirdiğim 20 dakikalık süreye dair  düşündüğümde aklıma hiç bir şey yok. yalnızca akan trafiğe uyan bir arabayım sanki. kişiselliğini yitirip tamamen edilgen bir birey olduğum anlardan ilk keşfettiğim. gün içinde böyle yaşadığım o kadar çok zaman dilimi var ki. hayat ne kadar boş dememin sebeplerinden birisi bu sanırım. yaşadığım her anı yakalayabilmek adına farkındalığımı arttırmam gerekiyor. trafikte harcadığım zamanı radyo kanallarını sürekli değiştirerek geçirmek yerine caz müziğini öğrenerek geçirebilirim mesela. tabii bunun için kendime caz cdleri hazırlayıp küçük bir tasnif yapmam gerek. ve tam bu nokta benim vazgeçiş noktamdır. emek harcamak girdiği vakit işin içine  hemen u dönüşü yapıyorum. oysa emek vermeden yaşadığım hayat gerçekten bana geri dönüşü olmadan tükenen bir zaman dilimiğnden ibaret kalıyor.&lt;br /&gt;çabalıyorum. daha mutlu bir insan olmak için. üstelik bunun için gerekli olan tüm maddi ve manevi şartlara sahibim. ama kendime olan inancımı ve hatta kendimi unuttuğum için yeniden yola çıkmam gerekiyor. bu defa yalnız değil kendimle birlikte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8481725108187852637?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8481725108187852637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8481725108187852637&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8481725108187852637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8481725108187852637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/cabalamak.html' title='çabalamak'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4239903368769799726</id><published>2009-10-08T10:31:00.006+03:00</published><updated>2009-10-09T09:23:11.033+03:00</updated><title type='text'>benim kararım</title><content type='html'>mutsuzluk,karamsarlık ve bezginlik ruh halimin ilk üç sırasını işgal ediyoruzun zamandır.yalnızca benim mi, iş yerinde,arkadaş çevremde de durum böyle. akşamları eve ayaklarımı sürüyerek gidiyor, sabahları işe suratım asık geliyorum. gülümsemem yalnızca nezaketten. sosyal gülümseme dedikleri, bebeklerin annelerini tanımaya başladıklarında ilk gülümsemesine verilen addır. bence sosyal gülümseme bizim yaptığımız. bebeğinkiyse çoktan kaybettiğimiz o en içten,tertemiz gerçek gülümseme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün akşam evde,kendimi salondaki kanepeye yapıştırmış, sığındığım battaniyeyle kendimi güvende hissetmeye çalışıyordum. aklımda bir sürü soru, ana başlık işimden memnun değilim. alt başlıklar,istifa etmek, yeniden sınava hazırlanmak, aylarca evde boş oturmak zorunda kalmak. kalbimde bir el beni sıktıkça sıkıyor. sonunda kendimi ağlatmayı başardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;telefonda sevgilime dert yanıyor, kardeşime kendini yerime bi koysana,nolur bi koy ne yapardın bana bi şey söyle diye ısrar ediyordum. birden bişey oldu. içimdeki tüm sıkıntı, aklımdaki tüm soruların yayını kesildi. sessizlik. yorgun bir cızırtı kaldı geriye. ben içimin donmuş ekranına bakarken,karınca dansından ibaret sandığım görüntünün içinde başka resimler belirmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitliste yalnızlıktan ağladığım bir gece, ders çalışmaktan kızarmış gözlerimi medet umduğum nescafe fincanına diktiğim bir an, yüzlerce insanın merdivenlerde dahi oturduğu bir salonun en tepesinden ,tus kampından, en arkadan aşağıya ,insanlara, 11 saattir hala ders anlatan hocaya hayretle baktığım, biz burda napıyoruz lan dediğim o gün, artık iyi kötü bir işim hayatımın bir düzeni olsun da ne olursa olsun diyecek raddeye geldiğim,avuçlarımın arasında duran, mecburi ,sınav ve hasretlik arasına sıkışmış acıyan kalbime ağlayışım,ailemin endişelerini giderdiğim için, bir yerlere yerleştiğim için onların yüzlerinde gördüğüm mutluluk, ve taa Ahlattan yeniden Ankaraya dönüşümün bütün hikayesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu resimlere bakarken, biri yaa ne çabuk unuttun o günleri dedi. unutmuş muydum gerçekten? evet unutmuştum. Neden buradayım ben bunu mu hakediyırum diye kahırlanırken ,buraya ne koşullardan geldiğimi unutmuştum. neden geldiğini de unuttun dedi aynı ses. neden mi? evet ya, neden. sanki birilerinin zoruyla gelmiş gibi davranıyorsun. sen kendi kararınla geldin buraya. seni kimse zorlamadı, sen istedin. artık hayatın gerisinde kalmak istemiyorum dedin. ankaraya dönmek istiyorum dedin. beğenmezsem çalışırken de sınava hazırlanabilirim dedin. evet dedim. ya karar verirken adam gibi düşünmedin ya da o kararı neden verdiğini unuttun dedi ses. hangisi bilmiyorum doğru olan. ama netice de kararlarıma sahip çıkamamak beni kendime karşı güçsüz duruma düşürüyor. mutsuz ediyor. o zaman yeni kararlar ver. ama burada oturarak değil neyi yapıp yapamayacağını bilerek. bunu bilebilmek içinse mücadle etmen lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben bugün aklımda onlarca soruyla adanaya gidiyorum. ailemle konuşmaya. onların fikrini almaya. döndüğümde naparım bilmiyorum. artık o kadar mutsuz değilim ama umutsuz olmamak için çalışmam gerektiğini biliyorum. zaman denilen izafi mahlukla savaşmaktan cayıp zaten akışında olana kendimi bırakıyorum. bakalım o akarken ben neler yapabilicem?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4239903368769799726?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4239903368769799726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4239903368769799726&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4239903368769799726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4239903368769799726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/benim-kararm.html' title='benim kararım'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-280586924554415898</id><published>2009-10-07T20:59:00.002+03:00</published><updated>2009-10-07T21:02:24.860+03:00</updated><title type='text'>bu mudur</title><content type='html'>hayaller var ya hani uğrunda bedeller ödememiz gereken. uğrunda pek çok şeyi göze almamız gereken.benim yok hayalim falan. olanlar yetişebileceğim bir mesafede değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-280586924554415898?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/280586924554415898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=280586924554415898&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/280586924554415898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/280586924554415898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/bu-mudur.html' title='bu mudur'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5170401448936854978</id><published>2009-10-02T14:23:00.003+03:00</published><updated>2009-10-02T14:32:23.847+03:00</updated><title type='text'>kız isteme</title><content type='html'>sonunda benim de başıma gelicek. önce ben asla evlenmicektim,ölene kadar babamla yaşıcaktım. sonra babam beni kimselere vermezdi,ben onun biricik kızıydım. ama önümüzdeki hafta sonu bütün bu cümleler bana kıkır kıkır gülecekler sanırım. tüm asiliklerimi elimde tuttuğum tepsinin üstünde duran kahve fincanlarının içine saklayıp buyrun dicek olan kız benim. bu bende nasıl bir anksiyete yaratıyor bilseniz. bir kere türk kahvesi yapmayı beceremem. sonra nefret ederişm böyle saygılı küçük hanım pozlarından. ben nescafe mi türk kahvesi mi alırsınız demek istiyorum. belki insanlar nescafeyi daha çok seviyor. nerden biliyosunuz!!! allahım sevgilimle herkesin karşısında yanyana kızarmış suratlarımızla ellerimizden sarkan kırmızı kurdeleyle hayal edemiyorum kendimi. bi de en büyük korkum annem ya da babamın gözleri dolarsa ben başlarım ağlamaya. sonra  gidin siz ben istemiyorum deyip odama kaçabilirim. yapabilirim yani.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5170401448936854978?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5170401448936854978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5170401448936854978&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5170401448936854978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5170401448936854978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/kz-isteme.html' title='kız isteme'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8578573680838019115</id><published>2009-10-01T15:40:00.002+03:00</published><updated>2009-10-01T15:50:59.874+03:00</updated><title type='text'>nefes</title><content type='html'>mutsuzluk  kara  büyü&lt;br /&gt;sen söylersin o büyür&lt;br /&gt;aldıkça her nefesle bir&lt;br /&gt;içindeki keder birikir&lt;br /&gt;dökülür paçalarından aşaağı&lt;br /&gt;adımladıkça yerin bellidir&lt;br /&gt;kaybedemezsin izini&lt;br /&gt;nereye gitsen peşinden gelir&lt;br /&gt;avuntuyu aradığın sigarada&lt;br /&gt;son sürat giden  arabada&lt;br /&gt;çikolatada ya da uykuda&lt;br /&gt;nafile firardaysa huzur&lt;br /&gt;kayıp ilanların boşuna.&lt;br /&gt;büyüdükçe azalırsın işte&lt;br /&gt;her devre yazılmış aynı hikaye&lt;br /&gt;senin döndüğün devran da bu gidişle&lt;br /&gt;biter ve tüketir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8578573680838019115?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8578573680838019115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8578573680838019115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8578573680838019115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8578573680838019115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/10/nefes.html' title='nefes'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1624954686240168128</id><published>2009-09-29T16:01:00.003+03:00</published><updated>2009-09-29T16:18:27.649+03:00</updated><title type='text'>artık bir  köşem var :)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:courier new;color:#ff6666;"&gt;babamı bilenler bilir. bilmeyenler içinse tek kelamla asi bir kişiliktir diye özetleyebilirim. onla bunla atışır, kavga eder,doğru bildiğini asla saklamaz vs vs. hal böyle olunca yeri gelir türkiyenin bir ucuna sürülür, yeri gelir soruşturma geçirir. bunlara alışmılştık. sonra yerel gazetelerden biri babamla uğraşmaya başladı. babam da sinirlendi bir gazete kurdu. bir gazete böyle kurulur mu? babam kurdu. başladı yazmaya. başında durup ilgilendiği dönemlerde en çok okunan yerel gazetelerde ilk sıraları almıştı. e yaş kemale yaklaşınca da eski dönem dostlar,yazarlar,haberciler gibi geniş bir arkadaş popülasyonuyla yazar kadrosunu güçlendirdi. onu sevenler sevdiklerinden sevmeyenler meraklarından okuyo derken gazete aldı başını yürüdü. sonra.. ilgisi bitti, hevesi geçti, bu defa yazarların bazılarıyla ters düştü o öyle yazılmaz kardeşim falan derken bıraktı peşini. şimdi gazete akciğer kanseri, kırk yıllık kurt bir gazzetecinin ellerine teslim olmuş. adam istedi mi bir haberle ortalık karıştırabiliyor. ama babam istemiyor :) neyse işte öylesine takılıyor bu gazete. ben de günlük yazarlığı,blog yazarlığı takılıyorum. kendi kendime dedim ki, ben de yazsam,babam izin verir mi, şimdi herkes tanıdık laf maf ederler mi, kesin beğenmezler. sonra amaan dedim, bundan iyi frsat mı olur. başka gazetelere köşe yazmak bir sürü iş. işte hazırda çıkan bir tane var. hem her hafta düzenli yazmam için de gayet itici bir güç. ee o zaman ne duruyorum? babama söyledim. isimsiz ve resimsiz genç kalem mahlasıyla çıkıyor artık yazım. salı günleri. oraya yazdıklarımı bloguma da koyuyorum. gerçi benm blogumun çok okuru olmadığı için tepkilere göre yazımı koyarım demem mümkün değil :) artık gazetedeki okunma sayısına göre bloguma eklerim :) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:courier new;color:#ff6666;"&gt;öyle  böyle oldu işte. artık bir köşem var efendim. belki bir gün çok okunan bir gazetenin bir köşesinde isimli ve resimli arzı endam ederim. belli mi olur?  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1624954686240168128?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1624954686240168128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1624954686240168128&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1624954686240168128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1624954686240168128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/09/artk-bir-kosem-var.html' title='artık bir  köşem var :)'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6332296407757504768</id><published>2009-09-28T16:06:00.001+03:00</published><updated>2009-09-28T16:24:06.258+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;Başlangıç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkileyici olmalıydı. Okunan her kelimenin gölgesi başka bir anlam saklamlaıydı. Sözcükler birleşip bir simya yaratmalıydı.vurmalıydı okuyanı. İz bırakmalıydı belleklerde. ışık tutmalıydı zihnin karanlık mahzenlerinde. Mükemmel olmalıydı nihayetinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben yazmayı bu yüzden bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluk yıllarıma dayanır yazınla ilk tanışıklığım.Şiirle başladığım bu macera babamın yeteneğinin bana yansımasıydı muhtemel. Kelimeleri yan yana dizip kafiye üretmek benim için bir oyundu.sayılarla aram iyi olmasa da kelimelerin matematiğini çözmüş, çocuk zihnimin berraklığı ve daha yasak görmemiş özgürlğüyle aklıma gelen her şeye şiir yazar olmuştum. Akla gelebilecek her nesne ya da varlık bana ne çağrıştıtırsa kuru boylarla boyanmş kenar süslü defterime dökülürdü 4 kıtayı geçmeyen hece ölçülü şiirlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş onluk hanelerini doldurmaya başladıkça kara kalemin beyaz kağıda sevdasını keşfettim. İlk gençlik dumanı başımda tütedursun ben döktüm aşkla bilenmiş kalemin derdini, onca kağıda. Konular nesnelliğini yitirmiş harflerin hisi kalbimde vuku bulmuştu. Zaman geçtikçe kafiyelerim mısra hesabına gelmedi, coşkulu kelamlar kıtalardan taştı, vezinli mısralar zincirlerini kırdı.giderek nesre dönüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki kaygılar girdi güzel olmalı diye kalemim yitti. Ne zaman ki alayıp pulladım kelimelerin o narin bedenini bana yüz çevirdi.ne zaman ki başkaları için aldım kalemi elime, yazamaz oldum. Anlatamaz oldum. Hissedemez oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün,aradan mevsimler akmış günler solmuşken zamanın değirmeninde usulca öğütülürken dedim ki kendime,yanıldın kızım.başkalarının fikrini kendi hislerinden öte tutaarak yaptın sen yanlışı. beğenmezler diye vazgeçtin cümlelerinden. küçümserler diye caydın hayallerinden.sen korktukça acımasızlaştı eleştiriler. Giderek kırıldı cesaretin. Ne kaldı geriye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sizlerin karşısına bu niyetle çıkmaktayım. Maksadım haddimi aşmadan, kelimelerim boyumu geçmeden derdimi paylaşmaktayım. etkileyicili olmasa da ,yeniden, içtenlikle başlamaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese merhaba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6332296407757504768?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6332296407757504768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6332296407757504768&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6332296407757504768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6332296407757504768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/09/baslangc-etkileyici-olmalyd.html' title=''/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7159188689238674117</id><published>2009-09-13T22:19:00.003+03:00</published><updated>2009-09-13T22:46:58.306+03:00</updated><title type='text'>bir tus daha geçer</title><content type='html'>bir aylık çiçeği burnunda bir asistanken başladım üstüne gül koklamaya bölümün:) gerçi proteusu düşünürseniz üzerine gül koklamam çok abes olmaz sanırım. bu sınava hazırlanamadım. geçen tustan bu yana hiç baamadığım konular bakabildiklerim kadardı :) bir de ramazan geldi üstüne tüm coşkusuyla. işte iftardı, sahurdu, sabah bölümde kaçak göçek okunan drtustan indirilmiş notlar falandı derken bitti çok şükür. bugün hiç iddiasız ve o nisbette stressiz bir halde gittim sınava. hep hukuk okumak istemiştim. hatta 2 ay önce nasılsa mikrobiyoloji rahat ben ikisini bir arada götürürüm diyip hukuk hayalimi gerçekleştirmek üzere össye girmeye niyetlendim. bugün 2 tus tevrübesi olan bir profesyonel olarak hukuk fakültesinin bahçesinde insanları seyrettim. stresten kendi kendine konuşanlar, dua okuyanlar, ailece gelip sırtına vurarak sınava uğurlananlar, sigarasından dertli nefesler çekenler, elimde not hala ders çalışanlar, telefonda birilerine anatomi soranlar, ben şuna hiç bakamadım geyiği yapanlar bide ortamda turista havasında elinde çayı sigarası benim gibi ufak ufak demlenenler :) salona son 15 dk kala girdim. geçen sınavda 40 dakika önce sırada kalem elimde hazır tuvalete iki defa gidilmiş, peçete,kolonya,açılmış kalemler hazırlanmış,kahvenin dumanı tütüyordu. taibii ağrı kesici,kafam çalışsın diye çikolata ve acıkırsam diye çubuk kraker ve biri yetmezse diye 2 şişe su :) bu defa hiiiç. kalemi bile giderken aldım. ööyle sallana sallana gitiim. sevgilimle muhabbet ettim hatta kısa ölçekli bi didişme bile yaşandı :) sıramı buldum,yerime yerleştim. etrafa bakındım tanıdık varmı diye.bu arada hmm bunun ilk girişi ,kesin bu kronik tusiyer gibi yorumlar yapıyorum. kapıda biri görevliye hareretle bi şeyler anlatmaya başlayınca o tarafa çevirdim başımı.sevmediğin ot misali 1 sene önce darılıp konusmadığım bi zamanlar çok yakın olan bi arkadaşım. allahım aynı salon mu tesadüfe bak derken boşta duran arka sırama yönlendi. beni görmedi mi görmezlikten mi geldi bilmiyorum . oturdu, ben de döndüm kısa bir merhaba başarılardan sonra döndüm önüme. güldüm kendi kendime yani istesek olmaz, allhım dedim, sen büyüksün. ve sınav başladı... bitti. iyi geçti. en azından geçen sınav gibi ağlayıp yarısınıda çıkmak istemedim. beklediğimden çok şey hatırladım tabi ne kadarı doğru hatırladıklarımın yarın belli olacak. çıktım sevgilim gelmiş, eve geldik. en yakın dostum,kardeşim pınarım, eşi sınava giriyor diye ankaradaydı. o da eşini arkadaşlarına satıp geldi eve. biraz oturduk sonra onu uğurlamaya gittik. sonra sevgilim gitti. şimdi kaldım bi başıma. içim buruk, pıanr her gidişinde olur bu. sınav geçti. yarın oruç. dün bugün bitse diyodum. bitti. ee noldu? hiç...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7159188689238674117?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7159188689238674117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7159188689238674117&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7159188689238674117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7159188689238674117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/09/bir-tus-daha-gecer.html' title='bir tus daha geçer'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2735921236260819617</id><published>2009-09-02T10:12:00.002+03:00</published><updated>2009-09-02T10:25:09.862+03:00</updated><title type='text'>anladım masaldaki herkes benim</title><content type='html'>klasiktir ya, hayat bir masal, hayat sahnesinde rolümüzü yapıyoruz, onun hayatı külkedisi masalı gibiydi yok diğeri sindrella falan. herkes kendi masalında kendini başrol yapar doğal  oalrak. dünya nasıl onun etrafında dönüyorsa hikaye de öyle kurgulanır. pamuk prnsessinizdir bir gün mutlu, kuşlarla şarkı söyleyen diğer gün mutsuzsunuzdur, ve kuleye hapsolmuş lepiska saçlı hüzünlü güzel oluverirsiniz. kötü kalpli cadılar, vezirler hep başkasıdır. hiç deli dumrul gibi hissetmemişsinizdir kendinizi.&lt;br /&gt;ben anladım ki bir masal varsa , bir rolüm yok. bütün roller benim. zehirlenen de benim elmayı yediren de. prenses de beim cadı da. yol sorduğum tavşan da benim soran prens de. ne alaka bunlar bu saatte.&lt;br /&gt;her zaman önemli olduğumu düşünürüm. bilmeden de olsa. oysa ben kötü, ben silik, ben iyilik meleği, ben cellat,ben haksız, ben doğru, ben sadece anlatıcı olabilirmişim. oluyormusum daha doğrusu. ben kimim ki? neden bu yazıda bile bu kadar çok ben var. bencilliğin doruk noktası bu. kendini yok sayarken bile.&lt;br /&gt;her zaman aldığım kararlar doğru mu oldu? tabiiki hayır. ve malesef bunları alt alta sıralayabilecek kadar yaşadım. elimden kayıp gidenler, benim bıraktıklarım. çok kaybedip çok kazandım. kaybettikçe kazanmak istemez oldum. geri durdum. sesizleştim,durgunlaştım. içimdekiler ayan beyan oldu gün yüzüne. utandım bazen de gurur duydum kendimle.&lt;br /&gt;şimdi neden bu kadar mutsuzum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2735921236260819617?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2735921236260819617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2735921236260819617&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2735921236260819617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2735921236260819617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/09/anladm-masaldaki-herkes-benim.html' title='anladım masaldaki herkes benim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-342349982953947223</id><published>2009-08-29T20:42:00.005+03:00</published><updated>2009-08-29T21:11:40.252+03:00</updated><title type='text'>ramazanda telefon alarmı</title><content type='html'>ne garip bir ramazan. yazın ortasında, ailem olmadan, sevgilim olmasa her akşam yalnız soframda ağladığım bir ramazan. gündüzleri işe gidiyorm. akşam yarı baygın geliyorum. yaptığım uydur kaydır yemeklerle iftar yapıp bulaşıkları yıkadım derken saat 9 oluyor. şimdi olduğu gibi. 10 a kadar ancak kendime gelip ders çalışmaya başlıyorum. her akşam bu gece geç yatıcam desem de 12 de yatakta buluyorum kendimi. bu zorlu koşularıma bi de telefon alarmı eklendi. telefonum her nedense ankaraya geldiğimden beri evde çekmiyor,bölüde çekmiyor, sokakta bile çekmiyor.sadece çalar saat olarak kullanabiliyordum. bi de telefona bu yüzden söyleniyordum. meğer ne önemli gerekli bir şeymiş çalar saat.hal böyle olunca başka bi makina buldum evde kartımı ona taktım.eskii , ekranın ortasında saçma bir çizginin efekt verdiği bir telefon.onun da saat ayarı bozukmuş ne bilecem. alarmı kurup bi güzel yatağa girdim. sahura kalkıp mutfağa gittim. bi baktım saat 5. tak etti. gittim yeni telefon aldım. bunun da abidik bir ayar mekanşzması var ki.yok gtm ayarı yok güneş ayarı. ne olduğunu anlayana kadar (türk usulü dene bul, asla kullanım klavuzunu okuma) ayarladığım saai bi saat geriye attı 2 gün. bi de dokunmatik ekran, habire ayarlar değişiyor.tabii uyanma vakitleri yine aynı terane. dün olayı çözdüm sandım. gene alarmımı kurup sabah 4 e ,yattım. bi güzel de uyumuşum ki. uyandığım da gündoğmuuş , saat 8 buçuk olmuuuş.gerindim falan aa ben sahura kalkmadım!alarm çalmamış.kontrol ettim telefonun alarmı çalışmıyor. her şeyi yaptım, dünya saatleri, gtmler ıvır zıvır sonra da bir saat boyu her dakika başına başka bi alarm kurup denedim. yok. telefonun fabrika ayarlarını geri yükledim. yok. kullanma klavuzunu alıp her sayfasını okudum. ı ııh. meğerse sevgili telefonumun kurduğum alrmlar için kendince uyguladığı bir sistemi varmış.  hafta içi her gün çalıyor hafta sonları çalsın istiyorsanız ayrıca belirtmek gerekiyormuş. salak sana ne. hafta sonu iznimi sen mi veriosun. neyse olay çözüldü ama ben 24 saat aç kalmış oldum. o oldu. sağ salim iftar yaptım. şimdi de çayımın tadını çıkarmaya gidiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-342349982953947223?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/342349982953947223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=342349982953947223&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/342349982953947223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/342349982953947223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/08/ramazanda-telefon-alarm.html' title='ramazanda telefon alarmı'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-2702049374556397944</id><published>2009-08-28T14:12:00.003+03:00</published><updated>2009-08-28T14:43:12.082+03:00</updated><title type='text'>mikrobiyolojide asistanlık</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Uzun zamandır sevgili blogum sana hastane köşelerinden yazmamıştım. gerçi burası hastanenin köşesi sayılmaz. kendi başına ayrı bir binada sessziliğin hüküm sürdüğü bir bölüm.&lt;br /&gt;evet başlayalı 2 hafta oldu. mikrobiyolojiyi sevebileceğime dair taşıdığım umutlarım artık yok. aman işte ne güzel bir sürü boş vaktim olacak ben de hayatımı yaşarım diye kendimi avutmaktan da vazgeçtim. ders çalışmaya başladım. gerçi biraz aceleci bir karar olarak görülebilir ama ne kadar ağırdan alırsam o kadar zor olacak diye korktum. daha doğrusu burada kalırsam diye daha çok korkuyorum.&lt;br /&gt;sabah 9 ila 9:30 arası geliyorum bölüme. sekreterimiz oya ablayla biraz muhabbet. sonra toplantı odasında otur, mutfakta (besi yeri pişirilen bir mutfak) otur, ramazan olmasa kantinde otur, öğlen yemek ye bahçede otur, öğleden sonra biraz daha otur sonra 16:30 -17:00 arası eve git. şimdilik bu rutini sadece arada bize öğrenelim diye gösterdikleri işler bozuyor. bakteri laboratuarlatında ekim, pasaj, preperat hazırlama, boyama, mikroskoplarda değerlendirme, besi yeri hazırlama falan filan. tabii yaptığımız işler fakültede öğrencipratiklerinde yaptıklarımızdan ilreri düzeyde değil. şimdilik. ilerde rotasyonlarımız ilerledikce hocaların araştırmalarına dahil oluyoruz. bir de 1 senelik hastane rutin labında çalışıyoruz. orası gerçekten yorucu ve yoğun. tabii kıyaslamayı nereyle yaptığınıza göre değişir.&lt;br /&gt;bu ay bizimle ilgilenen hocalardan birisi deişik bir adam.(diğeri izinde tanımıyorum) hiperaktifim demişti gerçi ama ben bunu kastettiğini düşünmemiştim. sabah 7 de geliyormuş. hafta sonları da geliyor anladığım kadarıyla. adam enfeksiyoncu, mikrob. de prof olmuş bitirmiş her şeyi. kendi icat ettiği veya imal ettiği aletlerle çalışıyor. odsında matbaa aleti var. bi tane kitap basmış da...bişey söylerken aklına başka bişey geliyor. onu da söylüyor. sürekli hızlı adımlarla bi yerlere yürüyor. sanki genel cerrah. bize sürekli abidik şeyle soruyor ,donmuş yüz ifadelerimize gülüp bulun bana ne nerden bulursanız kardeşim, bulun gelin ,sorarım diyor.kontaminasyonlar çok olduğu için otoklavın yanlış çalıştığını düşünüyor. bize basınç sıcaklık formülü bulun dedi. onları bilmem nelere çevirip neg. logaritmalarını falan alıp bi değerlere ulaşmamızı istedi. otoklavı doğrulayacakmısız. kimya mı fizik mi nereden ne bulacaz matematik lazım logaritma falan nerde kaldı.öyle bön bön baktık adama biz.tabii bizim otoklav nuh nebiden kalma olduğu için. tefalin düdüklü tenceresi bile daha kompleks bi alet. yoksayeni çıkanları kendi doğrulamarını zaten yapıyor.neyse yani bu aralar hacettepede bi patlama olursa..&lt;br /&gt;bölümün popülasyonu  neredeyse tamamen kadın. pardon ''kaprisli kadın''. kendimi fbı ajanı falan gibi hissediyorum . biriyle bi şey konusuyorsunuz yanınızdaki hemen sesini alçaltıyor, kapıları kaptıyor, kapının arkasından tıkırtı gelse kesin biri bizi dinliyor falan filan. allahım herkes kimseye güvenme diyor.gerçekten kimse kalmıyor bu duerumda. napıcaz bakalım. allahtan celo var. cealettin bizim 3 üst dönem gaziden. eş kıdemlim. tanışmıyorduk okulda ama burada sanki öncesi varmış gibi bi muhabbet kurduk. bi de gene bizim okuldan bi kız daha başlayacaktı ama sanırım vazgeçti. o kadar geç atama yaptılar ki insanlar eylül tusuna girerim demeye başladı. haklılar da tusa kaldı 2 hafta.&lt;br /&gt;benden şimdilik bu kadar. birileri sisteme girip blogu bulup okur da yazarın ben olduğumu anlarsa diye saçma ama gerçekten beni korkutan bir paranoyayla yazdığı için çok açık yazamıyorum. evet biliyorum. saçma ama ya olursa...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-2702049374556397944?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/2702049374556397944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=2702049374556397944&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2702049374556397944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/2702049374556397944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/08/uzun-zamandr-sevgili-blogum-sana.html' title='mikrobiyolojide asistanlık'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7956268326416100847</id><published>2009-08-20T20:58:00.001+03:00</published><updated>2009-08-20T20:58:25.557+03:00</updated><title type='text'>yeni gün</title><content type='html'>Oktay Amca’ya sevgilerle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüzgar sabahın mahmurluğunu dağıtmak istercesine esmeye başladı. Alacalı maviliğe çalınan turuncu fırça darbesi güneşin geleceğini haber ediyordu. Kuşlar pür telaş uçuşup cıvıldıyordu. Günü karşılamak lazımdı.çiçekler  yeşil yapraklarını kibar bir reveransla göğe uzatmış,   taçlanmış başları ışığın her damlasını içmeye hazır bekliyordu.toprak gecenin üzerine bıraktığı çiy taneleriyle yüzünü yıkamış, cömertçe gülümsüyordu. Hayvanlar aleminin mesaisi çoktan başlamış, kediler çöp arabasının unuttuklarıyla  karınlarını doyuruyordu. güneş doğuyordu.Evren uyanıyordu her zerresiyle. Yeni bir gün doğuyordu. tüm bu telaşın içinde o yere uzanmış,yorgun yüzünü dolduran bir huzurla yatıyordu. Rüzgarın ellerine kendini bırakmış kır saçları da olmasa bir heykel gibi kıpırtısız. Yumruk yaptığı avuçlarında ağlaşan bir kaş yaprak ve  Beyaz bir tavşandan başka kimseler yoktu görünürde. Kocaman parmakların arasında olduğunu bildiği kahvaltısını yapmaya gelmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençken yiyeceksin , bak bana her şey yasak,çayın bile tadı kalmadı derdi şekersiz çayını yudumlarken. Şeker hastasıydı.hastalığına sebep mi yoksa hastalığıdan sebep mi bilinmez ,sinirliydi. Kızdı mı çabuk parlar ama hemencecik yumuşardı.doğru bildiğini kimseden saklamaz ,eyvallah etmeyen yapısıyla birilerini karşısına almaktan çekinmezdi. Borçlanmıştı. Bir uçtan düzeltmeye çalıştığını öbür uçtan bozmuştu.alacaklılar giderek daha da çok sıkıştırmaya başlayınca sıkıntıları eve de yansımıştı.  Beceremedim  derdi. Ya ben yanlış oynadım ya hileli masaya düştüm. Ama bu hayatı beceremedim. Giderek uzaklaşmıştı insanlardan, ailesinden. Kocaman kahkahalarını duymaz olmuştu öğrencileri. Tek huzur bulduğu anlar bakir sabahla buluşmasıydı. Evrenin  uyanışına,tabiatın sükunetine, günü karmaşasında duyulmayan seslerine, ağaçların rüzgarın hayvanların hakim olduğu dünyaya bakardı uzun uzun.Tazeleniyorum derdi her gün, yeniden başlıyorum hayata.Huzuru  taze havayla içine çeker, efkarını sigarasının  dumanıyla üflerdi dolu dolu. Masum dünya derdi bu zamanlarda, kendi mahsun gözlerle dalarken uzaklara. Ne düşündüğünü kimse bilmez, kimse görmez görse de ilişmezdi. Bi de bu tavşancık vardı işte. bu halinin şahidi. Sahibi gibi mini mini bembeyaz .Her sabah  kahvaltısını bu kocaman ellerden yapmaya alışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe burnunun ıslattıığı kocaman el hala kapalıydı. Bi terslik olduğunu anlamış gibi durdu . etrafında bir tur attktan sonra yüzünün yanında bekledi.patisiyle yanağına dokundu. Gözlerini açar diye bekledi. Parmaklarını bi daha kokladı. Parmaklarını açar diye bekledi. Açmadı . Eline bir daha baktı. İşte orada duruyordu tazecik bir yaprak sapı.  Son kez yaklaştı yorgun yüzün yanına. Huzurla gülümseyen bu yüzü kokladı. Bu defa pembe burnu üşümüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğmuş,kuşlar susmuş. Bir çığlık bu sessizliği bozmuş. Yolunan yaprak kendi canına ,göğsüne kapanmış kadın giden canına ağlamış. Rüzgar kızmış bu patırtıya, savurmuş tüm borçluları,sıkıntıları,hastalıkları,yalnızlığı. Neden sonra durmuş. Güneş çoktan doğmuş. Doğmuş da kavurmuş ortalığı.gelen olmuş giden olmuş giden olmuş. Siren çalmış,zaman dolmuş. Geride sessizlik kalmış. Gün doğmuş. Şehrin karmaşası başlamış yeniden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O susmuş.&lt;br /&gt;Her yeni gün bir başlanmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7956268326416100847?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7956268326416100847/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7956268326416100847&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7956268326416100847'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7956268326416100847'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/08/yeni-gun.html' title='yeni gün'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1964972471128202146</id><published>2009-08-16T23:40:00.002+03:00</published><updated>2009-08-17T00:04:38.846+03:00</updated><title type='text'>pazar geceleri hep karnım ağrır</title><content type='html'>pazartesi sendromu denilen şey yüzünden pazarları da sendrom halinde geçer bende. gerçi sendrom falan bilmezken de böyleydi bu bende. ilkokuldan beri. anaokuluna giderken de böyle miydim acaba? 1 aydan sonra eve kaçtığımı düşünürsem muhtemelen böyleydi. bir senedir böyle bir hisse kapılmamıştım. bitliste ilk iş günümü hatırlamıyorum gerçi. sonra diyalize ilk gittiğim günü de.ama 6 ay yarım gün mesai yapınca değil sendrom gezme oldu bana pazartesileri. oysa bugün gerçekten karnım ağrıyor. ankaradaki ev sanki bana yabancı, sanki ben buraya ilk kez gelmiim gibi tedirgindim bugün. tüö gün kendimi oyalayabilmek için olmadık işler yaptıım. aynı renk olmasına rağmen 2 kanepeyi salondan arka odaya, oradaki 2 kanepeyi ise salona çektim elimde metreyle. metre ne alaka derseniz şöyle özetleyim kanepenin tahta konsol dahil eni 81 santim bizim geçeceğimiz en dar alansa 83 santim. ha bi de iki tane kapıyı yerinden çıkarmak zorunda kaldım. ama geri takmak mümkün olmadı. yatak odamda ellenmemiş bir kıyafetin açılmamış bir çekmecem kalmadı. ve tabii mutfak 5 saatlik bir temizlik operasyonuna maruz kaldı. buna buzluğun ve derin dondurucunun buzlarının hunharca katledilmesi de dahil. kendime yaptığım 2 öğün yemek ve akşam örmeye başladığım diz battaniyesini de sayarsam ne kadar stresli  olduğumu varın siz düşünün.&lt;br /&gt;yarın iş başı.mehil müddetinin sonuna kadar kullandım. mikrobiyoloji ihtisasıma başlamadan  bi gün önce tus kitaplarımı kitaplığıma yerleştiriyordum. ne muamma. yine de çok heyecanlı ve mutluyum. bi yere aidiyet güven veriyor. ayrıca kaç nöbet yazacaklar acaba, kıdemliler nasıl tipler, hocala kaprisi var mı düşünceleri içerisinde olmadığım için çok mutlu olduğumu farkettim. ben bu sınava çalışırken hep dua ederken allahım hayırlısı olsun dedim. sonra da ne işim var mikrobiyolojide dedim. ama bugün hissettim ki benim için hayırlısı bu sanırım. belki bi süreliğine belki devamlı olacak ama ben şu anda mutluyum.&lt;br /&gt;bu heyecan gerçekten okuluntatil dönüşü ilk gecesi hissedilen o sevimli heyecan. ve ben herşeyin güzel olacağına inanıyorum.&lt;br /&gt;ama bi yandan. kendimi o kadar kimsesiz, bi o kadar yalnız ve buruk hissediyorum. hep dedim ki kendime hele bi dur bakalım. bi yarın olsun da başla işine. sonrası allah kerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1964972471128202146?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1964972471128202146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1964972471128202146&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1964972471128202146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1964972471128202146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/08/pazar-geceleri-hep-karnm-agrr.html' title='pazar geceleri hep karnım ağrır'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7512367682100248677</id><published>2009-08-16T23:30:00.001+03:00</published><updated>2009-08-16T23:31:31.289+03:00</updated><title type='text'>otobüs</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;afedersiniz.. bu bi ihtardı. çantanızın oturduğu koltuk bana ait demekti. sarışın kız soğuk bir bakış atıp aldı çantasını. hareketleri biraz sert miydi ne? ayrıca neden ters baktımıştı ki? amaan dedi kendikendine mavi gözlü kız, gri-lacivert karışımı zeminde beyaz ve siyah boncuklar işlenmiş çok sevdiği çantasının içinden ince beyaz hırkasını çıkartıp koltuğa bıraktı. beli açıllmasın diye bluzünü çekiştirdikten sonra çantasını yukarıda bulunan el bagajı portuna yerleştirdi. çantasının halat ve boncuklardan oluşan sapını arkaya ittirmeye çalışırken öndeki adamın kafasına dirseği çarptı. ah özür dilerim, dedi yerine otururken. of bu sap. tüm gün omuzumu kestiği yetmedi şimdi de beni rezil etti.bakır kızılı saçlarını geriye attı. kucağında kitabı, şişme yolculuk yastığıyla altına sıkışmış hırkayı çekip çıkarmaya çalışırken sarışın kız üçüncü soğuk bakışını fırlattı.  adama çarptığımda da kötü kötü baktı. sanki farketmedim. hey allahım.. derin bir nefes aldı.yazın ortası olmasına rağmen serindi hava. annesinin aldığı tortop olmuş hırkasından kollarıı geçirmeye çabalarken kitabı yere düştü. hah tam bana göre bi davranış. bravo bana yani, sakr nolacak diye kendine kızadursun sarışın kıza doğru seyirten kalın ciltli kitabını almak için eğildi. sarışın kız uyku vaziyeti almış başı cama dayalı. bana mı bakıyor bu? gözleri kitabına kayınca hıh dedi içinden kesin benim gece boyunca okuma ışığımdan rahatsız olacağını hesaplıyordur. sarışın başını bezgince cama çevrildi gerisin geriye. mavi gözlü kız yeniden ayağa kalktı çantasının içinden bi şişe küçük su ve çubuk kraker çıkartıp yine hummalı bi uğraşıdan sonra yerine oturdu. dökülmesin diye minicik açardı hep paketi. çocukluğundan beri yerdi yola çıkmadan önce mide bulantısnın önüne geçmenin bir yoluydu. paketten bi kaç tanesinin dışarı doğru çıktığından emin olduktan sonra sallamayı bıraktı. sarışın kıza uzattı ,alır mısın?kız baktı,baktı sanki kızmış gibi kaşlarını çattı, burnunu çekip cık dedi. cıkk mı? aman ya suna da bak cevap vermeye bile tenezzül etmiyor.bi de sabaha hasta olmasak bari. baksana elinde mendil burnunu çekiyor ikide bir. iyi bakalım, bi daha bana bak sen de gör. ben de sana cevabını vermez miyim?kendini aşağılanmış hissederek arkasına yaslandı kitabını açtı, kot pantolonunun cebinden çıkarttığı biletini 13 numara diye kontrol ederek kitabın arasına kyodu. sonra şööyle bir sayfaları çevirdi. yaprak seslerinin duyulabilir olmasına dikkat ederek.bi taraftan da kızı izliyordu. bekledi..hayret,kızda hiç hareket yok. sonra lambayı açtı kapadı, iyi bari çalışıyormuş dedi kendi kendine bu defra da duyulabilir olmasına dikkat ederek....ee noldu buna. cama mı yapıştı yani dedi iyice sinirlenerek. sırtını yasladı kızla uğraşmaktan vazgeçip. sağ bacağını dizinden kırıp öndeki koltuğa yasladı. dizindeki yırtık biraz daha büyüdü. en sevdiği eskitilmiş kotunun dizlerindeki yırtıklar zamanla büyümüştü. şimdiyse dizinin yuvarlağı neredeyse tamamen ortadaydı. hoşlanmadı bu  serseri görünüşünden. artık büyümeliyim 26 yaşıma geldim hala çocuk gibi dolaşıyorum dedi.sen hala yırtık kot ,konvers giy derken gözleri sarışın kızın babetlerindeydi. suyuna uzandı. bir yudumun boğazından aşağıya yuvarlanmasına izin verdikten sonra başını camdan yana çevirip kalabalığın üzerinden kaydırmaya başladı.ne kadar da kalabalık. hiç gece yarısı der misin? herkes mi tatile gidiyor,bi de kriz var diyorlar memlekette. dudaklarının kenarlarında oluşan küçük gamzeler aradığını bulduğunu haber veriyordu. elini kaldırdı, avucunun içine bıraktığı bir öpücüğü sımsıkı tutup cama doğru uzattı.ellerine bulaşan parfüm kokusunu çekti içine. parmaklarını açtı, elini salladı. Karşıdan gelecek bildik reveransı izlemeye koyuldu zevkle. sevgilisi kara gözlerinde birer yıldız parıltısıyla elini ondan yana doğru kaldırdı. aralarında , otobüsün camı, bagaj sırasında bekleşen yolcular,sarışın kafa yahut otobüsün o koca camı yokmuş da öpücük havada süzülerek onun avcuna konmuşcasına, tuttu boşluğu.  bir pandomimci ustalığıyla yavaşça kavradı parmakları o görünmez öpücüğü. büyük bir dikkatle kalbinin üzerine götürdü.  itinayla  taşıdığı öpücük avcunda, elini  kalbinin üzerine bastırırıken başını  önce eğdi ,kaşları çatıldı, gözlerini yumdu.bir iki saniyelik bir duraksamadan sonra ,yukarı kaldırıdığı gözlerinde şimdi iki kara delik, gözlerine sabitledi.elini kaldırmaksızın göğsüne inip kalktı parmakları. pıt pıt pıt.işte burada dedi mavi gözlü kız sevgilisiyle aynı anda.gülümsedi. bakışları uzaklaşan açık yeşil mevsimlik montta, bu renk ona çok yakışıyor .bu montu ne zaman aldık derken... üç senedir her vedalaşmarında olduğu gibi gözlerinde sevgi, mutluluk,hüzün vardı...............................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peçete aldım mı ben yanıma. aldım. nane şekerim o da tamam.  ne zamandır otobüs yolculuğu da yapmamıştım. nasıl geçecek bakalım. bari otobüs iyi olsaydı. şuna bak koltuklar eski daracık. ek sefermiş. hafta içi bu mevsimde hayret yani. herkes tatile mi gidiyor? yanıma kimse gelmez umarım. 12 numaralı pencere kenarındaki koltuğuna oturmuş bunları düşünüyordu.çantasını boş koltuğa bıraktı. içinden çıkarttığı tokasıyla, saçlarını toplayıverdi. fönü bozulmuş. iyi değil dün gittiğim kuaför. fakültedeyken gittiğim kuaför ne sağlam çekerdi fönü. bi hafta zırh gibi. kapanmış. sahi ne kadar olmuştu gideli bu şehirden. sadece iki. iki senede ne çok şey değişmiş buralarda. afedersiniz.. düşüncelerinden sıyrılmasına neden olan bu emirvaki sesin sahibine çevirdi başını. ayakta durmuş kendine bakıyordu. buraya oturacak bu dedi. çantasını aldı, kızı şöyle bi süzdü.gözleri de güzelmiş. küçük gösteriyordu.üstüne başına bakılırsa öğrenci falan heralde.bi yerleşemedi ha! işimiz var bunla şuna bak adama da çarptı. başını cama çevirdi yeniden. en son ne zaman buradaydım? 3 sene oldu mu?tabii oldu. son sene  uçak biletleri ucuzladıktan sonra otobüse binmemişti hiç. zaten oldum olası sevmezdi otobüs yolculuklarını. tabii 3 sene olmuştu. o zamanlarki erkek arkadaşıyla birini uğurlamaya gelmişlerdi. vay be ne günlerdi. şimdi herkes hayal oldu.kim gelmişti ki? haa kuzen yaa. tabii beni özlemek bahanesiyle bi hafta bizim evde tedi içti bizim kızlarla da gezdi tozdu sonra toz oldu. gülümsedi. pis serseri. ama severdi kuzenini çılgındı, vefasızdı ama samimiydi. ailesinde genel hüküm süren soğuk hava kuzenini teğet geçmişti. düşündüğünü pat diye söylerdi.bizimkine de senin hatun taştır ha, kuzen olmasaydı zordu işin demişti.patavatsız.birden korkuyla döndü. dizlerine bi şey sürünmüştü.noluyo be bu da ne! yandaki kız yere eğilmiş kendi ayakları önüne düşen kitabını almaya çalışıyordu. sinirle baktı. ne bu be!! sürekli bi kıpırtı bi gürültü. o nasıl bi kitap ya.yuh!!  yolda bu okunur mu? bitmez bu be! gece boyu ışığı da açık tutar. tam bulduk papazı kızım!! bacak bacak üstüne atıp biraz kaykılarak gövdesini öte yana çevirdi. başını cama dayayıp kalabalığı izlemeya koyuldu. o napıyor acaba? okul bittikten sonra burada kalmış diye duydum. ne güzel günlerdi be. el ele tutuşup serseri mayın gibi dolaşırdık. kızıldı ozaman saçlarım. çok uzun sürmemişti. kaç ay ,5 mi yok ya 7 ay. tabii ya iki ayını beni ayarlamaya çalışarak geçirdiğini sayarsak. okulun en güzel kızlarında biriydim. olsun o kadar. öyle çok yakışıklı değildi ama farklıydı diğerlerinden. hiç eyvallahı olmazdı. bana da olmadı. biraz oynayım dedim adam hemen anladı da bıraktı beni. oysa benden hoşlanıyordu. tabii ya o bıraktı beni di mi?  adam hiç ikiletmedi. hala hatırlarım o son cümlesini. bak güzelim, ben oyun oynamam,oynatmam.dedi ve gitti. sonra da hiç.. ne kıskandırma tripleri, ne affet beniler. öylece bitti. alır mısın?.... döndü istemye istemeye. gözlerinin buğulandığını görmesin diye kaşlarını çatarak baktı. kraker mi? saol canım senin olsun. bi de kibar yani! titremeye yüz tutmuş sesini yutup cıkk dedi. hüzünlü bakışlarını, verdiği alaycı ifadetle maskeleyerek geri döndü. burnunu sildi. acele adımlarla yürüyen insanlar, uykusu gelmiş çocukları çekiştirerek yürüten ebevyenler, yastık satanlar,çay kaahve satanlar. karmaşanın dinginliğinde ağır ağır dolaşırken gözleri birden durdu. dudaklarının kenarlarında beliren ince çizgiler şaşrıdığını ele veriyordu. bu o değil miydi. sakallarını kesmiş,biraz da kilo almış ama evet işte oydu. gözleri hiç değişmemiş. parfümünün kokusu geldi birden. gülümseyerek bakıyordu kendine doğru. yok artık! dedi. hayal görüyorum. yoo orda işte gayet de bana bakıyor. iyi de neden? neden bana baksın üstüne de gülümsesin. napcam şimdi ben. el sallayım. saçmalama be! olur mu en iyisi arkama yaslanayım görmemezlikten geleyim. evet en iyisi bu. ee hala bakıyor. napıyor bu ya? el sallıyor.!!ay ya çıkar gelirse. niye bu kadar heyecanlandım sanki.çok da sevmiyordum yani. düzgündü işte,farklıydı o kadar.ama mutluydum. bir kızı nasıl mutlu edeceğini iyi bilirdi. iyi de onca sene sonra burada!!!  durup dururken aklıma geldi,şimdi de...şu okuduğum kitapta diyodu ya, secret bu mu yani? belki de yeniden......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sırtı koltuğa yapışmış napacağını düşünürken gördü onu. yanındaki kız, aşağıya hipnotize olmuş gibi bakıyordu.gözleri parıl parıl. gülümseyen dudaklarına götürdü elini. avucuna bir öpücük kondurdu. elini cama doğru uzattı. aşağıya baktı. o elini uzatmış havayı tutuyormuş gibi yumruk yaptığı elini kalbine götürdü. aman allahım, bana bakmıyormuş. beni görmemiş bile. kıza baktı tekrar, ne kadar mutlu görünüyor..görünüyorlar... bakışları uzaklaşan eski sevgilisinin üzerindeki açık yeşil montta sabitlendi. bu rengi hep severdi. bu.. bu benim ona aldığım mont... ne kadar aramıştım bu rengi..derken gözlerinde 3 sene önceki gibi hüzün vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7512367682100248677?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7512367682100248677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7512367682100248677&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7512367682100248677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7512367682100248677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/08/otobus.html' title='otobüs'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-8226015356183900884</id><published>2009-07-27T00:13:00.000+03:00</published><updated>2009-07-27T00:14:02.426+03:00</updated><title type='text'>ankaradan</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;inzivaya çekiliyorum&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-8226015356183900884?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/8226015356183900884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=8226015356183900884&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8226015356183900884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/8226015356183900884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/ankaradan.html' title='ankaradan'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-137727064324702117</id><published>2009-07-24T12:58:00.005+03:00</published><updated>2009-07-24T14:15:24.827+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gemlik zeytini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burgaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şelale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mudanya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='delmece yaylası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='termal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='soğuk dere'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='son'/><title type='text'>yalovada yeşil mavi bir tatil 3- son</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmmWxg8cJHI/AAAAAAAAAH8/6vQh_zExBfA/s1600-h/53CAFPJ580CAKLYQHMCAGN5FE0CAC2ERKLCAFJ3N04CAH9D05YCA25S7TTCAXN233JCASDRRK1CAAN8JAJCAC4DV1PCAX4EX2JCAKZZ0HWCAOVIX9NCA41MSYHCAORWZ1PCAQBEAHTCAXWS73YCAQX5S82.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmmXRgXCpPI/AAAAAAAAAIE/rIJ4eO_-egA/s1600-h/XPCAXMJ2M8CAVMD0R2CA8FKNJ5CAU8GGJ2CAYTCD52CASIHV0SCA98JM42CASL5ICBCAWBOGDTCAFSDJMCCAWE6BTRCA1HD41HCA7Y95JBCALFE23ECAIL88UACAG454RMCAN9AT6XCA0NPRDMCA9HZ0JS.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361983158361433330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 113px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmmXRgXCpPI/AAAAAAAAAIE/rIJ4eO_-egA/s400/XPCAXMJ2M8CAVMD0R2CA8FKNJ5CAU8GGJ2CAYTCD52CASIHV0SCA98JM42CASL5ICBCAWBOGDTCAFSDJMCCAWE6BTRCA1HD41HCA7Y95JBCALFE23ECAIL88UACAG454RMCAN9AT6XCA0NPRDMCA9HZ0JS.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;Artık yorulduğumu hissediyorum. Gündüzlerimizi ormanları yararak, denizleri koklayarak geçirdiğimiz 6. gün bugün. Yarın dönüyoruz. Ben kırgın kalbimi toparlayıp valizime yerleştirdim. Buradan ankara sonra adana ardından da bitlis. Ruhumla bedenim git gel yaşamakta yarış ediyor sanki. Kasvetimi del tuşunun arkasına saklayıp şu gezi yazımı bitirsem iyi olacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;Çınarcıktan ''şelale'' youna düştük. Yine ormanın sakladığı virajlı dağ yollarının arasından epeyce gittik. yol boyunca bize yol gösteren tabelalar, &lt;em&gt;Şelalede çay keyfi... siz hiç şelalede gözleme yediniz mi?...Şelaleye az kaldı... &lt;/em&gt;Şelaleye varana kadar bize eşlik eden,yanına gülen suratlar çizilmiş bu tabelalara güldük. Şelale Kent Ormanı diye adlandırdıkları bi tesisin içindeymiş. Çok da uzakmış. Oraya kadar yürümedik. Ormanda biraz dolaştık. ÇOK güzeldi nasıl yeşil havası mis falan demiyecem. Orman işte. Ama çocuk parlı vardı içinde. Tüm oyuncakların tahtadan yapıldığı. Babamla tahtravalliye bindik, kaydım, çocuk evinin çatısına çıktım, zincirli köprüden geçtim. Oradan Büyük Dipsiz Göle gittik. Göl gerçekten çok güzeldi. Küçük, etrafı ağaçlarla çevrili ve karanlık bir göldü. Durgın suyunun üzerinde arada çıkan esintinin yönüne uygun minik kırışıklıklar oluşuyor sonra sanki görünmez bir el tarafından ütülenmiş gibi yeniden düzeliyordu. bu küçük oyunu orada saatlerce izleyebilirdim. etrafta uçuşan sinekler olmasaydı. İnsanların yiyip içip atıp gittikleri çöpleri yüzünden her yeri sinek kaplamış. Yazık. orada çok duramadık. yola devam ederken küçük dipsiz göl tabelasına ulaştık. babam büyüğü buysa küçüğünden nolacak dedi. biz de delmece yaylasına çevirdik direksiyonu. Delmece yaylası gördüğüm en düz yayla. çünkü dağın tepesinde kurulmuş. hep kitaplarda okuduğum ya da çizgi filmlerden gördüğüm geniş çayırlarla ilk defa müşerref oldum. Gökyüzü ve çayır. O kadar. öyle derin bir huzur ve sükunet ki. Küçük tahta hayvan barınakları kondurulmuş. İnsanların nerede yaşadığını kestiremesek de çok sevdik. Gerçi tabloyu yemyeşil sonsuzluğa dokunacakmış gibi uzanan çayırlarda özgürce koşturan süt beyazı,kuzgun siyahı atlarla süslesem hoş olurdu. ama biz sadece inek gördük. Yollarda ata sözünü terennüm edercesine arabaya bakan inekler. Orada konaklayacak bir çaybahçesi vardı. Belki dururduk ama karşımıza yeni bir tabela çıkmasın mı.. &lt;em&gt;''Siz Hiç Kolesterolü Düşüren Fırında Oğlak Yediniz mi? Soğuk Derede'' &lt;/em&gt;Bu civarlarda tabelaları yazan bir deli olduğu muhakkak. Biz de bu tabelanın peşinden yola devam ettik. Tabii şoförlüğü kaydeşime devreden babamın keyfi yerinde ama yusuf bi tek benm duyabileceğim bir sesle sürekli offlayıp puffluyarak direksiyon sallıyor.(biraz daha acıklı olsun die bir kamyoncu tabiri serpiştireyim dedim) Bizi bu sefer yol boyu soğuk derede kahvaltı keyfi 5 km..soğuk derede çay kahve su serbest (sanırım ikram demeye çalışmışlar)...soğuk derede mangal keyfi 6 km...soğuk derede fırında oğlak 8 km...tabelalarda yazan km yaklaştıkça artıyordu. Korku Filmlerinde ki gibi. Bi zaman sonra artık tabelalarda kmin sol tarafı boş kalmaya başladı. ''Soğuk dereye ... km'' arabanın ön cenahına(yusuf&amp;amp;ben) hakim olan tırsıntı arka kısmı(ana&amp;amp;baba) hiç uğramadan geri bize dönüyordu. annem ayy ne güzel herr yerrr ağaç, yusuf(hava sıcaklığı) kaç derece?? ,oh oh ne güzel!!(termometrenin düşmesi annemi çok mutlu eder, menapozda bir adana insanı tepkisi). babamsa elinde kitabı ve sigarası her sorulana genizden bir hmm cevabıyla sonunda soğuk dereye ulaştık. Ama deydi. Oğlak yemedik ama her yere tahtadan minicik çardaklar kurdukları küçük bir derenin etrafına oturmuş bir yerde , yerde minderlerin üzerine serilip, altımızdan akan suya baka baka saç kavurması yedik. Enfes bir ekmek geldi ki neredeyse masayı ekmeye katık edecektik. allahtan ekmek bitti de biz de döndük.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;Ertesi gün de buradan gemliğe zeytin almaya gittik. Tabii bu markete gitmek gibi bi cümleye sığsa da biz 1 saatten fazla yol gittik. Biz bulunduğumuz yerin bi ilerisindeki yerleşim brimine ulaşmaya çalışıyoruz hep. Gemlikten sonra Kurşunlu, arada babamın akrabalarının olduğunu düşündüğümüz GençAli Köyü ( köyün girişindeki tabeladan bahsedicektim, vazgeçtim), Burgaz ve Mudanya. Bu seferde denizin kıyıya vurduğu kıvrımları izleyen bir yoldan gittik. İçimde sürekli şuradan denize atlayıversem (bu çocukluğumdan beri böyle) isteğiyle ve en sadık yol arladaşım mide bulantısıyla (bu da hiç değişmedi) gittik. Yolun kenarında minicik bir kumsalı, beyaz köpüklü dalgaları, sırtını ormana yaslamış bir köyden geçtik. Altın Taş köyü. Tatil Köyü dedikleri bu olsa gerek dedim. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;Bursaya bu kadar yaklaşınca mudanyada iskender yiyelim dedik. Bahçe içinde armut minderlerin üzerinde bir çay bahçesinde kısa bir tavla turnuvasından sonra sahil yolunda yürüdük. Orada bi kafeye gittik. İki katlı kafenin balkonundan denize dalıp çıkan martıları ilzedik. Yalovada gün batımına yetişelim diye arabaya atladık. Yolda gördüğümüz kırmızı ferrariyi de sayarsak güzel bir yolculuğun arkasından termalde yaptığımız sıcak bir banyo ve güzel bir uykuya daldık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:78%;color:#333399;"&gt;son&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-137727064324702117?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/137727064324702117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=137727064324702117&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/137727064324702117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/137727064324702117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/artk-yoruldugumu-hissediyorum.html' title='yalovada yeşil mavi bir tatil 3- son'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmmXRgXCpPI/AAAAAAAAAIE/rIJ4eO_-egA/s72-c/XPCAXMJ2M8CAVMD0R2CA8FKNJ5CAU8GGJ2CAYTCD52CASIHV0SCA98JM42CASL5ICBCAWBOGDTCAFSDJMCCAWE6BTRCA1HD41HCA7Y95JBCALFE23ECAIL88UACAG454RMCAN9AT6XCA0NPRDMCA9HZ0JS.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1216804780277615609</id><published>2009-07-22T12:59:00.005+03:00</published><updated>2009-07-22T14:53:02.440+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='thermalium'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şelale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üvezpınar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='termal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul manzarası'/><title type='text'>yalovada yeşil mavi bir tatil 2</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff6600;"&gt; &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Smb9VGCg-aI/AAAAAAAAAH0/mU4KLMo77Pc/s1600-h/3OCAJ02W1JCAMUOAQHCA2HNQE2CAFGJT6MCADU2KFVCAFU7G02CA7ZASL0CA0M3K2KCAK4FJ04CA7RWWKHCA78FWBVCASBG8E3CA7L491UCAUD1IDLCAEKSUMUCAAUS1LQCACGER03CAUU7YUTCA16Q8EM.jpg"&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361250945271396770" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 175px; CURSOR: hand; HEIGHT: 141px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Smb9VGCg-aI/AAAAAAAAAH0/mU4KLMo77Pc/s400/3OCAJ02W1JCAMUOAQHCA2HNQE2CAFGJT6MCADU2KFVCAFU7G02CA7ZASL0CA0M3K2KCAK4FJ04CA7RWWKHCA78FWBVCASBG8E3CA7L491UCAUD1IDLCAEKSUMUCAAUS1LQCACGER03CAUU7YUTCA16Q8EM.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Termalden yalova arabayla 20 dk sürüyor. yalovada sahil şeridi insanların kıpır kıpır yürüdüğü, çaybahçelerinin akşamları garip görünümlü şarkıcıları çıkarttığı,denize giren çıkan güneşten yanan,kırmızı insanların endam etiiği her neşeli bir yer. denizi temiz ve sahili kum.( benim en büyük takıntım kumdur taşta denize giremem.) yarım saatlik mesafedeki Çınarcık güneşe ışıktan yol giden bir denize ev sahipliği yapıyor . Çınarcıktan Armutlu ya doğru giderken patikaların arasında bir mezarlığın önüne kurulmuş köy pazarı karşılıyor sizi. Sıra sıra dizilmiş sebze meyva tarhları.her şey organik. hemen yanlarında bir teyze semaverde demlediği çayı bardağı 1 tlden satıyor. araba lastiklerinin ortasına konmuş minderlerin üstünde oturup çayınızı içiyosunuz. karşıda gözlemeci teyzeler organik gözleme yapıyor. (gerçekten kartonlara organik gözleme yazmışlar)ortam o kadar renkli ki arkamızda uzanan eski mezarların ev sahipleri çok şanslı olmalılar. yeşil bilebildiğimiz tüm tonlarının da üstünde yapraklar, ağaçlarla çıkıyor karşımıza. güneşin yukarıda bi yerlere olduğunu hissettirdiği ince bir aydınlık yayılıyor yola. yaprakların arasından kendine yol bulan güneş ışınları başımızı okşayıp hoşgeldin diyor. toprak yolda yürürken yanyana iki mezar gördüm. üzerlerini itinayla örtmüş küçük yapraklı bir sarmaşık. ne tuhaf sanki iki kişilik karyola gibi dedim.mezar taşlarını karı kocadır muhtemel diyerek okudum.bi kaç adım attım ki mezarlığın duvarına yaslanmış ve sarmaşıkla çevrilmiş eski usul demirden bir karyola başlığı gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Termalin köylerine çıkıyoruz bazen. tesisten şehir merkezi oklarını takip ettiğinizde çıktığınız köy güzel gümüş işlerinin, yerel nakışlarla işlenmiş şile bezlerinin satıldığı dükkanların olduğu küçük bi yerleşim. oralarda da pansiyonlar, küçük oteller var. bir de termale girerken sol tarafta üvezpınara çıkan yokuşu takip ettiğinizde , karşınıza her evin bahçesinden bi arabanın ancak sığacağı genişlikte taş döşeli yola sarkan, rendarenk çiçekler karşılıypr. o kadar güzel ki. gece gündüz evlerin önlerinde oturan teyzeler, dolaşan gençler, oynaşan çocuklar, nargile içen tavla atan amcalar, kuyruk sallayan köpekler kimi görsem, ne güzel..ne kadar mutlular diyorum. (bu arada uvezpınar mahalleymiş. arada 20 dk araba yolu olan köyün mahallesi. tuhaf:) oradan yine okları takip ede ede ''en tepe'' ye ulaşıyorsunuz.dağın en tepesine aynı isimle bi lokanta yapmışlar. arap ortaklarının etkisi kendini yerlerde serili kilimlerden, yer sofralarından, sert tütünlü nargile servislerinden belli ediyor. çardakların altına kurulmuş masalar birbirinden uzak. kimse kimseyi görmüyor. öyle standart bir menü yok. ne varsa onu yapıolar. biz dün akşam kuzu tandır,pilav,yoğurt,salata ve patates kızartması yedik.( mükemmeldi :) ki ben eti pek sevmem et suyuna pilavdan da hazzetmem.) en tepeden aşağıya bakın. ayağınızın dibinden başlayan yemyeşil bir orman, aralara serpiştirilmiş 30-40 hanelik küçük köyler. yeşilin bütünlüğünü bozan küçük baraj gölleri, kıyıya yakın kurulmuş yalova ve ilçeleri. ardından başlayan marmara denizi ve karşıda istanbulun hayal meyal silüeti ki akşam olup ışıkları yanınca ayağınızın altına tüm istanbul seriliyor. iki ışık demeti arasında uzanan marmaraya bakıp ormanın kara yeşilinde kayboluyorsunuz. yakın köylerden gelen çocuk sesleri neşeli bir ritm katıyor ruhunuza. başınızı diğer yana çeviridğinizdeyse sizi sonsuz karanlık ve sanki bir boy mesafesi kadar yakınmış gibi görünen ışıl ışıl bir gökyüzü yükseliyor. sanki gökyüzü insan yapımı 70 watta nispet yaparcasına tüm cömertliğiyle sergiliyor en mahrem güzelliklerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üvezpınara varmadan thermalium diye yeni yapılmış bir otel gördük. modern ve lüks görünüşüyle, doğa içinde uzanan bu otel sadece manzarası ve açık yüzme havuzu(soğuk suyla dolu) için tercih edilebilir benm için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üvezpınardan yine okları takip ede ede (yer yön duygum zayıf olduğundan sağdan 3 km,sola sapak gibi tabirlerim yok farkedildiği üzere) su düşen şelalesine gittik. şelaleye indiğimizde geldiğimize deydi dedik. özel bir işletmeye ait olduğu için ortalıkta çöp, sarhoş vs yoktu. şelalenin suyuna soyulup sokulan minik çocuklar arasında ayağımızdaki converslerleri ıslatmadan şelaleye tırmanmaya çalışmaktan yorulup yarım ekmek arası sucuk attırdık mangala. komür ateşinin ağırlığında demlenen çaylarımızla beraber bi güzel doyurduk karnımızı. arap turistler yanlarında nargile taşıyorlar.alıştığımız modern çizgiler taşıyan ,fonda siyahi amerikan seslerinin popüler parçalarının çaldığı nargile kafe kültürümden sonra ormanın içinde tüten bir nargile görmek çok garipti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1216804780277615609?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1216804780277615609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1216804780277615609&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1216804780277615609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1216804780277615609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/yalovada-yesil-mavi-bir-tatil-2.html' title='yalovada yeşil mavi bir tatil 2'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Smb9VGCg-aI/AAAAAAAAAH0/mU4KLMo77Pc/s72-c/3OCAJ02W1JCAMUOAQHCA2HNQE2CAFGJT6MCADU2KFVCAFU7G02CA7ZASL0CA0M3K2KCAK4FJ04CA7RWWKHCA78FWBVCASBG8E3CA7L491UCAUD1IDLCAEKSUMUCAAUS1LQCACGER03CAUU7YUTCA16Q8EM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6238821351942103811</id><published>2009-07-21T14:51:00.005+03:00</published><updated>2009-07-21T16:22:12.387+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yürüyen köşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çınar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='termal'/><title type='text'>yalovada yeşil mavi bir tatil 1</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmW8_fCYRhI/AAAAAAAAAHs/_TXAqyK4IVE/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360898730303702546" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 124px; CURSOR: hand; HEIGHT: 99px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmW8_fCYRhI/AAAAAAAAAHs/_TXAqyK4IVE/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;br /&gt;yalova yolculuğu annemle kavga ederek başladı:) ve bir hafta sürecek allahım nasıl geçecek diye düşünerek çıktım yola. bugün saydım 5 gün olmuş. cumartesi ayrılıyoruz. büyüdüğmden nmidir bilmiyorum (belki de yaşlılık )bu sene buralar pek bi güzel geldi bana. ben de yazmalıyım dedim,unutamak adına.&lt;br /&gt;anakaradan otobanla 4,5 saatte yalovaya geldik.   termel ilçesinde kurulu bir tesiste kalıyoruz. tesisin içinde özel bir işletmeye ait otel, sağlık bakanlığının ve tbmm'nin misafirhaneleri var. ormanın içine kurulmuş, merkezde bir çınar var. çınar bir asırlık.gövdesi bizim aileyi yanyana koysak aynı ene ulaşamayak kadar büyük. kollarının altına 20 masalık bir çay bahçesi kurulmuş. kafanızı hiç boşuna kaldırmayın asla gökyüzü görünmüyor yapraklarından.artık siz tahayyül edin.işte özel tesis ki adı çınar bu ağacın etrafına kurulmuş. çınar kafe, çınar restorant,çınar market vs vs. çınarın önünden tekerlekli 7-8 vagonluk bir tren  yarım saatte bir boşalıp geri doluyor. Buradan yukarıda onların &lt;em&gt;şehir merkezi&lt;/em&gt; dedikleri bir köye çıkıp geri iniyor. Her yerden su akıyor. su yataklarının etrafında ortancaların ve ağaçların çevrelediği yürüyüş yolları var.aralarda ayak suyu, göz suyu, mide suyu gibi bilimum organ için konulmuş küçük çeşmeler ,sarnıçlar. sıcakmış, bozuk yumurta gibi kokuyomuş insanlara vız geliyor. her yerde kümeleşmiş şifa bulmaya çalışıyorlar. bir de türkmenistanlı doktor var burda, akapunkturcu onu sonra anlatırım. 3. gelişim olmasına rağmen hiç gitmediğim için içini bilmediğim hamamlar var.(hamamdan pek hazzetmem) 16. asırda yapılmış olup osmanlı devrinde restore edilmiş. kurşunlu hamam, valide sultan banyoları tarihten bugüne sıralanadursun aralarına yeni eklenmiş bir de yüzme havuzu var. (ama sıcak su dolu) ortanca restorantta otururken bi yandan güneşlenen bi yandan havlularıyla kıpkırmızı hamamdan çıkan insanların oluşturduğu kaotik manzarayı izleyebilirsiniz. tabi gözünüz genelde burayı istila etmiş arap turistlere takılmazsa. o kadar çok çarşaflı kadın, entarili amca var ki bakmamak elde değil. o kadar çoklar ki ben kendimi yabancı hissediyorum. güneyin ingilizce işgali gibi buradada tabelaların yarısı arapça. biraz yukarıda tbmm misafirhanesinin olduğu yerde atatürkün yazlık çalışma köşkü var. müze haline getirilmiş ve ziyarete açık. terliklerini bile saklamışlar çok hoş.( insanların fısıltıyla konuşması ben de türbedeymişim de fatiha okumalıymışım hissiyatı verdi gezerken. bi de gezdiren adamın odaları tanıtırken sadece 6 kişilik gezi grubumuza '' atatürkün manevi kızının yatak odası, çalışma salonu, ziyaretçi salonu'' derken andımızı okuyan ilkokul çocukları gibi hazırola geçip bağırması. güldüğümü görmesin diye  hep grubun arkasında kaldım) .köşkün diğer adı yürüyen köşk. dalları köşke uzanınıca bir ağacı kesmek istemişler.bırakın kökünü sadece dallarının bile kesilmesine razı olmamış Mustafa Kemal. Mühendisler de kızaklar üstüne kşkü 4m 80cm kaydırmışlar.Termalin o kesimleri biraz daha nezih ve araplardan ziyade türkler var.  Köşkün karşısında sinema kafe diye bir mekan var. Kafe köşkle birlikte restoran olarak bina edilmiş. ardından bi süre sinema olarak faliyet görüp kapanmış. Şimdi ise akşam 6dan sonra ücretsiz sinema filmlerinin gösterildiği (gerçi dün bizimkiler gitmiş. 2 kişiye gösterim yapmıyoruz demişler.) bir kafe olarak faaliyet gösteriyor. Kafenin beyaz tahtalı kapısından içeri ilk girdiğimde kendimi , üstümde tayyörüm başımda şapkamla kahvesini yudumlayan Mustafa Kemalin yanına gidiyormuş gibi hissettim.(Kafeye girer girmez karşınıza  Atatürkün siyah beyaz bir zeminde elinde kahve fincaı,bi kaşı havada sert bakışlarını üzerinize dikmiş size bakıyor hisiyatı veren bir tablo asılı). Çok güzel, yüksek,sade,ferah ve şık. kafenin arkası bizans zamanından kalma surların arım ay şeklinde çevrelediği bir alana bakıyor. Camla döşenen bu bölmeden eski tarihi eserleri, sütunları seyrediyorsunuz.( ama gelişigüzel atılmış o eserleri görünce çok canım sıkıldı. insan bi düzenler, bi ışıklandırma yapar. hiçbişeyimizin kıymetini bilmiyoruz malesef) Kafenin bahçesinde eski ama bakımlı bir havuz var. havuzun kenarına dizilmiş demir masa sandelyelerde her gün türk kahvelerimizi içip sohhet ediyoruz. benim için oturup havuzu seyretmek başlı başına bir eylence. havuzun içinde dört tane fıskıye var. bu fıskiyelerden su ince kollar oluşturarak havaya doğru yükseliyor, bi müddet sonra havada kibarca kıvrılarak suyun üzerine kendini bırakıyor. Kafenin ilerisinde yaverlerin kaldığı bir köşk daha var. babam ziyarete açık mı acaba diye gittiğinde üzerinde''' resmi maisafrihane giriş yasaktır'' yazısını okuyor. tam döncekekken kapı açılıyor ve içinden bir arap çocuğu çıkıyor. Babam çocuğa bakakalınca başka bir adam kapıya gelip yarı ingilizce yarı arapcca kendilerinin burada kaldığını anlatmaya çalışıyor. Babam söylene söylene geldi yanımıza. Resmi cumhuriyet döneminden kalma bir köşkü bi arap ailesine kiralamak. Belki arap konsolosluğundandır diyerek babamı sakinleştirmeye çalıştım. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6238821351942103811?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6238821351942103811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6238821351942103811&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6238821351942103811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6238821351942103811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/yalovada-tatil-1.html' title='yalovada yeşil mavi bir tatil 1'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmW8_fCYRhI/AAAAAAAAAHs/_TXAqyK4IVE/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-7286658830630717259</id><published>2009-07-19T15:29:00.003+03:00</published><updated>2009-07-19T16:30:27.171+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kumsal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güneş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz kestanesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sahil'/><title type='text'>deniz kestanesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmMfe-CpVHI/AAAAAAAAAHk/7A3fyHhvRw4/s1600-h/53CAFPJ580CAKLYQHMCAGN5FE0CAC2ERKLCAFJ3N04CAH9D05YCA25S7TTCAXN233JCASDRRK1CAAN8JAJCAC4DV1PCAX4EX2JCAKZZ0HWCAOVIX9NCA41MSYHCAORWZ1PCAQBEAHTCAXWS73YCAQX5S82.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360162598411654258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 239px; CURSOR: hand; HEIGHT: 120px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmMfe-CpVHI/AAAAAAAAAHk/7A3fyHhvRw4/s400/53CAFPJ580CAKLYQHMCAGN5FE0CAC2ERKLCAFJ3N04CAH9D05YCA25S7TTCAXN233JCASDRRK1CAAN8JAJCAC4DV1PCAX4EX2JCAKZZ0HWCAOVIX9NCA41MSYHCAORWZ1PCAQBEAHTCAXWS73YCAQX5S82.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#33ccff;"&gt;Bir&lt;span style="color:#3366ff;"&gt; göz yanılması&lt;/span&gt; oldu az evvel.netten indirdiğim uyduruk Bi araba yarışının tam ortasında alakasız bir yazıyı deniz &lt;span style="color:#6633ff;"&gt;kestanesi diye okudum&lt;/span&gt;. Ne güzel bi tamlama dedim. Hayaimde güzel bir deniz , &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;kimse yok. ufka kadar&lt;/span&gt; uzanıyor masmavi. Güneş öğleden sonra fularını sarınmış . biraz alçalmış. turuncuya çalıyor. Kumlar bronz &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;bir heykeli tuzla buz etmiş de dökmüşsün&lt;/span&gt; gibi. parıldıyor. ot,çöp,taş hiç bi şey yok görüntüyü bozacak. o kadar temiz görünüyor ki evdeki halı &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;kadar özgür basıcaksın üstüne. ayağıma&lt;/span&gt; bi şey &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;batar mı diye düşünmiceksin. istediğin kadar&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt; denizi izleyip yürüyeceksin. sonra &lt;/span&gt;denize doğru. güneş rehavetle ışıdığı için kumları artık sıcak değil. ılık ince inci zerrecikerinin arasında &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;batıp çıkacak ayak&lt;/span&gt; parmakların. kimsenin sana dikilmiş ya da s&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;enin öyle sanarak tedirgin&lt;/span&gt; olduğun ya göbeğin ya da açıkta kalan göğüslerinde kalmıcak aklın. &lt;span style="color:#66cccc;"&gt;vücudundan bağımsız&lt;/span&gt; olacaksın. zihnin de &lt;span style="color:#000099;"&gt;çıplak bedenin kadar hür&lt;/span&gt;. güzel miyim, &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;göbeğim çıkıyor, çatlaklarım&lt;/span&gt; var, selülitlerim yok gibi zırvalardan, öküz gibi bakıyo ya diye kaçtığın öküzlerden arınmış bir &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;deniz keyfi bu.&lt;/span&gt; bu sefer kumsalın zerafeti sana ait. güneşin altında yıkadığın vücudun güzel,bikinin modaya uygun,plaj çantan bikinine uygun olmasa da olur.sen &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;bu güzelliğin altında kendini bir tanrıça&lt;/span&gt; gibi hissedeceksin.ağır adımlarla ,tebaasının önünde tahtına yürüyen bir prenses gibi denize yürüyeceksin. ayak izlerin, yavaş yavaş kaybolduğu yarı ıslak bir yol bırakacak ardında. &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;deniz o kadar ağır ve narin alçalacak&lt;/span&gt; ki. dizlerine ulaştığında su, geride bir valslik adım bırakacaksın. suyun tatlı serinliğiyle ürperen tüylerin &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;vücudunda ekilmiş tarlalar gibi kabaracak&lt;/span&gt;. yürümeye devam edeceksin. denizin dibinde küçük dalgaların şekil verdiği kumlar kısa aralıklkarla yükselip alçalmış kasisler gibi. bastıkça ayağının altında eriyecek.dışarıdan masmavi &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;görünen su içindeyken bir bardak su gibi berrak.&lt;/span&gt; o şeffaflığın içinde sen de görünmez olduğunu düşleyeceksin. saçların ıslandıkça uysallaşıcak.o da senin gibi bırakacak &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;kendini suya. başına iyice yapışan tutamlar suya battıkça bir bir dağılılacak&lt;/span&gt;. her bir tek kendi halinde salınmaya başlayacak sırtında geriye. kulaçlarını güneşe doğru atıcaksın. &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;geriye dönemezsem diye korkmadan. kolların&lt;/span&gt; denizden ayrı değil artık. batıp çıkan başın dalgaların köpükleri arasında o &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;kadar kendinden emin ve rahat. yoruluyosun&lt;/span&gt;. sırt üstü bırakıyosun kendini deniz yatağına. tuzlu su seni kaldırıyor. denizin üstünde kolların başının altında mavi gök &lt;span style="color:#ccccff;"&gt;yüzünü izliyosun. allaha teşekkür&lt;/span&gt; ediyorsun. bu güzelliğin bi parçası olduğun için.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-7286658830630717259?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/7286658830630717259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=7286658830630717259&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7286658830630717259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/7286658830630717259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/deniz-kestanesi.html' title='deniz kestanesi'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/SmMfe-CpVHI/AAAAAAAAAHk/7A3fyHhvRw4/s72-c/53CAFPJ580CAKLYQHMCAGN5FE0CAC2ERKLCAFJ3N04CAH9D05YCA25S7TTCAXN233JCASDRRK1CAAN8JAJCAC4DV1PCAX4EX2JCAKZZ0HWCAOVIX9NCA41MSYHCAORWZ1PCAQBEAHTCAXWS73YCAQX5S82.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-5586961974707044779</id><published>2009-07-16T22:40:00.003+03:00</published><updated>2009-07-16T23:13:43.365+03:00</updated><title type='text'>çok ıssız</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Sl-JscnqU1I/AAAAAAAAAHc/3j13-oR2E-4/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5359153478283973458" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Sl-JscnqU1I/AAAAAAAAAHc/3j13-oR2E-4/s400/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;aynadaki aksime bakıyorum.hayatımın 6 senesine imzasınıatan sokakların ıslaklığında yansıyan aksime balıyorum. annemin yüzüne bbakıyorumm . telefon rehberinde kardeşimin ismine bakıyorum. aynadaki aksime bakıyorum. ISSIZ... metreleri onların belirlediği mesafe taşlarının arasından hayatıma girmiş insanlara bakıyorum. ISSIZ...&lt;br /&gt;Günlerdir Ankaradaki karanlık evime dokunup geçen güneşi yakalamaya çalışıyorum salonun sokağa bakan penceresinden.Saat 11 gibi oturuyorum turuncu halıya. ISSIZ... Akşamdan geceye değin sokağımdan sallanarak yürüyen ,mutlu yürüyen, muhabbet ederek yürüyen insanlara ev sahiplişği yapan penceremin önünde. insanların mutlulukarından bir katre de bana düşsün diye bekliyorum.. ISSIZ...&lt;br /&gt;Bi duyuyorum ki biri nişanlanmış, diğerini istemişler de yüzük takmış,öteki hamileymiş, berikinin aşk hayatındabir milad kapanmış,kimisi türkiyede bile değilmiş.Hepsi de bi zamanlar dostummuş.ISSIZ...&lt;br /&gt;Geldiğimden beri evi temizliyorum. 3 güngür. her gün . 10 makinayı buldu yıkadığım çamaşırlar. Annem geldi salonun yeni şeklini nasış buldun dedim. Yusuf beğenmedi dedi. yusuf, kardeşim. bu kadar mı yani? telefonda aa geldiniz mi neden haber vermedin dediğimde evde olmayan birine haber vermem dedi. oysa yola çıktıklarını da haber vermemişti. ki benm o KIZMASIN diye kıçım çıkana kadar temizlik yaptım. Kızmasın diye. çünkü herşeye kızdı. ve ben eve geldim .gözlerini bile açmadı benle konusurken. o da konuşmadan ne kadar sayılırsa. bu kadar möı? bu kadar! ISSIZ...&lt;br /&gt;Adana -ankara arası 475 km. ISSIZ...&lt;br /&gt;Mutsuzum.&lt;br /&gt;Arkadaşlarımdan koptum. daha doğrusu bilrerek ve acıyarak tek tek kopardım hepsine olan gönül bağımı. ben aramasam kimse aramadı. ben çağırmasam kimse çağırmadı. belki ben kendimi çokn ve lüzumsuz önemli nhissetitğimdendir. belki de gerçekten dost sandıklaım kısa bir filmdir. bilemem. bildiğim. ISSIZ...&lt;br /&gt;Ailem için her zaman öyleydiim ve hala şamar oğlanı. Ben herkesin sinirini üstüme hiç çekingesiz üstüme kustuğu evin kızı. ben, yaptıklarımın hiç kimsenin gözüne görünmediği halde yapılmayan herşeyin sorumlusu tutulan evin kızı. Daha ağzı süt kokan hayatta hiç bir sorumluluğu üstrüne almamış kardeşimin bile saynmadığı, saydırılmadığı evin ablası. İlk maaşında doğım günündse zartında zurtunda hediyeler aldığı hiç kıyamadığı parası bitmesin diye para verdiği ben, kargo parası verecek die bir anahtarı göndermeyen, telefonu yüzüme kapatan evin ablası.&lt;br /&gt;Ben hep insanları alttan alırım. Kimseyle kavga etmem kolay klay. veya fikrimde ısrar etmem. topluıuğa uyarım. kırılırsam belli etmem. ailemin her türlü ihtiyacına onlar bilmese de koşarım. onlar multlu değilse yaşadığım andan tat almam. içim rahat etmz. aklım hep kalır. hep ararım geç kalanları. gidewr alırım hiç olmadı. yolum uzundur kırk kere ararım gecikicem kusura bakama die.hep unuturum hep affederim bana yapılanları. netice, ISSIZ...&lt;br /&gt;şimdi elveda diyorum. daha önce de başımdan geçti. artık biliyorum. bu yollar çok çetrefiilli. ama elveda diyorum. kim duyar kim umursar bilmiyorum. ve hiç önemli değil. yalnız olduğunu bilirsen güçlüsündür. bilmeden yaşadığınsa ISSIZ................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-5586961974707044779?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/5586961974707044779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=5586961974707044779&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5586961974707044779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/5586961974707044779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/cok-ssz.html' title='çok ıssız'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_V25b996lRvs/Sl-JscnqU1I/AAAAAAAAAHc/3j13-oR2E-4/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1884828845425272069</id><published>2009-07-03T00:48:00.004+03:00</published><updated>2009-07-03T01:06:23.761+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rumeli havası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sezen aksu'/><title type='text'>rumeli havası</title><content type='html'>adanadan, temmuz akşamından bir geceydi. göle yukarıdan bakan bi yerde oturduk. suya vuran yansımalarıyla beraber izledik şehrin ışıklarını. nemli turuncu gece üstümüzde alabildiğince durağan. aklıma düştü bu şarkı. 2 sene önce bi yaz gecesinden esti geldi rumeli havası. sezenin puslu sesiyle içime doldu. ruhumun açık pencerelerinden taa içime, kalbimin en saklı yerine. bırakıp da gitmek istedim her şeyi. özgürlüğün sarhoşluğuyla, yalnızlığın melankolisiyle beraber çekip gidebilmek. hayatımı yalnızca istediğim gibi ve istediğim sürece yaşayabilmeyi. başka hikayelerin kahramanı olmayı. istedim sadece. hiç yapamayacağım oysa. belki bu son şansım ama yapamayacağım yine de. ve belki bi yerlerde hep bi pişmanlık kuytusuyla yaşayacağım. söylemek istediğim ama sustuğum sözler, bakmak istediğim ama görmediğim gözler, gitmek istediğim ama gitmediğim yerler, öpmek istediğim ama kaçtığım tenler,yazmak istediğim ama sildiğim cümleler, giymek istediğim ama vazgeçtiğim elbiseler,çalmak istediğim ama unuttuğum şarkılar.............................................................özür diliyorum, başkaları için kendimden vazgeçiyorum......................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1884828845425272069?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1884828845425272069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1884828845425272069&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1884828845425272069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1884828845425272069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/07/rumeli-havas.html' title='rumeli havası'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1299076721595730692</id><published>2009-06-25T00:13:00.002+03:00</published><updated>2009-06-25T00:20:39.572+03:00</updated><title type='text'>SEVİNCE</title><content type='html'>birisi sizi sevince ne güzel oluyor. hayat ne güzel oluyor. sizi düşündüğünü bildiğinizde veya sevdiğini duyduğunuzda. öyle çok güzel oluyor ki.hadi 10. kattan atlayalım, ölmicez uçucaz dicekler ve ben inanıcam. sonra uçucam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim için yazdın. hep orda duracak. ben istedikçe açıp okuyacam. üstelik resmimiz de var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1299076721595730692?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1299076721595730692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1299076721595730692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1299076721595730692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1299076721595730692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/sevince.html' title='SEVİNCE'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-1515100958854831325</id><published>2009-06-23T00:46:00.006+03:00</published><updated>2009-06-24T00:30:32.038+03:00</updated><title type='text'>doğumgünü çağrısımları</title><content type='html'>&lt;strong&gt;çocukluğumda &lt;/strong&gt;güzel güzel giydirilip ailece, anne yapımı bi pastanın tek haneli mumunu üflerken çekilen resimler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;ilkokul yıllarımda&lt;/strong&gt; annelerinin elinden tutup gelen arkadaşlarım, salonda kurulan kocaman sofra ve kasetçalarda çalan burak kut,yonca evcimik ve mezdeke &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ortaokul yılları&lt;/strong&gt;, kızlı erkekli ev partileri, cd playerlara aman çizilmesin diye itinayla yerleştirdiğimiz yabancı müzik cdleri, tedirgin adımlarla yaptığım ilk dansım,hala anne yapımı pastalar ve artık iki haneli mumlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;lise&lt;/strong&gt;, kadrosu değişmeyen arkadaş grubum, babadan müsadeli akşam çıkamaları, 'mekan'ın sunduğu pastaların üzerinde yaşımla orantısız mumlar ve neşemiz gibi patırtılı  maytaplar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;üniversitede &lt;/strong&gt;sevgilimle çıktığım romantik akşam yemeği, evde hazırlanan ilk sürpriz parti, adanaya eve döndüğümde zayıflamıssın sen diyerek yedirilen pastane pastaları ve artık yalnız mumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ailemin, dostlarımın,arkadaşlarımın,sevgilimin izlerini taşıyan günler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sene,26 yaşımı doldurduğum bu sene hüzün dolu, kırgınlık dolu, unutulmuşluk dolu..hayatın telaşına yenik düşen arkadaşlıklarla dolu.. teknolojinin hayatımıza getirdiği kolaylıkların dostluklarımdan götürdükleriyle dolu..işte tüm bunlardan dolayı kalbim kırıklarla dolu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne oldu şimdi? ben büyüdüm mü? büyürken herkes, bu kadar &lt;strong&gt;yoğun ve telaş içindeyken&lt;/strong&gt;,herkes bu aralar &lt;strong&gt;gerçekten çok yorgun&lt;/strong&gt; ve aslında herkesin &lt;strong&gt;aklından daha geçen gün geçerken&lt;/strong&gt;......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kiminizle yıllarımı geçirdim, kiminizle yalnızca bi kaç aydır görüşmedim,kiminiz hayatımı geçirmeyi düşlediğim, kiminizle aynı evin içindeyim. ve ben bugün sessiz,üzgün, yalnızdım. dün benim doğum günümdü. ve iyiki &lt;strong&gt;dün&lt;/strong&gt;dü..........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-1515100958854831325?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/1515100958854831325/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=1515100958854831325&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1515100958854831325'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/1515100958854831325'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/dogumgunu-cagrsmlar.html' title='doğumgünü çağrısımları'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-4641571922842503022</id><published>2009-06-14T01:20:00.003+03:00</published><updated>2009-06-14T01:25:07.854+03:00</updated><title type='text'>kimse bilmez yüreğimin sancısını,bilmesinler</title><content type='html'>sarılmıştı annem babama bir kanepede.&lt;br /&gt;salonda televizyon izlerken cumartesi gecesiydi.&lt;br /&gt;iyi geceler diyip öptüm yanaklarından.&lt;br /&gt; nasıl da mutlu ve benimsemişler birbirlerini.&lt;br /&gt;gülümsedim, bi kez daha bakıp onları hafızama resmettim..&lt;br /&gt;çıkarken salondan yüreğim burkuldu.&lt;br /&gt;yere düşen hayallerimin üstüne bastım adım adım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-4641571922842503022?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/4641571922842503022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=4641571922842503022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4641571922842503022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/4641571922842503022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/kimse-bilmez-yuregimin.html' title='kimse bilmez yüreğimin sancısını,bilmesinler'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-77434639131047743</id><published>2009-06-12T14:20:00.003+03:00</published><updated>2009-06-12T14:51:57.534+03:00</updated><title type='text'>tülbent oyası</title><content type='html'>cumaları annemin kuran günü.bildiğiniz  altın dolar apartman günü gibi. kuran okumayı örenmeye çalışan 45 yaş üstü kadınların toplaşırlar. bi tesettürlü ekip var bi de bizim siteden katılan diğer ekip. herkes başına bi yazma,tülbent ne derseniz geçirmiş, hocanın anlattıklarını dinliyor. kiminin gözü dolmuş kimi anlatılanların dehşetinden ürkmüş... hocaları bambaşka bi alem. çok kati kuralları olan hafız genç bi kız.ilk tanıdığımda çarşaf giyer, alt dudağına kadar örttüğü örtüsünü evde bile açmazdı. bizim sosyete dindarlara alışması biraz zaman aldı tabii. şimdi o da kot renkli, boncuklu çiçekli pardesuler giymeye başladı:)  bugün de malum cuma. annem kuzeninin getirdiği bir dürü tülbentin içinde kaybolmuş. diğer kadınlar da o daha güzel bunun deseni şöyle böyle die hummalı annemin üstüne eğilmiş. görseniz sanki kuvözde yenidoğan viziti yapılıyor. ben su almaya gittim mutfağa. annemin çikolatalı kekinden de bir dilimi peçeteye sarmalayıp arkamı döndüm ki, annem çağırdı. gel de bi bak hangisi daha güzel. parmak arası şıpğıdık terliklerimi sürüye sürüye üzerimde şort-askılı tshirtten ibaret pijamamla başlarının üstünden, e güzel işte hepsi dedim.  o anda kapalı tvden yansımamı gördüm. bisürü tülbent, başlarda, ellerde, katlanan açılan okşanan beğenilen kenara ayırılan. ben ortalarında elimde devasa su bardağım, pijamalarımla kendime durum komedisi payı çıkarıp sırıtıyodum. annemin kızım hangisi söylesene çeyizine yapılacak bunlar diyene kadar tabi. sırıtmam trismusa* (bakınız tetanoz semptomları) dönmüüş, bakışlarım eblekleşmiiiş, elimde bi tülbent ne ara tutuşturulmuuş oya örneklerine bakarken yakaladım kendimi. esiden olsa &lt;strong&gt;&lt;em&gt;aaa ne çeyizi!!!&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diye çemkirir sinirden ve utancımdan kıpkırmızı(utanç kısmını seneler sonra ilk kez itiraf ediyorum) odama girer uzunca bi süre de çıkmazdım. bu sefer yapmadım. hatta beğenmeye bile çalıştım, ama beceremedim. kimine iki çiçeği yapıştırmış araya bi yaprak koymuşlar, kimine üç çiçeği yapıştırmış araya bi yaprak koymuşlar. ya da sadece yaprak koymuşlar.ee yani?? ne fark edecek ki? ayrıca ben napıcam bunları? benm bildiğim tülbent namaz kılarken fln örtülür. çiçekti daldı kuştu insanın kafasında rahasızlık vericek alnında dizi dizi boncuk, her hareketinde sallanacak... dedim tabii bunları. olmazmış ama. çeyize illa konurmuş bi kaç tane oyalı tülbent. ben bilmezmişim hem bi gün lazım olurmuş ay bi de bunlara bisürü para vermiyolarmı.. neyse aslında diyeceğim sudur ki; ben galiba gerçekten evlenicem . annem benden korkmadan çeyiz işine girdiğine ben de bu durumu kabul ettiğime göre, hatta bugün internetten köşe koltukları baktığıma göre... vayy bee..............&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-77434639131047743?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/77434639131047743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=77434639131047743&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/77434639131047743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/77434639131047743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/tulbent-oyas.html' title='tülbent oyası'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6991591993854185379</id><published>2009-06-11T23:35:00.003+03:00</published><updated>2009-06-12T00:46:48.459+03:00</updated><title type='text'>erkek tipi acılanma özlemi</title><content type='html'>ulan erkek olmak vardı. ya da ankarada olmak şimdi. ya da annene babana ben çıkıyorum diyebilmek ''evet saatten haberim var'' demene gerek kalmadan.. atlamak arabaya. tükenmişliğime yoldaş benzin ibresine bakıp sövmek vardı. kontağı çevirip basmak gaza. sonra gölün, denizin herhangi bir suyun kenarında almak soluğu. yakmak bi sigara, cayır cayır içmek. korkmadan dolaşabilmek vardı bi başına. günah olmadan içmek belki. sarhoş olmaya niyet etmek. ağlamak sonra için boşalana kadar.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;gözyaşlarımdan biriken sulara düşen kirpiğimin üzerine binmek. akıntıya bırakıp sualleri atmak boşluğa.hafiflemeek............&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;  kızım işte. erkek gibi efkar basmak istiyorum. olmuyor!!ağız dolusu küfretmek istiyorum. yapamıyorum. içime atıyorum. susuyorum. kibar bi gülümseme , bişeyim yok diyorum. herkesi geçiştiriyorum. ve içimden gelen herşeyi. oysa içimden neler geçiyor. siz beni ööle hanım hanımcık oturur görürken. off ulan off!!! desem mesela vizitte. ya da  akşam tv izlerken babama ateşin var mı desem ağzımda sigara. laf atsam mesela bi gün yoldan geçen birilerine. ben de sinirlenince cama vursam elimi de kırılsa sonra acile gidip dikiş atsalar fln.  ben neden böğüremiyorum ağlarken. ya da keyfimce kahkaha  atamıyorum. hep bi kontrol hep bi çeki düzen verme. birileriyle kavgaya tutussam , ne bakıon lan deyip çullansam adamın üstüne. burnum kanarken nasıl da devirdim die sallasam , ben bi başıma 3ü birden... die başlasam cümleye. sabahları işe geç kalıcam die endişelenmeden saatlerimi kapatp geri yatsam. bi gün önceden acaba yarın ne giysem, ahh 1,75 kilogram almışım..tanrımm göbek çevremde sağdan 37 derece açıyla bakınca yağlarım belli oluyo die dertlenmeyip 106 kilo gelene kadar yesem.&lt;br /&gt;  ya bağırmak istiyorum. hatta haykırmak. üzerimde sanki görünmez bi kıyafet var da onu yırtıp atmak istiyorum. camları açıp derin derin nefes almak istiyorum. açıyorum, alıyorum ama olmuyor......&lt;br /&gt;kızsın ya, üzgünsen depresyona girersin.tabii süresi medeni halinle ters orantılı olarak. perdeleri açmadan yataktan çıkmaman gerekir. her yer sümüklü buruşuk mendille kaplanana kadar. yakınında laptop olabilir, sezen çalıcaksın ya da 80ler pop. bi kupa olur muhakkak içinde de az kullanılmış soğuk çay. ha yarısı yenmiş çikolata paketiyle tamamlamak lazım dekoru. onun da yarısı, yani depresyonda bile olsan hepsini yemezsin kızsın ya hemen bazal metabolizmanı bi paket bitterle oranlarsın. hem zaten bi paket sana çok gelmeli. sen hep yemeğinin yarısını ''ancak'' yiyebilmelisin. miden küçüktür senin. depresyondaki çikolata hakkın da belirlenmiştir dolayısıyla. kimse demez ama sen bilirsin. bildiğini bilmediğin diğerleri gibi bunu da bilir ve farketmeden öyle yaşarsın. hiç geğirmeden yaşadım ben. niye ki. kola ben de neden gaz yapmıyor?  çıkmaya başlayan göğüslerimden utanarak geçirdim çocukluğumun 2 senesini. niye ben ve diğer yaşıtım kızlar birer birer çekildi sanıodunuz sokak aralarından. evcilik oynamak çok mu güzeldi. nie biz utandık sebebi olmadığımız bi şeyden ve halen utanmaktadır pek çok kız, kadın çantalarından pet çıkarırken. neden illa merketten alırız ? erkekse bakkala soramayız çünkü hmm ben kanatlı istiyorum . neden erkekler gerdeğe giderken yumruklanır da kızlar utancından kıpkırmızıdır. neden hep gelin de güzelmiş, zayıfmış, a aa şuna bak şişkoymuş, kısa mı neymiş, nasıl da makyaj yapmış, amma da oyamış, bıraksalar damadın içine düşecekmiş........neden kimse damadı çekiştirmez gelin kadr. neden her gelin rejime girer düğüne kadar. neden sonra kadın güzelse işi neden aldığı bellidir ve çirkinse zavallı bi tek işinde iyidir. ve kime göre güzeldir çirkindir.&lt;br /&gt;ne çok şey varmış içimde ben bile şaştım. ve yoruldum.  daha yazamıcam. laptop bacaklarımı yenicek kıvama getirdi. zaten sıcak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hadi yatalım. ne de olsa ben kızım. uyumak lazım......................&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6991591993854185379?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6991591993854185379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6991591993854185379&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6991591993854185379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6991591993854185379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/erkek-tipi-aclanma-ozlemi.html' title='erkek tipi acılanma özlemi'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-6262374058480070360</id><published>2009-06-11T10:28:00.002+03:00</published><updated>2009-06-11T11:35:01.957+03:00</updated><title type='text'>hangi bölüme girdim</title><content type='html'>anksiyete gelişen bir soru&lt;br /&gt;neden?&lt;br /&gt;çünkü cevaplarıma sürekli eklenerek çoğalan sorularla karşılık veriiliyor&lt;br /&gt;bu mudur??&lt;br /&gt;tabii ki  değil.  hayret, anlamış gibi görünme, beğenmeme, bir hmm eşliğinde kafa sallamalar, lüzumsuz sevinme mimikleri, mırılmırıl başlanan baht açıklığı duaları,tek kaş havada şüpheci bakışlar...................la bezeli onlarca yüz ifadesi...&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; soru sağlık camiasında geliyorsa, &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;tus noldu, hangi bölüm?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;1. yorulanlar : &lt;em&gt;süper&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                         yani aslında ben ders çalışmaya devam edicem tabii&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                         ya deli misin bak bizim canımız çıkıyor da noluyor hem aynı parayı al hem hastalarla kavga gürültü bi de malpractis valla meslek iyice yapılmaz oldu............hemen siyaysi bir geçiş  ve sayın Akdağı sevgiyle anış...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;2. zamanında yorulduğunu unutmuş yaşlı uzmanlar:&lt;em&gt; a aa gidecek misin?&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                                                                                            evet&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                                                                                            ha gidip orda ders çalışacaksın&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                                                                                            bilmem seversem kalırım&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;                                                                                            tek kaş havaya tam anda tek kaş havalanıyor ve hmm ..aslında bayan için..yani.. olabilir tabi neden olmasın..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;AY SANKİ SANA SORDUM ? Bİ DE OLUR VERİYOR&lt;/span&gt;.yani  ben de hala ders çalışıyor olsam da ,kalıcı olmayı çok düşünmüyor olsam da, böyle de denmezki. belki benim hayalimdi. belki 65 puan alsam da yazıcaktım( tabii ki yazmıcaktım :) nerden  biliyosun. &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;3. pratisyen,asistan,uzman farketmiyor çocuğu olan bayan doktaorlar: &lt;em&gt;en iyisi. evlenip çoluk çocuğa karısınca rahat edersin. nöbetin yok, acilin yok, icabın yok. yarım gün git imzanı at gel...&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;içses:oldu!! sırf evleniim çocuk yapiim die tusa giriorum sanki. allahım ya kadının hayattaki hedefine bakar mısın? akşam dönüp yemek yapıcak vaktim olacakmış. pehh. madem dr olmasaydın kardeşim. ayrıca ne bu çocuk çocuk herkes bi tutturmuş. anlamıyorum ki!!!&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; ***************************************&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;soru annenin arkadaşlarından,akrabalardan vs geliyorsa&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;strong&gt;naptın sınavı, kazandın mı?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;evet mikrobiyolojiye girdim&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;1.&lt;em&gt; amannn ne kadar güzel, hayırlı olsun hangi hastane? oh oh ankaraya dönüyosun. amaaan hem de h..... hastanesi, maşallah maşallah&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;iç ses:bu kadar sevinecek ne varsa? sanki göze girdim!! bi de gelince artık bize bakarsın diolar hala ya! ne demek teyzecim,kan kültürünü okuruuuum, idrar mikroskobini yaparıııım ya da yarandan sürüntü bile alırım.(bölümü sindirememişliğin ruhuma iliştirdiği isyanın tezahürleri:)&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;2.&lt;em&gt;duydun mu asuman mi... mi.. biyolojiye girmiş komsunun kızı&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;iç ses:çok saol teyzecim yani zaten hasta görmicem die üzülüyorum sen de kalkmış biyoloji de. o kada oku dr ol allammm!!!&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;3. mikrobiyoloji... neye bakıyosunuz siz??&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;içses:genel cerrahi, kadın doğum ya da dahiliye cevabı bekleyen teyzem. ben sana şimdi nasıl anlatayım.   &lt;strong&gt;şimdi siz kan aldırıyosunuz ya, işte onların sonuçlarını değerlendiriyoruz..hastalıkların etken mikroorganizmalarını araştırıyoruz anlatabildim mi? yok mu?..yani mikrooop, viruuus...gibi denemeler sonunda ,hani bu domuz gribi çıktı ya işte yeni hastalıklara ilaç falan geliştiriyoruz.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;haa yani.. haa anladım. bu kene falan. haa, iiymiş aferim aferim.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;ben şimdi teyzeme klinik mikrobiyolojiyle enfeksiyon hastalıklarının ayrımından bahsetsem nolacak bahsetmesem nolacak, vazgeçiyorum. beni muhtemelen enfeksiyoncu sanıyor ama olsun napalım...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;em&gt;4. a aa hani estetikçi olacaktın sen? ay yağlarımızı alacaktın.&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;plastik cerrah arkadaşlarım olacak, onlar yaparlar (iç ses biraz mahsundur, ben de kan tahlillerini okurum)&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;yuhh!!  pess valla,  bana mı umut bağlayıp yiyodun günlerde o kadar pasta böreği son 3 senedir. alla alla yaa!! zaten kafam karışık ne bu yaa!! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;  bu son darbe ağır gelmiştir ve taze mikrobiyolog odasına sevgili masasının başına dahiliye notlarının arasına geri döner...&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-6262374058480070360?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/6262374058480070360/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=6262374058480070360&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6262374058480070360'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/6262374058480070360'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/hangi-bolume-girdim.html' title='hangi bölüme girdim'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9041461264636716973.post-823694606908479249</id><published>2009-06-05T21:12:00.005+03:00</published><updated>2009-06-05T22:18:50.525+03:00</updated><title type='text'>sevgilim bu satırlar senin</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:130%;color:#003333;"&gt;ne kadar kırmızı. etraflarında oluşan halkaya mı yoksa, fütursuzca istila eden damarların, kan çanağına çevirdiği gözlerime mi söylemiştim bunu, karar veremeden, çekildim aynanın önünden. ruloya sarılıp ayakta bekleyen kağıt havludan iki parça kopardım. mutfağa gidip kendime bi fincan çay doldurdum. günlerdir beni saran kasvetin bugün gözlerime hücum etmesinden başım ağrımaya başlamıştı. masaj koltuğu fayda etmemişti kasılan omuzlarıma. bi ağrı kesici arandım annemin ilaç sepetinden. beyaz hapı susuz yuttum. dilimde bıraktığı acı tadı bastırmak için fincanımı dudaklarıma götürdüm. sıcak bir temas , o kadar. kablosuz internetin her ne hikmetse sadece modemin yanında çalışmasına sebep kardeşimin odasına girdim. kapıyı, adananın sıcağına rağmen ardımdan çekip laptopumu açtım. evimiz hastaneler caddesi tabir edilen bi yerde olduğu için çocukluğumdan beri aşina olduğum ambulans sirenlerinden birinin eşliğinde belgelerim klasöründe adıma özel dosyaların arasından ikimize ait fotoğrafların olduğu bi klasörü açtım. masaüstüne düşen çehrene baktım uzun uzun. 3 sene öncesinden başlayan hikayemiz, farkında olmadan biz, yüzümüze yazılmış gibi her yeni fotoğrafta başka çizgiler gölgeler keşfettim. ne kadar küçükmüşüz dedim önce. zamanı dilediğim gibi ileri geri sardırmanın özgürlüğüyle tekrar tekrar baktım. en başından. büyümüşüz dedim sonra. beraber büyüdüğümüzü farkettim. aç deyilim diyip yemeğine saldırdığım günki halimize güldüm yeniden. nöbet çıkışı yorgun başımı omuzuna yaslamıştım,yanağımda dolaşan parmaklarının şefkat dolu, pamuksu dokunuşlarını duydum yeniden. gerçi o anın dondurulmuşu elimizde yok ama yurt bahçesinde ilk elimi tuttuğun gecenin karanlığına veryansın edercesine çakmak çakmak parlayan gözlerinle titredim yeniden. denize düşüyorum sandıkları tekne gezintimizde, köpüklere parmak uçlarını deyirmeye çalıştığım ayaklarımı yakalamaya çalıştığın tatilimize döndüm yeniden. soğuğun renlerimizi matlaştırdığı istanbul sabahında kuşlarla beraber yediğimiz simidi tattım yeniden. izmir karşıyaka vapurunda bankolara ters dönüp havada kapan martılara ekmek kırıntıları attım yeniden. bir ankara yazında kızılay akşamında kanun eşliğinde içtiğin sigarayı kıskandım yeniden.koskoca bir otobüse doluşup gittiğimiz amasrada ben buraları biliyorum deyip sen de peşimsıra kayboldum yeniden.bazen konser bazen dersane çıkışlarında gittiğimiz sokak köftecisinde zeki mürenin pilli teypten gelen sesini duydum yeniden. beraber bulup beraber temizlediğimiz ilk evimde yere serdiğimiz gazete üzerinde senin getirdiğin beyaz peynir domatesli nevaleyi dostlarımıza sundum yeniden. geçtiğimiz kış gölbaşında buz tutmuş gölün üzerinde seninle yürüdüm yeniden. sadece insanları değil müziğin ritmini de unutup yorgun ayaklarımı ayaklarının üzerine koyup kollarında dans ettim yeniden. doğum günüm için yaptırdığın ömrümde gördüğüm en müthiş pastaya beş yaşıma ait bir heyecanla ellerimi çırptım yeniden. tayinim bitlise çıktığında bahçe duvarının önünde duran sana ve arkandaki sonbahara ağladım yeniden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:130%;color:#003333;"&gt;şimdi, gidiyor musun? sen şimdi benim küçük sevgilim.. askere... ne zaman ve nasıl bu kadar büyüdük de hayat bir anda.. nasıl böylesi bir sürprizle... biliyorum daha erken diceksin, geçecek tatlım yine beraber olcaz diceksin. ahh yumuşacık sesin... yine gözlerimden yaşlar akıyor bir biri ardına. bitmesin bu yazı. son cümlesi olmasın. seni seviyorum derken ansızın havada asılı kalsın. tıpkı böyle, beni sevdiğini söylediğin ilk günki gibi..pat diye..............&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;font-size:130%;color:#003333;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9041461264636716973-823694606908479249?l=boynubukukbirpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/feeds/823694606908479249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9041461264636716973&amp;postID=823694606908479249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/823694606908479249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9041461264636716973/posts/default/823694606908479249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://boynubukukbirpapatya.blogspot.com/2009/06/sevgilime.html' title='sevgilim bu satırlar senin'/><author><name>boynu bukuk bir papatya</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14705136555896215112</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://bp1.blogger.com/_V25b996lRvs/R1HKfvAcd0I/AAAAAAAAAAo/6-_dksT-TDM/S220/Yeni+Resim.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
